Meclisteki satranç oyunu

A+A-
Afet ILGAZ

Ogece işçiler tıraş olup düğüne gider gibi, büyük eylemlerine, en mütevazı halleriyle hazırlanırken, Tayyip Bey de süslü mekânında yârenleriyle oturmuş iki çapsız hamlesini anlatıyordu. Emine Hanım’ı başörtüsüyle GATA’ya almayacaklarını haber vermiş Nejat Uygur’un eşi. O da gitmemiş, ağlamış. Herhalde ağlamıştır yani. Ama böyle bir deneyim olmamış dikkat edilsin. Sadece lâfı ediliyor.
Bu büyük (!) facianın anlatıldığı gece, Türk-İş’in konferans salonunda başörtülü kadınlar, alınlarında siyah bantlarla ölüme yatmışlardı... Tayyip Bey ertesi gün bu kadınların da dahil olduğu işçi grubuna en ağır sözlerle yüklenecek, bir Başbakanın ağzından duymaya alışkın olmadığımız sözlerle asabımızı bozacaktı.

* * *

MHP’nin ertesi gün Mecliste yaptığı hamleyi doğrusu çok zekice buluyorum. İkinci bir  “One Minute”  krizine sebep olsa da, AKP’nin siyasi hurafelerini ortaya çıkardı. Hz. Musa benzetmeleri, Firavun hikayeleri vs.’den sonraki  “peygamber” benzetmesi çok can sıkıcıydı ama nedense üstünde durulmamıştı. Nedense üstünde durulmayan başka Hz. Peygamber olayları da var, hatırlayın. Peygamberimize edilen hakareti neredeyse savunan ve özür dilememekte ısrar eden ve sonra bizden aldığı güya şartlı destekle NATO Genel Sekreteri olabilen Rasmussen bu günlerde İstanbul’da “üst düzey” ağırlanıyor. Askerimizin başına çuval geçiren ama aslında Kuzey Irak’taki birliklerimizin istihbarat bilgilerine el koyan ‘Çuvalcı’da üst düzeyden ağırlanıyor.
Eskiden biz Peygamberimiz için, askerimiz için mitingler yapardık. Üzerinden çok geçmedi. Beş altı yıl oldu. Ne oldu da Peygamberimize karşı bu kadar duyarsızlaştık. Hele askerimize karşı kin ve nefret kusmaya başladık?
Neyse... MHP’li Osman Durmuş’un Tayyip Bey’in başörtülü hamlesini boşa çıkaran peygamber hamlesinden bahsediyorduk. Neydi o, çok şaşırtan herkesi, koskoca doktor ve üstelik Sağlık Bakanı olan, Recep Akdağ ceketini çıkarmaya başladı, gözlüklerini de, üstelik, çıkardı. Osman Durmuş’u dövecekti herhalde  “başörtüsü”  hassasiyetiyle. Bence daha ziyade domuz gribi aşısındaki Osman Durmuş’un galibiyetinin rövanşını almak yatıyordu bilinç altında. Fırsat bulmuşken... Koskoca bir Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne, töre hadiselerindeki asabiyet yakışmıyor.
Böylece Tayyip Bey’in başörtüsü mağduriyeti defteri de kapanmaya başlamış bulunuyor. Dini hassasiyetler bir bütündür değil mi?

* * *


Benim asıl ve ciddi olarak üzüldüğüm şey ise, aynı gece Tayyip Bey’in yaptığı ikinci hamleydi. Genelkurmayla paslaşıyorlarmış. Bu sokak Türkçesi bir yana, bu paslaşma işinin askere şimdiye kadar yapılan iftira ve haksızlıklardan daha fazla zarar vermesinden korkarım. Askere hâlâ hayranlığını ve bağlılığını muhafaza eden halkımızın büyük çoğunluğu, bu paslaşma işinden irkilebilir. Üstelik hâlâ Anayasa Mahkemesi’nin iptal ettiği sivil yargı durumunun sivil yargı tarafından “iplenmediği”  gibi bir manzara varsa ortada!

* * *


Söylemek istediğim son şey, perşembe günkü işçi eyleminin, kirlenmiş siyasi bulutlarla karartılmış hayatımıza, temiz bir hava getirdiğidir. Gerçekten de temiz hava gibiydiler. Rahat soluk aldık. O kadar yalan habere, yâren medyanın  “katılım azdı”  insafsızlığına rağmen, katılım olağanüstü yüksekti. Bu yâren medya, Tuncelililerin, Malatyalıların bile, Batmanlıların bile ellerinde bayraklar ve işçi dövizleriyle büyük kalabalıklar halinde yürüdüklerini görmemiş olmalılar. İşte uğraşıp da yapamadığınız, adını bile anamadığımız gerçek açılım buydu ama laf anlayan beri gelsin. AKP ve yârenler bu sefer sert kayaya çarptılar. Hadis-i Şerif vardır: İşçinin emeği, alnının teri kurumadan verilmelidir. Bu emre, işçinin emekliliği, iş güvencesi, 4C ile kesilmiş emek hakkı da dahildir.

Yazarın Diğer Yazıları