Maraş deyince

A+A-
Rauf DENKTAŞ

Rum basınından öğreniyoruz. Hristofyas AB’nin 26 devlet başkanına, AB yetkililerine, Güvenlik Konseyinin Daimi üyelerine mektup yazarak “görüşmelerin güçlendirilmesi için Maraş’ın, yeniden inşası konusunda keşif yapmak üzere BM uzmanlarının Maraş’a girişlerine Türkiye’nin izin vermesi için”  girişimde bulunmalarını istemiş. Görüşmelerde fazla mesafe alınmamış ama, Maraş’ın iadesi için hazırlıkların başlatılması görüşmelere güç katabilecekmiş!
Görüşmeler devam ederken, Hristofyas bu konuyu neden masaya getirmedi de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin toprağı olan Maraş için Türkiye’den izin istiyor?
Son zamanlarda Türkiye, Kıbrıs’ın her şeyinden sorumlu olduğunu kabul edercesine beyanatlarda bulunuyor. Bunu teyit eden Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni yok farz eden son AİHM kararını bile Türk makamları, Türk tarafı için “zafer” olarak kabul edebildiğine göre, Hristofyas’ın bu girişimine belki de şaşmamamız gerekir! Ancak bunları geçelim.
Hristofyas, Maraş konusunu görüşme masasına getirmiş olsaydı kendisine verilecek cevaplar ve sorulacak sorular olacaktı.
(1) Hristofyas, Maraş’ın %80 gasp edilmiş Vakıf arazi üzerine inşa edildiğini; Loizudu davası emsal alınarak Evkaf’a, gasp tarihinden bu güne kadar bu emlakin kullanımı için kira ve manevi tazminat verilmesi gerektiğini kabul etmeden bu konu gündeme alınamaz, çünkü, zamanında, Maraş sakinlerine geri dönme çağrısı bir çok kez yapılmış, fakat Rum liderliği, Kıbrıs’ın tümüne dönüşü öngördüğü için, bu insanların dönüşüne izin vermemiştir. Bu arada Rum liderliği Güvenlik Konseyinden  “taşına dokunulamaz”  şeklinde bir karar çıkartmayı başarmış, bu nedenle, yıllar bu şehrin yıpranıp harap olmasına neden olmuştur. Bu nedenle, Türk tarafı Maraş’ın tamiratından sorumlu tutulamaz. Hristofyas bunları kabul ediyor mu?
(2) Ayrıca, Maraş konusu da artık toprak ve mal-mülk konusu olarak ele alınacağına göre, bu konuya (son AİHM’in kararından sonra Hristofyas’ın da dediği gibi, bu konular görüşmelerde halledileceğine göre) Türk tarafının eskiden bu yana üzerinde durduğu (Annan Planı ile savsaklanan ve Toprak Tazmin Komisyonu ile çığırından çıkmış olmasına rağmen) Global çözüm formülüne dönülmelidir. Bu da, iki Maraş’a bedel 103 köyün topraklarını 47 yıldır kullanmakta olan Rumlardan (Loizudu kararını emsal alarak) benzeri kira, tazminat, (ve Türkiye tarafından kurtarılıncaya kadar yüzde üç toprağa hapsedilerek çile çekmiş olan halkımıza manevi tazminat talebi de masaya yatırılmalıdır. Maraş’ı talep eden Hristofyas buna ne der?
(3) 1963’den - 1974’e kadar, Akritas Planı gereğince Türklere yapılan zarar ve ziyan, kayıp ailelerine, toplu mezarlara gömülmüş olanların ailelerine tazminat konusu da Maraş konuşulurken, tazminatlar arasında ele alınmalıdır konusuna Hristofyas olumlu cevap verecek mi!
(4) Türkiye’nin müdahalesinden doğan ne varsa, bunun sorumlusu Yunanistan ve Kıbrıs’ta EOKA B bayrağı altında Yunanistan ile birlikte hareket etmiş olan Kıbrıs Samson Hükümeti olduğuna göre, Türkiye’den tazminat talep etme hakkı olmadığını, “Kıbrıs meselesi 1974’de başladı”  yalanını söylemeye devam eden, EOKA’dan ilham alan Hristofyas efendi kabul edebilecek mi?
Kıbrıs Türklerinin ve Türkiye’nin olduğu kadar Rumların da Yunanistan’dan tazminat talep hakları vardır! Görüşmelerde, Rum tarafı gerçekten kalıcı bir barış istiyorsa, bu konuda işbirliği başlatılamaz mı?
“Rum mazlum, Türk suçlu” yalanından vazgeçilmedikçe, Türk tarafına eşit muamele yapılmadıkça kalıcı bir anlaşma nasıl yapılacak?

Yazarın Diğer Yazıları