Maval okuma Nutuk oku

Selcan TAŞÇI

Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un “terör örgütü kurmak ve yönetmek”le suçlanarak tutuklanması medyayı ikiye böldü. Köşe yazarlarının büyük bölümü olayın terörle mücadele eden orduyu da “terör örgütü” olarak yaftalamak anlamına geldiğine dikkat çekip sert tepki gösterdi. AKP iktidarına yakın isimler ise durumu “normalleşme” olarak tanımladı. Yandaş gazeteler “sıradaki gelsin” havasındaydı...

Bunların Genelkurmay Başkanı’nın harbi teröriste “terörist demeyelim” dediği ülkede... Terörle mücadele eden Genelkurmay Başkanı’nın “terör örgütü elebaşı” diye tutuklanması normaldir. 

İlker Başbuğ, terörist.
Öbürleri, terörişko.
***
Terörist babasının, TBMM’de “gerilla şehit kabul edilsin, ailesine tazminat ödensin” dediği dakikalarda... Hapisteki milletvekili, efsane komutan Engin Alan’ın eşi hakkında mahkemeye hakaretten suç duyurusunda bulunulması kadar normaldir.
***
Hizbullah bırakılırken, profesörlerin, gazetecilerin içeri tıkılması... Kurdukları iddia edilen silahlı terör örgütünün henüz kimseyi yaraladığı bile görülmemişken, Kuddusi Okkır’ın, Türkan Saylan’ın, İlhan Selçuk’un, Uçkun Geray’ın, Erhan Göksel’in, Kaşif Kozinoğlu’nun vefat etmesi, Yarbay Ali Tatar’ın, Albay Berk Erden’in, terörist kurşunuyla tekerlekli sandalyeye mahkûm olan, devlet övünç madalyalı Albay Abdülkerim Kırca’nın kendi canına kıyması, kalanların çoğunun kahırdan kanser olması, anormal midir?
Döneceğiz bu mevzuya...
Ama önce “Başkomutan” tarafından Atatürk Tarih Kurumu’na atanan ve “Atatürkçülüğü hakaret sayarım” diyen arkadaşın istifasını yazalım.
***
Geldikleri gibi giderler.
***
Ne geldi diye küçülür.
Ne de gitti diye yücelir.
Sahibi halk’tır...
Kuruma ihtiyaç yoktur.
Kurumunu da al git.
***
Kurum’sa mesele...
YÖK’ü al, ÖSYM’yi al, rektörleri, dekanları al, yardımcı doçentlere kadar in, komple yerleş... Yumurta şemsiyesi açmadan girebiliyor musun üniversitelere?
***
Giremezsin...
Çünkü, tepeden indi dediğin Mustafa Kemal, yüreğinden girdi bu millete.
***
Bakın... Mustafa Kemal, Bandırma vapuruna binerken, memleketin nüfusu 10 milyon civarındaydı. O gün, ideallerine inanan insan sayısı, eminim 10 bin kişiyi geçmezdi. Alt tarafı binde 1’di yani... Bugün ise, minimum nüfusun yarısıdır, fazlasıdır. Devrim başarılmıştır.
***
Girizgâhta normal’leri saydık ya... Nutuk’u okumak yerine, palavradan miting nutuklarını dinleyenlerin olması da normaldir. Bazılarını her zaman kandırabilirsin, herkesi her zaman kandıramazsın. Demokratik olarak, eğrisi doğrusuna denk gelecektir.
***
Atatürk ilkeleri arasında saymazlar ama, en önemli ilkesi, moral’dir... Bozma moralini.
Yılmaz Özdil / Hürriyet

 

+++

 

Devlet çökmüş
Ülkenin, ordunun ve NATO ’nun en gizli sırlarına vakıf olmuş... 500 bin kişilik silahlı kuvvetlerin komutanı... Emrinde yarım milyonluk silahlı örgüt varken hükümeti devirmek için bu örgütü kullanmıyor... Ayrı bir terör örgütü kuruyor... Her anı gözaltında olan komutanın böyle bir örgüt kurduğundan ve yönettiğinden yıllardır işbaşında olan iktidarın haberi olmuyor... MİT’in, Emniyet İstihbaratı’nın ruhu duymuyor... Ne zaman ki komutan emekli oluyor... Bu müthiş gerçek o zaman tespit ediliyor... Savcılık, bilgi ve belgeleri topladıktan sonra komutanı tutuklama istemiyle mahkemeye sevkediyor.
Mahkeme savcıdan gelen bilgi ve belgeleri inandırıcı bulmuş olacak ki... Tutuklama kararını hiç beklemeden veriyor.
Yabancı ülkelerin savunma bakanları, generalleri, genelkurmay başkanları kimbilir nasıl şaşırmışlardır olayı duyunca... Öyle ya gelip elini sıktıkları ve yıllarca en gizli bilgileri paylaştıkları orgeneral emekli olunca terörist çıkıyor. Dışarda bir dakika daha kalması tehlikeli görülüyor. Hemen tutuklanıyor. Kim şaşırmaz? Bir de şunu düşünmezler mi? Türkiye  öyle bir devlet ki... Rütbeli general bile terörist çıkabiliyor...
Demek bu ülkede istihbarat örgütleri çalışmıyor... Demek devlet çökmüş... Böyle ülkeye kim güvenir? Kim sırlarını paylaşır? Kim ciddiye alır?
Melih Aşık / Milliyet

 

+++

 

Mesaj açık: Ayağınızı denk alın
İlker Başbuğ’un tutuklanmasından “Burası genelkurmay başkanlarının da yargı önünde hesap verebildiği süper demokratik bir ülkedir” sonucunu çıkaramadım. Onun yerine...
“Biz icabında genelkurmay başkanlarını da tutuklarız, ayağınızı denk alın” sonucunu çıkardım. 
Ahmet Hakan / Hürriyet

 

+++

 

Yargılayamayanı yargılarlar
Devrimlerin ve darbelerin genel kuralıdır: Başarırsan şanlı olursun, başaramazsan zanlı... Yargılayamayanı, yargılarlar... Ortada ne “demokrasi bayramı” var kutlanacak, ne de devletin sonu manzarası, vahvahlanacak... İki tarafında da olmak istemeyeceğimiz, çirkin bir ip çekme yarışı bu... Vesayet bitmiyor, el değiştiriyor.  Can Dündar Milliyet

 

+++

 

İktidar kavgası
Güç taraftar toplar.
Toplum güce tapar.
Genel Kurmay Başkanlığı yapmış birini tevkif edecek yargıç sayısı 5 yıl önce 5 tane ise bugün 5000’e çıkmıştır.
Zemin kaydı.
Bu bir iktidar kavgası.
Necati Doğru / Sözcü

 

+++

 

Sarı ineği vermeyecektiniz...
İlker Başbuğ gibi ilkeli, titiz, kuralcı bir Genelkurmay başkanı “terör örgütü lideri olmak” iddiasıyla hapishaneye kapatıldı...
Terör örgütü ise:
700 bin personel...
3 bin tank...
900 uçak...
20 denizaltı...
300 gemi...
***
Bir de bunlara ilaveten şemsiye sapı ile aşçı kepçesi var...
Şemsiye sapı Hopa protestocularında ele geçirilmiş, delil olarak terör örgütü envanterine ilave edilmişti.
Kepçe; Bülent Arınç’a suikast girişimi sırasında, evinin önünden geçerken yakalanan marangoz ile bir aşçı erin kazan kepçesi...
***
Ve darbe yapmayı unutarak efendi efendi emekli olan örgüt lideri Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un, henüz mahkûm olmadan hapse kapatılmasının sebebi ise...
Hani “Kaçar” diye..
Yazılmamış kitaptan sonra, yapılmamış darbe sebebiyle...
***
Buna “hukuk” diyen de var, “demokratikleşme” diyen de...
Televizyondaki geri zekâlı da “Normalleşme” dedi...
Alay eder gibi...
Bunun laik cumhuriyet ile hesaplaşma olduğunu... Tarikat ve cemaatin ülkeyi ele geçirdiğini... Önünde duran, ağzını açan, sesi çıkan herkesten intikam alındığını artık bilmeyen var mı?..
Bir yok ediş...
Bir bitirme...
Bir istila...
***
Sarı ineğin hazin hikâyesidir bu...
Aklı başına geç gelen inekler söylemişti hikâyenin sonunda:
“Sarı ineği vermeyecektik...”
Bekir Coşkun / Cumhuriyet

 

+++

 

İlk kez bir eski Genelkurmay Başkanı’nın tutuklanmasına yol açan bu dava her yönüyle  gündemde önemli yer tutacak ve siyasi alanda da tartışmalara neden olacaktır. 
Fikret Bila / Milliyet

 

+++

 

Genelkurmay’daki internet sitelerinin hükümet aleyhtarı faaliyetleri konusunda kesinlik içeren deliller, terör örgütü suçlamasına gelindiğinde yerini daha tartışmalı delillere bırakıyor. 
Sedat Ergin / Hürriyet

 

+++

 

Demokrasi nutukları
atanların içine siniyor mu
Genelkurmay Başkanı, görev suistimali veya vatan hainliği gibi gerekçelerle değil “terör örgütü üyesi, hatta lideri olmak” iddiasıyla tutuklanmıştır.
Genelkurmay başkanı bu suçu “emir komuta zincirine” uyarak işlediğine göre terör çetesinin de Türk Silahlı Kuvvetleri’nin tamamı olduğu gibi garip bir durum ortaya çıkıyor. Genelkurmay başkanı özel olarak seçilmiş isimlere onay vermiyor, hiyerarşik sıra içinde yürüyor her şey. O zaman kararın tüm Silahlı Kuvvetler’i kapsaması gerekir.
Özel yetkili savcılar, ileri sürdükleri iddialarla Türk Silahlı Kuvvetleri’nin aslında terör örgütü gibi çalıştığı izlenimini yaratacak bir karara imza atmışlardır.
Böylelikle Türk Silahlı Kuvvetleri, bir kere daha aşağılanmış, karalanmış, itibarı zedelenmiş, gururu incitilmiş durumdadır.
İstediğiniz kadar “demokrasi nutukları” atın, bunu içinize sindirebiliyor musunuz?
Can Ataklı / Vatan

 

+++

 

Sevinçten deliye döndüler

Türkiye, yakın vakte kadar “dokunulmazlar” memleketiydi. Bunu aştı, demokrasisi ve hukukunu kimsenin dokunulmaz olmadığı bir seviyeye ulaştırdı.
Bugün ise eski Genelkurmay Başkanı’nın tevkifiyle o aşamayı da geçmiş, normalleşme sürecine ilk adımı atmıştır. Emekli paşanın malum suç isnadıyla cezaevine gönderilmesi “normalleşme” döneminin başladığının ilanıdır. Yüksek gerilimli değişim sürecinden tabii seyrine giren bir yeni döneme adım atmış bulunuyoruz.
Mustafa Karaalioğlu Star

 

+++

 

Bu köşedeki 7 Eylül 2011 tarihli yazıma, “İlker Başbuğ  Paşa’dan da hesap sorulmalıdır!” diye başlık atmıştım. Hukuk bu ülkede nihayet bir Genelkurmay  Başkanı’na da dokunabiliyor.
Hasan Cemal / Milliyet

 

+++

 

Orgeneral Başbuğ’un yanlışı uluslararası ekonomiyi doğru dürüst okuyamaması, yeterince çözememesi oldu... ‘Askeri cumhuriyet’lerin çöküşe geçtiğini, demokratikleşme mecburiyetini göremedi...
Mehmet Altan / Star

 

+++

 

Tarihsel açıdan baktığımızda yüz yıllık bir dönemi, asker eksenli bir dönemi geride bırakıyoruz. 
Oral Çalışlar / Radikal

+++

Başbuğ olayından askerlerin alacağı bir ders var:
Tarihin akışı değişti.
Ordu artık siyasete müdahaleden vazgeçmeli.
Silivri’deki general sayısı bunu gösteriyor.
Derya Sazak / Milliyet

 

+++

 

Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un tutuklanması, bir ilk olması kadar, kritik bir eşiğin aşılması anlamına da geliyor. Hiç kimse dokunulmaz değil.  
Mahmut Övür / Sabah

 

+++

 

“Devamı
gelecek”miş
Her ifade veren komutandan sonra  “Tamam da, neden ondan önceki yok?” sorusunu soranlar çıkabiliyor. Doğrudur; henüz bütün yanlışlıkların üzerine gidilemedi. Aylardan beri tutuklu olanlar yanında, onlara emir verdiği yolunda emareler bulunan başkaları sorguya çekilmedi. Girişim safhasında kalmış darbe hazırlıklarıyla ilgili davalar sürüyor, internet sitesine konmuş ‘e-muhtıra’ verene sıra bir türlü gelmiyor...
İşte bu noktada da yargıya güvenmemiz gerekiyor. Yargı da bu güveni hak edecek biçimde davranmalı.
Siyaseti siyasilerin yaptığı, askerlerin ülke güvenliğine yoğunlaştığı, yargının da yansız ve bağımsız çalıştığı bir ülke olma hedefine az kaldı.
Fehmi Koru / Star

 

+++

 

Bu sivilleşmenin zaferidir! Bu hukukun önünde eşitliğin zaferidir! Bu demokrasinin zaferidir! 
Nagehan Alçı / Akşam

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş