Masum değil hiçbiri...

A+A-
Yavuz Selim DEMİRAĞ

Sadece kralları, imparatorları, başkanları değil siyasi partilerin Genel Başkanlarını da "Tanrı" haline getiren oy veren seçmen değil, yöneticilerdir. Yüzlerce yıl öncesinde saray soytarıları vardı. Bugün soytarıların yerini genel başkanın birinci halkası oluşturuyor. O makamlarda kalabilmek için en yakınını satabiliyor. Tanrılaştırdığı kralın gözüne daha fazla girebilmek için akla hayale gelmeyen kumpaslar çevirebilir. Davutoğlu Ahmet Paşaya karşı yapılan "Saray Darbesi" uzun süredir bekleniyordu zaten. Ne de olsa AKP, yıllarca "darbe, darbe" diyerek siyasi darbeyi gerçekleştirirken bile mağdur ve mazlumu oynamayı becerebiliyor. Sevgili Nihat Genç'in, "Saray Darbesi ve Tanrı Kral" başlıklı yazısında vurguladığı gibi; elbette masum değil hiçbiri... Ne Saray, ne Başbakanlık koltuğunda oturan Davutoğlu...

***

İşgal edilen makamların seçim mağlubiyeti ya da galibiyeti koruyamadığı da çıktı ortaya. İstifa gerekçelerini açıklarken bile yaşadığı haksızlıkları kamuoyu ile paylaşmak yerine, ömrünün sonuna kadar biat edeceğini belirten Davutoğlu'nun mağduriyetine inanmak mümkün mü? Kimileri bu Saray darbesinin bir gecede gerçekleştiğinden ve AKP'nin olağanüstü kararının sürpriz oluşundan dem vuruyor. Oysa Saray ile Davutoğlu arasındaki gerginliğin geçmişi 7 Haziran seçimleri öncesine kadar gidiyor. Kongredeki listelere müdahaleden tutun da milletvekili aday sıralamasına kadar her şeye müdahale edildiğini bilmeyen yok. Ankara'daki berberlerden, taksi duraklarından tutun da simitçisine kadar, Davutoğlu'nun Saraya götürdüğü Vali, Emniyet Müdürleri Kararnamesinin her seferde geri çevrildiğini, öfke ile dosyanın fırlatıldığını biliyor. Siyasi tarihimize "Saray Darbesi" olarak geçecek olan bu girişimin perde arkasında başka şeyler de var. Davutoğlu, Saraya giderken istifa etmeyi falan düşünmüyordu. Fırça yiyip, azarlanıp geri döneceğini, bir süre daha devam edebileceğini sanıyordu. 1 Kasım seçimlerinde yüzde 50'ye yakın oy alan bir başbakan olarak elinin sağlam olduğu kanaati vardı. Ancak AKP'nin son kongresinde Binali Yıldırım'ı aday göstermek için toplanan imzaları görüp MUK listesini Saraya göndermek zorunda kalan Davutoğlu'na Sarayda olağanüstü kongre için delegeden toplanan imzaların dosyası gösterildi.

Nitekim Ahmet Davutoğlu 22 Mayıs'taki olağanüstü kongrede aday olmayacağını bu imzaları görünce açıkladı. MHP'nin olağanüstü kongre yapmaması için yargıya müdahale etmekten kaçınmayan Saray, Davutoğlu'nun ipini çekmek için AKP tüzüğündeki toplam delege sayısının beşte birinin imzası ile olağanüstü kongre toplanabilir maddesini devreye soktu. Bir bakıma MHP delegesi imza topluyor, AKP kongreye gidiyor sözleri, gerçeğe dönüştü. Saraydaki olağanüstü kongre için toplanan imza sayısı, MHP'deki gibi delegenin neredeyse yarısı sayılan 548 bile değil. Ancak Davutoğlu Sarayın talep etmesi durumunda sayının bini bulacağını ve hiç şansı olmadığını hesaplayınca aday olmayacağını belirterek, bağlılığını tekrarlamak zorunda kaldı.

***

MHP'lilerin kötü yönetimden kurtulmak için başlattığı olağanüstü kongre çalışmasının önce CHP'ye örnek olacağını sanıyorduk. AKP araya girip rol çaldı. Yargıtay'n gündeme aldığı kongreye siyasi müdahale çabalarının devam ettiğini biliyoruz. Saray ile Balgat arasında kongreyi yaptırmama ittifakının tüm Türkiye farkında... Sarayda "kongreyi toplayıp, bu işi devredin" diyen Erdoğan'ın aynı mesajı, Devlet Bahçeli'ye niçin vermediğini yine Saray açıklamalı. Anayasanın ilgili maddelerine göre tarafsız olması gereken Cumhurbaşkanının kurucusu olduğu partinin iç işlerine müdahale hakkı olabileceğini iddia edenler, MHP'nin iç işlerine karışma hakkının olamayacağını da hatırlatmalıdır.

  • Yorumlar 4
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları