McKinsey ile hatırlanan milliyetçilik!..

A+A-
Ahmet TAKAN

McKinsey, Rahip Brunson'un yerini aldı!.. Uzun bir süre daha gündemi işgal edecek gibi görünüyor.

Damat Berat Albayrak, "Yeni dönemde bir ofis kurduk bu ofis tamamen yerli ve millî. Görüş alacağız ama yerli ve millî duruşla biz yöneteceğiz" diyor, "yapılan yorumlar cehaletten değilse ihanettendir" diye sözlerine devam ederken kayınbabasının üslubuyla izinden gidiyor. Söylediklerine inanırsınız, hak verir veya vermezseniz. Yerse pazarı!..

IMF taşeronu, ABD merkezli McKinsey'e karşı bugüne kadar duruşumu net bir şekilde ortaya koydum. Türkiye ekonomisinin yönetimi ve denetiminin merkezi neresi olursa olsun yabancılara ve yabancıların hizmetinde birilerine devredilmesine karşıyım. Kemal Derviş örneğinde olduğu gibi. Ancak, derin bir çelişkiye dikkat çekmek ve madalyonun diğer yüzüne de bakmak boynumuzun borcu.

Sabah Philips marka çalar saatin alarmını kapatıp güne başlayan, Palmolive marka sabunla elini yüzünü yıkadıktan sonra, Colgate marka diş macunu ile dişlerini fırçalayıp, Pierre Cardin marka takım elbisesini giyip, Hummer marka aracı ile Shell'den benzin alıp, çocuğunu Amerikan Kolejine bıraktıktan sonra işe geçen; karısının doğum günü için Amazon sitesinden hediye gönderen, öğlen KFC'nin bir şubesinde çıtır tavuk yerken içecek olarak Coca-Cola söyleyen, bu esnada hediyesinin teslim edildiğini öğrendiği mesaj üzerine iPhone marka telefonu ile karısını arayıp tebrik eden, akşam eve dönerken Metro Market'e uğrayıp evin ihtiyaçlarını alıp, akşam LG marka TV'nin karşına kurulup beIN Sports'da maç izleyenlere de bir çift sözüm var...

Twitter, Facebook ve çeşitli mecralar üzerinden nasıl da yaygara koparıyorlar?.. Vay efendim, ülkenin ekonomisi yabancı bir şirkete mi teslim edilirmiş, bu ülkede bunu yapabilecek kimse yok muymuş, daha nelermiş, bunun adı vatan hainliği imiş. En çok da, aydın ve muhalif geçinen, hamaset yapan sözde aydın ve siyasetçilere üzülüyorum. Siz, neyin kafasını yaşıyorsunuz anlayamıyorum!..

Asıl yanlış, ülke bir uçuruma sürüklenirken çözüm üretileceğine, el birliği ile demokratik yollardan iktidarın hatalardan dönmesi için her yol deneneceğine hâlâ siyasi rant peşinde koşulmasıdır. Her zaman övündüğümüz millî duruş ve beraberlik bakış açımızı vizyonsuz, sığ, hasbelkader seçilmiş siyasiler yüzünden kaybetmek üzereyiz. Belki de kaybettik.

Suçlu aramaktan, birbirimizi suçlamaktan, ayrışmaktan vazgeçip neler yapılabileceğini tartışmamız gerekiyor. Bir McKinsey olayı bile yüzeysel, sahte milliyetçi ya da muhalefet duygularla ele alınıyor. Yabancılara tutsak düşmüş iktidara çıkış, aynı tarzda cevap verme imkânı açılarak toplumun daha fazla kandırılıp avutulmasına yol açılıyor. Büyük bir ekonomik kriz yaşıyoruz. Yarınımızın ne olacağı belli değil  Şu an piyasaların en öncelikli ihtiyacı olan konu önce güven meselesi sonra para. İkincisi üreterek kazanmak, doğrudur ama ilki zor bir konu. Bir de adalet mekanizmasının aldığı derin yara höyük gibi ortada duruyor.

Dolayısıyla, hükümetin McKinsey yaklaşımı "olumsuz" olarak ele alınmadan önce bilimsel ve akli yaklaşımlar kamuoyunun  gündemine sunulmalıdır. Ekonomi biliminde de gerekli iyileştirmeleri yapmak üzere danışmanlık almak gayet bilimsel ve akılcı bir yoldur. Keşke bu tür yaklaşımları en başından beri her alanda sergileseydiler. Ama nereden?.. Tabii ki önce kendi öz kaynaklarımızdan.

Örneğin, Kanal İstanbul gibi 50 milyar dolar mertebesini bulacak bir proje için öncelikle profesyonel bir inceleme yaptırıp, çıkan sonuçlara göre karar verilseydi!

Gelen her Bakan'ın yap boz tahtasına çevirdiği ve 16 yıldır ülkeyi yönetenlerin bile bir türlü benimsemediği eğitim sistemimizde atılacak adımlar içinde profesyonel bir yardımla "vizyon" belirlenseydi! Yüz yıl boyunca hiç değiştirmeden uygulansaydı!

Bilimsel ve profesyonel yaklaşımlardan korkmamak lazım. Aksi halde medeniyet yükselmez. Bu yüzden eleştiri adı altında hamasetle  prim yapmaya çalışanlara katılmıyorum. Son dönemlerde milliyetçiliğin ve yerliliğin içi o kadar boşaltıldı ki, muhalefet olmayı bile içi boş söylemlerle yapar olduk. Sonrada bu sığ tartışmalar sayesinde damat Berat Albayrak çıkıyor, "yapılan yorumlar cehaletten değilse ihanettendir" diye işin içinden sıyrılıyor. Maalesef -seçim sonuçları da onu gösteriyor- ahali onlara inanıyor. İçi boş, halkta karşılığı olmayan milliyetçi söylemler yüzünden, çözüm süreci paydaşlarının, Dolmabahçe mutabakatçılarının, "sayın Öcalan"cıların hâlâ iktidarda olduğu gerçeğini lütfen aklınızdan çıkarmayın. Hamaset ve kayıkçı kavgalarının yüzünden maalesef bu ülkeyi düzlüğe çıkaramadınız ve bugünkü iktidarın hâlâ yaşamını sürdürmesinde gerçek pay sahibisiniz!..

Yazarın Diğer Yazıları