Mahkemeyi reddedip babamı başımın üstüne koyuyorum

Selcan TAŞÇI HAMŞİOĞLU

Bitmiyor, sürekli yeni görüntüler geliyor gözümün
önüne...
Mesela tam hakim “babalık ve kocalık haklarından men” dediği an; bir çok baba arkasına döndü, eşi ve çocuklarını aradı kalabalığın arasında. Göz göze gelmeyi başarabilenler yumruklarını havaya kaldırıp “Baban hâlâ burada, kocan hâlâ burada, yıkılmadı, sen de yıkılma” dedi; bakışlarıyla!
Ve o babaların kızlarından biri, Ergun Saygun’un kızı Ece, bakın bütün çocukların paylaştığı duyguyu nasıl özetledi iki satırda:
 “10. Ağır Ceza Mahkemesi bana babamı reddetme hakkı vermiş. Ben mahkemeyi reddedip, babamı öpüp başımın üstüne koyuyorum!”

***

Aytaç Yalman Balyoz Davası’nda tanık olarak dinlenmediği için yapılan eleştirilere cevaben “Ben bu davada tanıklık yapmak istedim. Ancak mahkemeden bu yönde bir davet almadım” demiş Fikret Bila’ya.
Yapmayın Sayın Yalman, bu dava sayesinde hepimiz az buçuk hukuk öğrendik, siz davet beklemek yerine “Mahkemeye vereceğim bilgiler var” deyip kendiniz gitseydiniz, kulaklarını mı tıkayacaktı mahkeme heyeti? Ağzınızı mı bantlayacaktı?
Yaşasın Demokrasi!
Lafı hiç dolaştırmadan, Cengiz Çandar’ın dünkü yazısından aynen aktarıyorum. Diyor ki “Balyoz Davası’nın yürütülüş tarzı ve hukuki sonuçlarına bakıldığında “adaletin yerine getirildiği”ne ilişkin yabana atılmamış kuşkular da var.(...) Öne sürülen “hukuk ihlalleri”ne sağlam ve inandırıcı bir karşılık bulunmadığı takdirde, Balyoz Davası kararları “hukuken” ve “adalet” açısından “yaralı” olacaktır.”
Ve sonra...
“Yine de” diyor Çandar...
Yani karar hukuken ve adalet açısından “yaralı” olsa da;
“Balyoz Davası, evet, “Türkiye’nin Nürnberg’i”dir. Bundan böyle, “vatanı kurtarmak” gerekçesi ve bahanesiyle “askeri darbe” hesapları güden silahlı kuvvetler mensuplarının önünde Balyoz davası, bir “caydırıcı emsal” olarak yerli yerinde kalacak.”
Sabah gazetesinin önceki gün abidevi puntolarla “yaşasın” diye alkış tuttuğu “demokrasi” bu işte;
Hukuka uysa da uymasa da ne gam!
İyi oluyor ama...
Bu arkadaşlar “güç bizde artık” özgüveniyle, freni boşalmış kamyon gibi yazmaya devam etsinler böyle... Bugün olmasa bile, bir gün Balyoz sanıklarının dediği olur da “onları yargılayanlar/yargılatanlar da yargılanmak durumunda kalırlarsa”, zafer sarhoşluğuyla yapılan bu “hukuksuzluk” itirafları sayesinde epey kanıt birikmiş olacak delil dosyasında!
Selcan Taşçı

 BASINDAN SEÇMELER


Bingöl pususu müzakere için organize edildi
Hakkâri’de PKK şehirlerin etrafını ağır silahlarla doldururken kulağının üstüne yatan istihbarat birimlerinin amacı ile Bingöl’de düz ovada PKK’ya pusu kurdurtup asker yaktıran devlet aklının amacı aynı: Ankara’da bıkkınlık yaratıp ölümü gösterip sıtmaya, yani Oslo mutabakatına, razı etmek.
Bu süreçte CHP’nin bir panik hâlinde Oslo müzakerelerini yeniden gündeme taşımasının da bir hikmeti olmalı. CHP durduk yere neden Oslo müzakerelerini yeniden gündeme getirdi?“Müzakereci sol” yazarlar ile Selahattin Demirtaş’ın aynı anda ortaya çıkıp “Oslo mutabakatlar çok iyi, yapanları tebrik etmek lazım” demeleri de sadece bir düşünce egzersizi değil tabii ki. Kamuoyunu “Oslo mutabakatı iyiydi” düşüncesine hazırlamak.
Emrullah Uslu / Taraf

 

+++

 

Tarihi kararı kim nasıl yorumladı
Nedir iktidarı elinde tutanların ana hedefi... Ordunun güçlü ve geleceği parlak subaylarını tasfiye etmek, kendi ordusunu kurmak... Ama unutmayalım.. Ordular yalnızca darbe yapmazlar. Ordu ulusun ırzını, namusunu, taşını, toprağını, onurunu korumak için de vardır. Ordu düşerse pek çok şey birlikte
yıkılır...
Melih Aşık / Milliyet

***

Vicdana sığmayan kararlarla, askeri vesayeti kaldırabilirsiniz.
Ama herkes emin olsun ki; zedelenen bir adalet duygusunun demokrasiye vereceği zarar; Askeri vesayetinkinden kat kat fazladır.
Ertuğrul Özkök Hürriyet

***

Tüm bu olanları tarih kitaplarına koymayın... Çocuklarımız okuyup utanmasınlar...
Bekir Coşkun Cumhuriyet

***

Emrinde ordular ve silahlar olan generallerin hukuk önündeki vaziyeti; vatandaş olarak hepimizin güvencede olduğunun kanıtı değil mi?
Mümtaz’er Türköne  Zaman

***

Davanın başından beri ortada ne gerçek bir savcı, ne de gerçek bir mahkeme vardı.
Ezgi Başaran Radikal

***

Karar, demokrasi adına tarihsel önemdedir. “Türkiye’de artık darbeler dönemi kapandı” sözü retorik olmaktan çıktı. Yargı üzerinden hayata geçti!  
Derya Sazak  Milliyet

***

Balyoz davası geçmişi yargıladı. Fakat mesajı bugüneydi. Bugünkü orduya sesleniyordu. Senin koruyuculuğun bitti. Senin kollayıcılığın son buldu.
Necati Doğru Sözcü

***

Türkiye, darbecisini devlet başkanı yaptığı ülkeden, darbe teşebbüslerini yargılayan bir ülkeye evrildi. Artık geriye dönüş yok, bu yolda ilerleyecek.
Mustafa Ünal Zaman

***

Böyle olmamalıydı.. Kafalarda soru işareti kalmamalıydı, yargılama pırıl pırıl olmalıydı, şaibesiz olmalıydı.. Olmadı..
Mehmet Tezkan Milliyet

***

Yapanın yanında kâr kaldığı için su-i misal emsal oldu. Yani kötü örnek, örnek alındı.  Balyoz davası ve kararları bu dönemin noktalanması açısından bir ilk.
Nazlı Ilıcak Sabah

***

330 kişiye ceza verildi deniyor. Yanlış. 330 kişiye ceza verilmedi. Ne kadar evlatları varsa... Ne kadar torunları varsa... 330 aileye ceza verildi.Çünkü... Baba’lıktan men edildiler.
Yılmaz Özdil Hürriyet

***

Türkiye için tabii ki, gelecek için, hukuk için, demokrasi için, düzülen insan hak ve özgürlükleri için.. yargı için, evete yargı için Kara Gün...
Orhan Bursalı Cumhuriyet

***

Bir darbe planı ilk kez hukuki bir karara bağlandı. Bu bir hukuk devrimiydi.
Mehmet Baransu Taraf

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş