Malazgirt ve Türk Milleti gerçeği

A+A-
Sadi SOMUNCUOĞLU

Ağustos ayı, "Türkerin zaferler ayı" dır. Doğurduğu sonuçlar bakımından çok önemli olan bu zaferleri daima hatırlamamızda fayda vardır:

Büyük Selçuklu Sultanı Alparslan, Malazgirt Meydan Savaşını kazarak, Türklere Ön Asya'nın kapılarını açtı. En önemli vatanımız olan Anadolu'da yükselen medeniyetle üç kıtaya yayılan Türkler, dünyanın mecrasını değiştirerek, şekillendirdi.

Bu kutlu zaferin 946. yıldönümü münasebetiyle Malazgirt'te düzenlenen devlet törenine, Cumhurbaşkanı Erdoğan da katılarak, hamasi bir konuşma yaptı. Bu önemliydi. Çünkü, 1971'de,  900. yıldönümünde Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay'dan sonra, bu katılım ilkti. Erdoğan'ın konuşmasında maalesef, yine kafa karıştıracak ifadeler yer aldı. Keşke bunlar olmasaydı. Örnek verecek olursak: 

 "80 milyon tek milletiz. Tıpkı 2023 gibi, 2053 gibi; 2071'i de kendimize bir ufuk çizgisi, bir Kızıl Elma olarak belirledik. Malazgirt Savaşı, Anadolu'daki çokluk içinde birlik, çoğulculuk anlayışının en somut tezahürüdür. Biz 80 milyon tek milletiz. Biz, etle kemik, etle tırnak gibi tek milletiz. Tek bayrak. Bayrağımıza eş bayrak asla. Bayrağımız rengi şehidimizin kanı, hilal bağımsızlığımızın ifadesi, yıldız şehidimizin kendisi."

Güzel, ama bir mahzuru yoksa şu tek milletin adı ve dili  de söylense, etnik gruplar ayrı bir milletmiş gibi izlenim yaratılmasa, daha iyi olmaz mı? Bir tek olan millet, sonuçta tekrar bir yapılacaksa neden parçalara ayrılıyor, anlamak mümkün değil. Bunun için şu esrarengiz "birlik" tarifine, bakalım:   

"Biz, Türk'üyle, Kürt'üyle, Laz'ıyla, Çerkez'iyle, Gürcü'süyle, Boşnak'ıyla, Roman'ıyla, Arnavut'uyla 80 milyon tek milletiz. Bizi bölemeyecekler."

Bunca yıldır, okuyup yazıyoruz; Allah şahit, hiçbir millet görmedik ki, farklı soydan, boydan, aşiretten, etnisiteden aileden, mezhepten, hatta dinden olmasın. Yine görmedik ki, bu milletlerin başbakanı, cumhurbaşkanı, kralı veya devlet adamları çıksın, ikide bir, yerli yersiz, milletin birer parçası olan mezhep, etnik grup (ırk, köken) gibi toplum birimlerini ayrıştırarak vurgulasın. Mensubu olduğu veya temsil ettiği milleti etnik gruplardan biri gibi gösterip, milletinin adını ısrarla telaffuzdan kaçınsın. "Hepinize millet" diyorum tekerlemesiyle; sosyolojinin, törenin, siyasetin, uluslararası hukukun, dinin, kurulu düzenin ve millî kimliğin esaslarını, hafife alıp hiçe saysın.   Sonra da "hepiniz vatandaşlık sözcüğü altında birlik olun" desin. Madem, "Biz, etle kemik, etle tırnak gibi tek milletiz", el hak doğrudur; o halde niçin "birleştirmek üzere" Türk milleti sosyal topluluklara, sürekli ayrıştırılıyor? Lütfen açıklar mısınız?

Bakın, yabancı devlet adamları göreve geldiğinde ne diyorlar, onu da söyleyelim; "Ey Amerikan milleti birlik her şeyden önemlidir. Ey Alman milleti, bir ve bütün olmak zorundayız, vb. şeklinde konuşmayan yoktur. Etnik ayrıştırma, sömürge peşinde koşan Almanların, ikinci dünya savaşından sonra "Şark Akademleri"nde hazırladığı, Türkiye'de Etnik Gruplar  (Türkiye'de Etnik Gruplar. Peter Alford Andrews ve Rüdiger Benninghaus tarafından yazılmış ve derlenmiş. 1992'de İstanbul'da yayınlanmıştır) kitabından kaynaklanmaktadır. Türkiye'nin bütünlüğüne karşı, Almanya ve AB bu çerçevede, PKK dahil bütün bölücülerle işbirliği halinde çalışmaktadır.

4 devlet başkanımız

Millet ve birlik devlet büyüklerimizin nasihatları:

Sultan Alparslan: Siz bilmez misiniz. Cenab-ı Hak'kın rahmeti birlik ve beraberliktedir. Azabı ise ayrılıktadır… Biz halis Müslümanlarız. Bid'at nedir bilmeyiz. Onun için Cenab-ı Hak biz Türkleri aziz kıldı... (Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil, 27 Ağustos 2017

Sultan Abdülhamit: Bir hükümdar için lazım olan şey, memleketin yararıdır. Eğer bu yarar anayasanın ilanında ise, o da yapılıyor. Fakat iyi uygulanır mı, Türk'ün yararı saklı kalır mı, burasını kestiremiyorum.

Mustafa Kemal Atatürk: Bu memleket tarihte Türk'tü, bugün de Türk'tür ve sonsuza kadar da Türk olarak yaşayacaktır.

Bilge Kağan: Ey Türk! Düşmanın dost görünen yüzüne, güzel hediyelerine kanıp, birliğini bozarsan, mahvolursun.

Malum mahalle

ODATV'nin hamarat kalemi döktürmüş… Konu MHP olunca,  eski yeni demeden, kendini tutamamış.  Küçük bir kusurları var; Google amcalarına müracaat ederek, işlerine yarayan ne varsa, "mahkeme ilamı" yapıyor. Bir de mesele soğuk savaş dönemine aitse, tutma gitsin. Ahkam çok, ama nerdeyse tek bir doğrusu yok. Ezberlerden birincisi şöyle; "Türkçü hareketinde 1969 dönemeç oldu. MHP dini motifleri ağır basan muhafazakar partiye dönüştürüldü."  Mübarek "Türkçü" oluvermiş de haberimiz yok. MHP, 1969'dan önce neyse, sonrasında da odur. Genel İdare Kurulu listelerini kıyaslamak yeterli olacaktır. İkincisi; "Türkçülük davasında mahkum oldular" hükmüdür. Bu da asılsızdır; çünkü herkes beraat etti. Üçüncüsü; Faruk Akkülah hoca, Genel İdare kurulu üyesi, orta halli bir esnaftı ve 1991'de rahmetli oldu. Nasıl oluyor da, Şubat 2017'de FETÖ'den tutuklanan oğlundan sorumlu tutuluyor? Vicdan meselesi değil mi?

Anti milliyetçi mahallenin en büyük tutkusu, anti-emperyalizmdir. İdeolojik bir tarifleri var. Gerçeklere göre yapılan tarifi sevmezler. Rusya gibi ideolojik akrabaları, assa, kesse de emperyalist olmazlar. Hasılı suçlama gani. Bir de kalkıp Akşener'e 1969'daki gibi, "Türkçülük"ten sapmayın" deniyor. Şu cürete bakınız!

***

Büyük Türk Milletinin kurban bayramını, saygıyla kutlarım.

  • Yorumlar 3
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları