MAÎ dergisi...

A+A-
Ahmet SEVGİ

Lisede okurken “Ahmet Taş” adında sınıfça çok sevdiğimiz bir felsefe hocamız vardı. Dersin birinde dergiden söz açıldı. Hocamız herkese ayrı ayrı “Dergi okuyor musun, ayda kaç dergi okuyorsun?” gibilerden sorular soruyordu. Sıra bana geldi. Ben de ayda sekiz ayrı dergi takip ettiğimi söyledim. Bunun üzerine hocamız  “Sevgi, din kardeşiyiz, atma!” diyerek söylediklerimi inandırıcı bulmadı. Ben de “Hocam, inanmıyorsanız idareden bilgi alabilirsiniz”  dedim. (O zamanlar -biz yatılı okuduğumuz için- öğrencilere gelen yayınlar okul yönetiminin kontrolünden geçerdi.) Hocamız üşenmemiş konuyu incelemiş, bir-iki hafta sonra sınıfta “Geçen gün Sevgi, ayda sekiz ayrı dergi okuyorum, demişti de inanmamıştım. İnceledim, arkadaşınız doğru söylüyormuş” diyerek sınıf huzurunda beni tebrik etmişti.
Bu hatıramı şunun için naklettim: Bendenizin, tahsil yıllarımdan beri dergilere karşı özel bir ilgim var. Nerede yeni bir dergi çıktığını duysam heyecanlanırım. Yeni çıkan her dergi benim için potansiyel bir fikir ve sanat akımı demektir. İzmir’de çıkmaya başlayan MAÎ dergisini incelerken de aynı şeyleri düşündüm.
“Kıymetli dostlar; yepyeni seslerle, yepyeni sözlerle ve yepyeni bir dergiyle çıkıyoruz karşınıza. Ayak izlerine basmak değil derdimiz; basılacak ayak izleri ortaya çıkarmak arzusundayız. Eğreti tatlar peşinde koşmak değil gayemiz; bizim olanı, bize göre olanı nakşetmek istiyoruz genç dimağlara...
Biz Türkçemize; “bilim dili olamaz” diyenlerin değil, Karamanoğlu Mehmet Bey’lerin gözüyle bakıyoruz. Biz kültür ve edebiyatını aşağılayanlar değil, onunla gurur duyanlarız”  diyerek yola çıkan MAÎ dergisinin 2. sayısı da çıktı. (Sayı: 2, Haziran-Temmuz 2009/ Tlf. 0 533 513 6153/ E-posta: maidergisi@gmail.com 
1. sayıda olduğu gibi 2. sayıda da MAÎ dergisi dolgun bir muhteva ile çıkmış. Recep Duymaz, Hüseyin Tuncer, Murat Cengiz, Ahmet Habip, Nurullah Çetin, Mahmut Kaplan, Bedia Koçakoğlu ve adlarını zikredemediğim daha birçok yazarın dememe ve araştırmalarının yer aldığı dergi bence büyük bir boşluğu dolduracağa benziyor.
Dergi yöneticilerine bizim âcizane tavsiyemiz; araştırma yazılarından ziyade deneme, makale ve şiirlere ağırlık vermeleridir. Her sayıda muhakkak bir hikâye olmalı... Ayrıca, dergi sayfaları sadece beyne değil, göze de hitap etmeli. Yani resim de kullanılmalı... Bu konuda HİSAR dergisi örnek alınabilir. Bana sorarsanız fikir ve sanat dergiciliğinde HİSAR’ın kapanmasıyla doğan boşluk hâlâ doldurulabilmiş değil. Söz konusu boşluğu MÂÎ niye doldurmasın?..
Yazımızı dergide yer alan insana dair bir yazıdan aldığımız şu ifadelerle tamamlayalım:
“İnsan güzel ahlâk ve irfandan ibarettir. Oysa dünya bu iki hasletten hızla uzaklaşıyor. Şöyle etrafınıza bir bakın; güzel ahlâkı zatına, zatı da güzel ahlâkına ayna olabilecek kaç kişi görebilirsiniz? O zaman gelin ilim, irfan ve güzel ahlâkla yoğrulmuş yeni bir nesil inşa edebilmek için kolları sıvayalım...”
MÂÎ dergisini bütün edebiyatseverlere -özellikle de gençlere- tavsiye ediyoruz...   

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları