Manzara hiç iyi değil...

Manzara hiç iyi değil...

Manzara hiç iyi değil...

Amerika ile aramız kötü...

Rahatsız edici ve çirkin!

Gerilim olanca şiddetiyle sürüyor.

Dengesiz, güvenilmez ve de bilgisi sınırlı bir başkan olduğu görülen Trump, büyük Türkiye'yi hiçe sayarak gidip PKK uzantısı YPG'nin kucağına oturdu!

ABD, Suriye'de YPG adı altında faaliyet gösteren PKK'lı teröristlere açıkça destek oluyor, civcivlerini koruyan anaç tavuk gibi onlara kol kanat geriyor!

Teröristler, kendilerine verilen ağır silahları ve zırhlı araçları PKK'ya yolluyor, onlar da gelip bizi vuruyor. İşin bu tarafı Amerika'nın umurunda değil! ABD yönetimi, kendi menfaatleri için yalnız müttefiklerini değil, babalarını bile satar! Onlar için dünyada sadece "Amerika'nın çıkarları" vardır. Gerisi boş!

* * *

Türkiye ile gerilimin had safhaya çıktığı bu günlerde, Adana İncirlik Üssü'nde ilginç bir olay yaşandı.

Açıkçası bir Türk olarak bu olayla gurur duydum.

Amerikalı komutanlar, operasyonlarda üstün başarı gösteren Türk Albay Orkun Özeller'e "Madalya ve berat" vermeyi kararlaştırdı.

Madalyayı İncirlik Üssü'nde "Doğal Kararlılık Harekâtı Komutanlığı" adına Amerikalı Albay Kevin Leahy takacaktı.

ABD'li albay, madalya ve beratını alması için yiğit Türk subayı Albay Orkun Özeller'i kürsüye çağırdı.

Türk albay geldi, kürsüye çıktı ve madalya ile beratı almayı reddederek,

Amerikalıları şoke eden şu konuşmayı yaptı:

* * *

"Sizleri yaralamak ve üzmek istemem. Fakat benim bu madalyayı kabul etmem mümkün değildir. Çünkü bu madalyayı verenler, benim düşmanım olan YPG'li teröristlerle işbirliği içindedir. Onurum, bu madalyayı kabul etmeme müsaade etmiyor."

Rahmi Turan Sözcü

***

Uydurulan palavralar neye dayanıyor

---

Atatürk'e, ailesine ve silah arkadaşlarına yönelik saldırılarda amiyaneliği anlamak güç değil. Sebep bizim hazin çağdaşlaşmamızdır. Kasabalara gerçek bir eğitim götüremedik. Mektep bitirenlerin gerçekleri yansıtan bir yorumuna rastlamak zor. Kulak dolgusu, dedikodu yöntemi tarihçiliğe de yansıyor. Sözü edilen insanların biyografilerinin ne kadar çarpıtılarak ve noksanla ele alındığını görünce dahi bunu anlarsınız.

BİR televizyon kanalının geçen haftaki tarih programında kendi içinde bütünlük arz etmeyen ve belirli bir çerçevede ele alınamayacak konular görüşüldü.

Aslında konular görüşüldü demek de fazla iltifat olur. Kahvehane köşelerinde, 50 yıldır tekrarlanagelen bazı yaveler ilk defa bu kadar açıklıkla TV ekranına da getirildi. Falanın annesi babası şu işi yapardı, filan şöyledir demek hiç kimsenin hak etmediği söylemlerdir. Her şeyi bir yana bırakalım, Türkiye cumhurbaşkanlarının ilki ve tabii bazılarının asıl rahatsız olduğu konu Kurtuluş Savaşı Başkomutanı, TBMM Reisi, Yeni Türkiye'nin kurucusu ve silah arkadaşlarının aralarındaki ilişkilerini abartarak yorum yapan çevreler, maalesef bu sefer de doğrudan doğruya Atatürk'ün ailesine el attılar.

(...)

"Bu 50 yıllık palavra neye dayanıyor" derseniz, Türkiye'de nüfus kayıtlarının geç tutulması, mevcutların iyi korunamaması, hatta zaman zaman kasaba nüfus memurluğu arşivlerinin sözde yanmasından ileri gelen bir sorundur. Mevcut belgeliklerimizin çeşidi ve türü değişik. Katolik ve Protestan Avrupa'da herhangi bir köyün kilisesinde bulunabilecek vaftiz, nikâh ve cenaze kayıtlarına Doğu'da rastlanmaz. Sırf İslam dünyasında değil, Ortodoks Hıristiyan âleminin kiliselerinde de bu tür açıklar vardır.

Dolayısıyla uydur uydurabildiğin kadar! Türkler soyunu, sopunu ve unvanını yaşadığı şehrin ve mahallenin halkının hafızasına ve ön planda da sülalelerine terk ederler. Hemşeriler ve akrabalarla ilişki ailemiz ve bizim tarihi kimliğimizin nüfus ve tapu kaydıdır. An şart ki Balkan Savaşları, Rusya'nın işgalleri gibi olaylarla vilayetler elden çıkıp insanlar perakende dağıldıkça toplumsal kayıtlar zayıflar. Her ailenin ve Rumeli'nin her evladının başına gelen bu felaketten istifade etmek çakallığı ise son 50 yıldaki bazı geri zekâlıların marifetidir. Bunlara yüz verilmemesi gerekir. Hukukunu müdafaa edemeyecek tarihi büyüklerimizin savunmasını tarihçiler ve tarih bilenler yapmalıdır. İstiklal Savaşı komutanlarıyla didişmeye kalkan sivri zekâlıların bu faaliyetlerinin arkasında tarihçilik merakının hatta ideolojinin ağırlık kazandığına inananlardan değilim, saikler başkadır. Türk tarihinin kurumları ve büyükleriyle didişmek, yani tahripkâr bir milliyetçilikle ortaya çıkmak bize ve bazı toplumlara has olaydır.

Halk harekete geçti

Bu son programla devlet mekanizması ama esasen de halk harekete geçti. Belirli yayınlar ve dergiler toplatıldı veya mağazalar satıştan kaldırıldı. Sosyal medya tepki gösterdi, Başbakan Binali Yıldırım ve Avrupa Birliği Bakanı Ömer Çelik malum programı protesto etti. Tarih çarpıtmayla siyaset yapma eğiliminin de böylelikle eriyeceğini umarız.

İlber Ortaylı Hürriyet

***

Pallis

---

Taha Akyol sütununda Yunanlı politikacı Alexander Pallis'in 1937'de yazdığı "Yunanlıların Anadolu Macerası" adlı kitabından alıntı yapmış. Pallis der ki:

"Mustafa Kemal ve Venizelos Balkanlar'da kendi kuşaklarının yetiştirdiği yegâne devlet adamlarıdır. Hemen herkes, Mustafa Kemal'in dünyanın en büyük devlet adamlarından biri sayılmasının sebeplerini bilir. En yüksek derecede bir askeri ve siyasi dehanın bir araya gelmesiyle, önce memleketini yok olmaktan kurtarmış, sonra da yeniden kurmayı başarmıştır."

Atatürk'ü düşmanları tanıdı, bizim tarihçi geçinenler bir türlü tanıyamadı... Bir de Atatürk'e hakareti tepeden özendirenler var ki... Onlar yine suskun...

Melih Aşık Milliyet

***

Atı alan Trump nereyi geçti?

---

Cumhurbaşkanı Erdoğan...

Yapma Trump...

Etme Trump...

YPG ile iş tutma Trump...

Terörü terörle yenemezsin Trump...

Türkiye'yi hafife alma Trump...

Demek için Trump'la görüşmeye giderken...

Trump "YPG'ye ağır silah verilsin" kararının altına imzayı çakıverdi.

Bu durumda...

Atı alan Trump nereyi geçmiş oldu?

Ben münasip bir Üsküdar bulamadım vallaha...

Ahmet Hakan Hürriyet

***

FETÖ'nün üst düzeyi!

---

Dün yapılan "Edirne merkezli ve 14 ili kapsayan" son FETÖ operasyonunda 50 astsubay gözaltına alındı.

Ondan önce Bolu merkezli 4 ilde "ByLock" kullandıkları iddiasıyla 17 kişi yakalandı, bazıları tutuklandı.

11 Mayıs'ta Antalya'da FETÖ operasyonunda 5 savcı ve hakim tutuklandı.

Kayseri'de daha önce çok sayıda iş adamı ve siyasetçi için FETÖ'den gözaltı kararı verilmişti, 2 gün önce 9 iş adamı için gözaltı kararı çıktı.

4 Nisan'da HSYK'dan 45 hakim ve savcı ihraç edildi ki bu HSYK; Türkiye'deki tüm hakim ve savcıların "mesleğe kabul"ünden başlayıp "atama ve yetkilendirme, disiplin ve terfi" gibi tüm geleceklerine karar veren kuruldur.

Nasıl fırsat buldular?

Düşünün, 18 Temmuz 2016'da 30 vali görevden alınmış.

2 Ocak 2017'de 17 vali, 74 vali yardımcısı, 100 kaymakam gözaltına alınmış.

Aynı tarihte FETÖ kapsamında rekor sayılacak bir sayı; "41 bin tutuklu, 902 gözaltı" var, tutukluların 7 bin 590'ı polis.

FETÖ operasyonlarının yapıldığı illeri saymak mümkün değil, bunu anlamak da mümkün değil.

Türkiye'nin tümüne ve en önemli kurumlarına on binlerce FETÖ'cü yerleşirken; bu kurumlardan sorumlu olan "daha üst kurumlar, makamlar" neyle meşgulmüş?

Güngör Mengi Vatan

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş