Maneviyatı (ideali) olmayan ordu vatanı savunabilir mi?

A+A-
Afet ILGAZ

Bedelli askerlik haberleri gündemde ağırlığını koruyor. Siyasiler, ekranlardaki kadınlı erkekli konuşmacılar bunu konuşup duruyorlar. Konuşulanlar daha çok  “askerliği reddiye” faslından. Özellikle kadın konuşmacılar her nedense bu konuda daha heyecanlı, tepkili hatta kavgacılar.
Oysa şehit annelerinin kendilerine özgü bir dünyaları vardır. Hüzünleri, acıları, içlerine gömdükleri sevgileriyle ötekilerden bambaşkadırlar. Hatta ister inanın, ister inanmayın, onlar şehit evlatlarını, evlerinde, yanlarında rüyalarında gördüklerini söylerler. Buna dair hikayeler anlatanlar vardır. Onlarınki çok geniş, çok derin, çok anlamlı bir dünyadır.
Bu anaların evlatlarından ayrılmamaları, onların ölüm acılarını tatmamaları için yapılacak şeyler, alınacak önlemler vardır. Bunlar, askerliği paralı, bedelli yapmaktan daha tesirli, kalıcı olacaktır ama gerçekleştirmek siyasilere zor geliyor.
PKK’nın dış bağlantılarını keseceksiniz, uyuşturucudan, türlü türlü kirli ticaretten elde ettikleri parayı önleyeceksiniz. Bağımsız bir siyaset oluşturacaksınız. Uluslararası yasaların size verdiği hakkı kullanacak sınır ötesi takipler, imhalar yapacaksınız. İçerideki şımarıklıkları, kanunsuzlukları önleyecek, bunlara taviz vermeyeceksiniz. En çok da bunu yapmayacaksınız. Seçim sistemini ona göre düzeltecek, devletin ciddi ve kararlı yüzünü gösterecek, o bölgelerde yaşayan milyonlarca temiz Kürt yurttaşa rahat bir nefes aldıracaksınız. Bunlar zor. Daha doğrusu ipin ucu kaçmış bir kere. Her gün elli tane etnik isim sayıp durmuşsunuz sekiz senedir. Hatta ölçüyü kaçırmışsınız ki Türk unsuru da bir etnik grup gibi ötekilerin yanına koymuşsunuz.

* * *

Şimdi buna karşı, yapılmaması gereken ama yapılanları sıralayalım. Çeşitli baskınlarla, aramalarla, medya yayınlarıyla, gözaltılarla, maneviyatı sarstınız. Geçen yazılarımızdan birinde yazmıştık. Bir genel müdürlüğe bağlı insanların vatan savunmasını hangi maneviyatla (idealle, moralle) nasıl yapacakları, gerekirse şehitliğe nasıl yürüyecekleri, yürüyüp yürümeyecekleri belli değil. Bunlara ağır silah ithal etme izni verilmişti. Yani vurucu güçleri olacak. PKK silah bırakacak demeyin, PKK her zaman ve her yerde olacak.  “Adı KAK olacak, TAK olacak, Kuşa Bak”  olacak ama, olacak.

* * *


Eski Genelkurmay Başkanlarından Hilmi Özkök, artık orduların milli hedeflerinden çıkması ve küresel güvenlik “konsept” ine göre şekillendirilmeleri, hazırlanmaları gerektiğini söylemişti. Anadolu’nun bağrına yerleştirilecek füze kalkanının düğmesine kimin basacağının da belli olmadığı ve asla olmayacağını düşünürseniz, aslında güvenliğin “milli değil NATO, yani küresel güç” bağlantılı bir güvenlik olduğunu anlarsınız.

* * *

Osmanlı ordularında da bir ideal vardı. Devşirmelerden oluşurdu ama ona göre eğitilirlerdi. Vatan, millet, din uğruna savaştıklarını ve öldüklerini bilirlerdi. Bu heyecan bittikten sonra, Yeniçeriler ticarete başladıktan ve esnaflaştıktan sonra Osmanlı ordularının ve dolayısıyla yönetiminin başarısı düşer. Yönetimin kendi zaaflarının buna katkısı ayrı meseledir.
Bütün bu çabaların, toplantıların, ülkeden ülkeye koşuşmaların, ödül alıp vermelerin, Güneydoğumuzda bir kukla devlet oluşturmaya matuf olduğunu, bu devletin de içimize uzanacak ve asla tedavi edilmeyecek bir “UR” dan başka bir şey olmadığını herkes kabul ediyor.
Manevi değerlerinden koparılmış bir Türk ordusu başarılı olabilir mi? Vatan savunması bilincinin zayıfladığı bir muharip güçle, ileride başımıza sarılacak tehlikelerin üstesinden nasıl geleceğimizi, gelip gelemeyeceğimizi düşünmek bile insana kaygı veriyor.

* * *


Başbakan, Bahçeli’nin açılım hakkındaki son derece haklı eleştirisine büyük bir öfkeyle cevap verirken, “açılımın” bir  “milli kardeşlik” projesi olduğunu söyledi. Güneydoğumuzda mahkemelerimize, polislerimize, askerlerimize, sokaklarımıza, dükkanlarımıza, evlerimize, cam ve çerçevelerimize yapılan vahşi saldırılar hiç de  “milli birlik ve kardeşlik” görünümünde olmuyor.

Yazarın Diğer Yazıları