Masalın sonunu bekliyorum, herkes aynı odada toplanacak...

A+A-
Adnan İSLAMOĞULLARI

"Hakikat bulunduğu yerde başka hiç bir şeyi istemez..."

Hakikate râm olmak, hayatın her ânında adam olabilmek, hakikatin üzerinde hiç bir değeri kabul etmemek, güç karşısında eğilmemek, haksızlık karşısında susmamak, tuz ekmek haklarını hayatın ve siyâsetin kirli çarklarına fedâ etmemek, zor işlerdir...

Zor işler...

Siyâset tabiâtı icâbı içinde pislik barındırır.

Bu pisliğe rağmen içinde temiz kalmak zor.

Buna soyunmak, zorun da zoru.

Tevâzu, nezâket, asâlet, hesapsızlık, güven hissi ahmaklığa dönüşüyor siyâsetin içinde.

Kurt ile kuzuyu bir arada yan yana yayabiliyorken, şimdi kuzuyla kuzuyu yayamıyoruz, niçin?!

Çünkü biz müsaade etmiyoruz, çünkü biz olmaktan çıkıyoruz sür'atle.

Gerçekten sevmiyoruz, gerçekten inanmıyoruz, gerçekten saygı duymuyoruz, gerçekten paylaşmıyoruz, gerçekten üzülmüyoruz, gerçekten sevinmiyoruz ve gerçekleri konuşmuyoruz.

En kötüsü de, gerçeği kaybettik sanırım. Ahlâk mücâdelesi ve siyaseti bir arada yürütmeğe imkan tanımıyor reel politik, reel ahlâk, reel değer yargıları, reel önyargılar.

Buna en iyi örnek de 'Biziz' sanıyorum.

Siyâsetten sıyrılmak, o elbiseyi atmak üzerimizden bir daha giymemek üzere, o dili unutmak, o retorikleri gömmek ve 'fildişi kule'ye yerleşmek mi gerekiyor acaba?!

Bizim yerimiz orası mı?

Başka yerde hayat yok bize, yaşatmıyorlar, yaşayamıyoruz ve nefes alamıyoruz da zaten.

Cüzzamlı gibiyiz başka yerlerde. Gördüğümüz muâmele cüzzamlı bir muâmele.

"Sen bir cüzzamlısın" diyenler tepeden tırnağa cerahât içindeler aslında, üzerimize damlıyor cerahatleri. Buna rağmen biz tedaviye dâvet ediyoruz onları.

Oysa 'fildişi kule' sâkin ve 'fildişi kule'nin sâkini olmak güzel. Temiz ve sahih bir mesken.

Teneke ile mücevher aynı terâzide tartılmıyor, emek saygın, paranın gücü ve tesiri ve satın alma gücü yok, omuzlarınıza binen ve "müsait bir yerde ineyim" diyen yok...

Kulenin penceresinden aşağıdaki manzara berbat, kerih-ül menzâr derdi eskiler, çirkin ve abes.

Yalnızlık bile şifâ orada; "Bazen ikiye bölünmeyi isteyecek kadar yalnızlık..."

Ama yine de orada oturmaya değer doğrusu...

Kulenin altındaki manzaranın aktörleriyle müştereklerimiz yok.. Onlar acımasız.

'Karanlıkta gördükleri ipi yılan sanıyorlar', bundan sorumlu bile değiller. Belki de kurtuluş sicimleri o ip. Denemiyorlar bile. Onlar kaygısız çünkü. Yalnızca kendi kitaplarında yazanlar gerçek onlar için...

Faydacılığın, oportünizmin, menfaatin kanun kitabı o...

Tiranik bir kitap...

Oysa...

"Cellâdın can alan kemendi, kahreden ejder de olsa esâret zincirinden bin kere hayırlı".

Perdede esrar var zuhur edecek...

Masalın sonunu bekliyorum, herkes aynı odada toplanacak...

  • Yorumlar 5
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları