Mavi emperyalizme bayrak açan adam!

İsrafil K.KUMBASAR

Türk milleti, ülkesini ‘karşılıksız’ seven bir evladını daha kaybetti. Şair, yazar ve mütefekkir Ali Uğur, bir gece yarısı ansızın limanda bekleyen ‘sessiz gemiye’ atladığı gibi, bir daha geri dönmemek üzere aramızdan ayrılıp gitti. O, uzaktan bakanlar için ‘Guççuk Ali’ idi. Ama kendisini yakından tanıyanlar, o küçük bedeninde nasıl ‘dağ gibi’ bir yürek taşıdığını bilirler ve geçmişi hürmetine önünde saygı ile eğilirlerdi. 1970’li yıllarda bir aksiyon adamı olarak öne çıkan Ali Uğur, verdiği mücadeleler nedeniyle, dava arkadaşlarının gönlünde ‘Batı’nın Başbuğu’ namı ile yer edinmişti. Türkiye’ye yönelik tehditlerin arkasında, ‘vaat edilmiş topraklar’ üzerinde gözü olan ‘Siyonistlerin’ ve ‘masonların’ olduğuna inanan Ali Uğur, sırf bu yüzden yedek subay olarak başladığı askerliğini ‘er’ olarak tamamlamıştı. Hakkında açılan onlarca davaya rağmen; korkmadan, yılmadan, usanmadan gerçekleri haykırmaya devam etti.

* * *

Biz onu, can dostları Mehmet Niyazi Özdemir ve Yusuf Özarslan sayesinde tanıdık.
Cağaloğlu’nda bir sohbet esnasında ufak tefek bir adam, muzip bir gülümseme ile “Yorum yapma” diye bağırdığında ne yalan söyleyelim, biz de birçok kişi gibi önce kendisine kızmıştık. Ama daha sonra bir kenara çekip “Neden yorum yapmamız” gerektiğini, gerekçelerini anlattıktan sonra, kendisine ısınmaya başladık, ‘kim olduğunu’ öğrenince de aramızdaki gönül köprüsü baki hale geldi.
Zira, kendisi de pek fazla yorum yapmazdı.
Ama ‘yorum yapma zorunluluğu’ hissettiği anda da, ne yapıp eder, o engin bilgi ve tecrübesi’ile karşısındakileri ‘ikna etmeyi’ başarırdı.
İsmail Yağcı’nın “Gözlerindeki ışık, zekası ve gönlüne de yansıyabilmiş bir insan” olarak tarif ettiği Ali Uğur’un en sık kullandığı cümle şuydu:
- “Sıfatların en önemlisi insan olmakla başlar.”

* * *


‘Mavi Emperyalizm’, ‘Görünmeyen Önderler’, ‘Dünya Gündemindeki İsrail’, ‘Ünlü Davalar: Ağca Dreyfüs ve Diğerleri’, ‘Dünya Siyonist Kongreleri ve Türkiye’ kitaplarının yazarı olan Ali Uğur’un anlaşılamayan bir diğer yönü şairliğiydi.
Ali Şir Nevai’nin, Baki’nin gazellerini; Ahmet Haşim’in ve Necip Fazıl’ın şiirlerini ezbere bilen Ali Uğur, zaman zaman katıldığı sohbetlerde, o tok sesi ile Türk sanat ve halk müziğinden hoş bir ziyafet sunmayı da ihmal etmezdi.
“Alem-i leylin alemi leyla, kara sevdamın kalemi leyla” felsefesi ile yazdığı şiirlerini ‘Leylaname’ isimli kitapta toplayan Ali Uğur, hayatını şöyle özetliyordu:
 “Zamanın fanusundan düşerken son damla
Heykeller resim oldu
Resimler çizgi
Ve çizgiler nokta
Yeniden var oluyorum yokta.”

* * *


O yenilmez bir ‘mücadele adamı’idi.
Suratına yansıyan acısını, ‘öfke’ ile dindirmeye çalışır, ama hastalığını bile başkalarına belli etmemeye çalışırdı. Öyle ki yatağa düştüğünde, kendisini evinde ziyaret etmek istediğimizde, “Aman gelmeyin çocuklar, yakında görüşeceğiz” diye çıkışmıştı. Kanser illetinin ‘bütün ciğerlerini’ kapladığını bile bile, hala “Allah’tan umut kesilmez” diyerek, çare arayışlarına devam etti. En son Arslan Bulut’un getirttiği ‘arı sakızlarını’ kullanmaya başlamış ve “Çok iyi geliyor” demişti. Hayatın kendisine sunmuş olduğu ağır şartlara rağmen, asla kimseye minnet etmedi. Kimsenin karşısında ‘eğilmeyi’ beceremediği için bir türlü ‘servet’ sahibi olamayan Ali Uğur, birçok Türk milliyetçisi gibi ‘sağlığında değeri anlaşılmayanlar’ listesinde yerini aldı. Allah mekanını cennet eylesin.
El Fatiha!..

BİR KENARA NOT EDİN: Anadolu Ajansı’nın lanse ettiği gibi, mensubu olduğu Türkiye Yazarlar Birliği, ne hastalık sürecinde ne de cenaze töreninde Ali Uğur’a sahip çıkmıştır.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş