Mahallenin gopilleri!..

A+A-
Yavuz Selim DEMİRAĞ

Yetmiş yıllık ömründe aşkı tatmamış, sevdanın yanından geçmeyerek vuslata erememiş birinden değil lider, engel bile olmaz... Olamaz!.. Evlat şefkatini yaşamamış birinin, evlat acısından haberi olamayacağı gibi evladın kıymetini tahayyül etmesini de beklemek saf dillik sınırlarını zorlamanın ötesine geçmez. Bir çocuğun ayağına batan dikeni ruhunda ana ile baba bilir. Gerisi lafugüzaftır. Vicdanın okka ile dirhem ile satın alınabileceğini zanneden zatların duyguları arasında emeğe, alın terine, hakka, hukuka saygı da yoktur. Siz bakmayın "saygıda mecburiyet, sevgide serbesiyet" dediklerine. Sevginin kırıntısı dahi yoktur yüreklerinde... Bu yüzden mirasyedi hovardalığında har vurur harman savurur babadan kalanları. Bunca pay sahibi var iken sadece kendisinin tereke sahibi olduğunu sanır haris... Hasetinden kırıp-döker. Sonunda reddimirasa ile kaçıp gidecektir ne de olsa. Dahası hak sahiplerinin payını vermek yerine onları ortadan kaldırmak gibi, kiralık katil tutmak gibi çılgınlaşır... Cinayetin sonunda hakkını vermediği gibi tanımamazlıktan gelir tetikçiyi. Gasp ettiği makamda maşalarına emirler yağdıran iç güveysini bir kenara bırakıp bir güzel tablo ile içimizi açalım önce.

***

Türk Milletinin Anadolu'yu yurt edinmesinin kapısı Malazgirt'tir. Yıllarca ihmal edilen Muş ilimiz. AKP, Muş'ta miting yapıp dağılınca yerlere atılan ay-yıldızlı Türk bayraklarını toplayıp, yıkayıp, ütüleyen Ülkü Ocaklı gençler gözlerimizi yaşarttı. Ankara'da, Mersin, Antalya, Bursa gibi illerde ülkücü olmak kolaydır. Yiğitlik Muş, Bitlis, Bingöl, Diyarbakır, Van, Hakkari, Şırnak, Şanlıurfa'da ülkücü olmaktır. Bayrağı layıkı ile taşımaktır.

Ülkücü hareketin kurucusu Başbuğ Türkeş: "Ülkücü bayrak gibidir. Bayrağı yere düşürmez, kirletmez, çiğnetmez" demişti. Muş'taki Ülkücüler, Bozkurt gibi bayrağı yerden alıyor. Silifke'de kendilerinin ülkücü gibi ulvi bir sıfatı taşıdığını iddia edenler ise ülkücü ağabeylerinin bulunduğu salonu basıp, kürsüyü devirerek yere düşürdükleri bayrağı çiğniyorlar. Her şeyden önce ülkücü, Türk töresini bilen yaşayan kişidir. Milliyetçi-Ülkücü Hareketin teorisyenliğini, hocalığını, eğitimciliğini yapan büyüklerine karşı asla saygıda kusur edemez. Konferans salonunu basana haydut denir. Kervan soyan eşkıyadan farkı yoktur. Her biri doğuştan ülkücü olan Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu ve Prof. Dr. Ümit Özdağ'a yönelik saldırı gerçekleştiren asla ülkücü olamaz, mahallenin gopili olur!... Gopil!..

Ömürlerinin büyük bir bölümünü kan, gözyaşı ve çile ile geçirmiş, saçı-sakalı ağarmış ülkücülerin mahallenin gopillerine meydanı bırakacağını zanneden var ise yanılıyor. O gopilleri o salonlara gönderen ağa babaları, mafya bozuntuları da ülkücülerin sabırlarının zorlandığını unutmasın! O salondaki ülkücüler çok pusu atlatmıştır. Söz konusu meşru müdafaa olunca da icraatları tarihin sayfalarında kayıtlıdır.

Son sözümüz de o gopilleri oraya gönderen zübüklere... Siz de hiç utanma arlanma yok mu?

  • Yorumlar 15
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları