''Mâlumdan'' malum oluyor!

A+A-
Altemur KILIÇ

Ünlü karikatür üstadı “Cem”’in 31 Mart vak’asından sonra yaptığı karikatür, aklımdan hiç çıkmaz; bu ayaklanmadan sonra, Hareket Ordusu subayları bir yobazı tutuklamışlar, götürüyorlar... Yobaz, medrese ağzıyla “ayını” çatlatarak “Nereden mâlum” diye sorunca zabit “Mâlumdan malum, yürrü!” der!
İnsan yaşlandıkça, bazı şeyler “mâlumlardan malum” oluyor. Deneyimlerine dayanarak, altıncı hisleriyle, olanları daha iyi değerlendiriyor ve olacakları da sezebiliyor!

Kara listeler
Bir süredir, ülkenin bu sisli puslu ortamında, dikkat ediyorum kuvvetle seziyorum; Atatürk’e, TC’ye, devrimlere ve milliyetçiliğine karşı olan bazıları Orduyu yıpratmakla eş zamanda, Osmanlı hasretini gittikçe artan şekillerde ortaya vuruyorlar... O “mâlumlar”, “aydın-profesör vs.” sıfatlarının arkasına sığınarak, güya “bilimsel” olarak tarihin çöplüklerini eşeliyorlar! Önce “hangi Atatürk” diye sormakla başladılar... Mustafa Kemal’in, NUTUK’unda hakikatleri yazmadığını Kurtuluş Mücadelesinin gerçek “kahramanlarını” inkâr ettiğini yazıyor, söylüyorlar! Vahdettin’in belgelenmiş, hatta fotoğraflanmış ihanetini görmezden gelerek Mustafa Kemal’in İngilizlerle işbirliği yapmak istediğini, televizyonlarda söylüyorlar!..
Hasan Cemal durur mu;  “Latife” müellifi İpek Çalışlar’ın yeni kitabına dayanarak, “Halide’yi”, (Halide Edip Adıvar) “devletin kara listesinden kurtarmak” istermiş. “Ve Türkiye’nin ‘resmi tarihi’nde yer alan bazı yalanlar” diyor. Dillerinin altında, “devletin yalanları” Mustafa Kemal’in NUTUK’u! Hasan, sonraları DP’den milletvekili olan Halide Edip’e atfen, “Bu milleti Atatürk yoktan var etmiş değildir” diyor... Mustafa Kemal’in asla böyle bir iddiası olmamıştır... Ama Mustafa Kemal bu millete, millet olmak şuurunu telkin etmiştir.
Hasan Cemal’e ve İpek Hanıma göre Halide Edip Hanım Cumhuriyetin, Atatürk’ün kara listesine, Atatürk’e karşı çıktığı için sokulmuş ve “Mandacı etiketi de, Halide Edip’in yakasına böyle yapıştırılmıştı”! Ancak olay o kadar tek düze değil. Halide Edip, bu listeye, sadece ve özellikle Atatürk’ü eleştirdiği için değil, Kurtuluş Savaşı kadrosundaki bazı diğerleri gibi, Amerikan Mandasına taraftar olduğu için girmişti ve yurtdışına sürülmemiş, kendisi yeğlemişti! Bu kadroyla, Mustafa Kemal arasındaki “çatlağın” başlangıç noktası, “Amerikan Mandası” konusu; onlarla, Mustafa Kemal arasındaki geniş görüşlülük ve amaç farklılığı idi! Mustafa Kemal, bu kadro ile yoluna, devrimlere devam edemezdi! Mesela Rauf (Orbay) Bey, velinimeti Osmanlı Hanedanına karşı çıkamıyordu ve “hilafetin” kaldırılmasına karşı çıktı.
Bu gerçekleri, sadece, NUTUK’tan değil zamanın gazetelerinden, resmi kayıt ve tutanaklardan, biliyoruz. Halide Edip’in “Halide Onbaşının”, Milli Mücadeledeki hizmetleri inkâr edilemez. Ermenistan’ı kurmak için gelen ABD Generali James Harbord’a, Ermeni konusundaki gerçekleri anlatması, Sivas’a Mustafa Kemal ve sonra Kazım Karabekir Paşa’ya yönlendirmesi de yadsınamaz. Ama maalesef o da diğer vatanseverler de Türkiye’nin bağımsızlığını tek başına koruyacağına inanmamışlar, çareyi Amerikan “Mandasında” aramışlardı. Hiçbiri Mustafa Kemal kadar gerçekçi, vizyon ve irade sahibi değildiler.
Açıkçası; bu gerçek vatanseverler, Kurtuluş Savaşı esnasında, Mustafa Kemal’le birlikteki hizmetlerinden sonra, ondan ayrı düştüler. O’nu kıskandılar ve  “Tek Adam”  olmasını sindiremediler. Ellili yıllarda Rauf Bey, Aksaray’da bir apartmanda komşu olduğumuz zaman, bizzat bana “Biz hata ettik. Mustafa Kemal’i anlamadık” diyecekti!

Osmanlı özlemi
Son günlerde bir de Osmanlı dönemi özlemi başladı. Hiç bir milliyetçi, Osmanlının muhteşem geçmişini, dirayetli padişahları inkâr edemez. Hepimiz, Cumhuriyetçi olsak da bir yerde de “Osmanlıyız” ve nesebimizi inkâr edemeyiz. Ancak bu başka, Osmanlıya, Hilafete hasret çekmek başka. Ve II. Cumhuriyeti Osmanlı Cumhuriyeti olarak kurmak amaçları da bam teli. O da başka!
Bazılarının tahayyül ettikleri, 2. Cumhuriyetin, “Padişahlık” olması halkın “millet” değil, “teba” olması, acaba Recep Beyin de hep “benim-benim” demesinin de altında   - şuuru altında- böyle bir özlem mi var?  
“Farzı mahal”, mesela, veya “Farzı muhal”  olacak şey değil ya, fikir jimnastiği “beyin fırtınası” yapalım; 2. Cumhuriyeti, Osmanlı Cumhuriyeti’ni kurmak konusunda referandum yapılacak. Bu referandumun soru maddelerinden biri de Erdoğan’ın, ömür boyu Başkan, adı konulmamış “Padişah” olması. Farz edelim ki, büyük çoğunlukla bunlara evet dedi. Bütün Müslüman devletler Erdoğan’dan “Halifeliği” kabul etmesini, istediler. ABD de AB de buna “olur” dediler! Şimdi Recep Bey, bu nimetleri kabul eder mi? Yoksa Mustafa Kemal’in yaptığı gibi, elinin tersiyle iter mi? “Mesela” dedik...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları