Medeni yamyamlık

Özcan YENİÇERİ

Medeni dünyada testereyle kesilen, araçla ezilen, mayınlarla parçalanan insan sayısı giderek artmaktadır. Günümüz insanı vahşilik, tecavüz, cinayet ve merhametsizlikte sınır tanımamaktadır. Vahşice katledilen insan parçalarının her birinin bir başka yerden toplandığı haberleri ise ilgi çekmeyecek kadar sıradanlaşmıştır.
Çağların değişmesinin, medeniyetin sınır aşmasının insanoğlunun güdü, dürtü ve doğasını çok fazla değiştirdiği görülmüyor. Modern insanın bedeni 21. Yüzyılda yaşarken yüreği hâlâ cilalı taş devrinde atmaktadır. Bu yüzden medeni insanlığın büyük bir kısmı için gelişme ve ilerleme saldırgan, vahşi ve yıkıcı duyguların daha kolay tatmini anlamına gelmektedir.
Aşağıdaki haber yukarıdaki yargının ne denli geçerli veya geçersiz olduğunu ortaya koyacak kadar önemlidir. Haber şöyle: Hollanda’da BNN kanalında yayınlanan ’proefkonijnen’adlı televizyon programının sunucuları DennisStorm ve ValerioZeno iğrenç bir olayın altına imza atmışlar. Bu kişiler  “insan etinin tadının nasıl olduğu” nu anlamak isterler. Bu soruya yanıt verebilmek için birbirlerinin vücudundan küçük bir parçayı yemeye karar verirler. Vücutlarından operasyon ile aldırdıkları et parçalarını pişirip izleyicilerin karşısında  “mum ışığı altında” yerler. Bütün bunları  “reyting”  uğruna yaptıkları da açıklanır.
Bunu bireysel, marjinal bir olgu olarak görerek genelleştirilmemesi gerektiği söylenebilir. Yamyamlığı, vahşiliği ve barbarlığı eski çağlara ait hikâyeler olarak görmek vicdanımızı da rahatlatabilir. Ancak durum hiç de böyle değildir. Yukarıda da ifade ettiğimiz gibi zalimlik, vahşilik, canavarlık ve yamyamlık güdüleri bakımından medeni insanla ilkel insan arasında pek bir fark yoktur.
İnsanın geleceğe kalmak ve zamanı yenmek konusunda da ilkel insandan farklı olmadığını mumyalanma merakı ele vermektedir. Sözgelimi İmelda Marcos, kocası Ferdinand Marcos’un mumyalanmış cesedini 18 yıldır bodrum katta tuttuğunu yazıyor. Kuzey Kore’nin kurucu lideri Kim İl Sung da 1994 yılında ölünce 100 milyon dolar harcanarak cesedi mumyalanmış. Lenin’in, Stalin’in, Ho Chi Minh’in vb. cesetlerinin mumyalandığı da biliniyor. 2000’li yıllarda yapılan bu mumyalanma işleminin bundan beş bin yıl öncesine ait Mısır Firavunlarınkinden çok da farklı olmadığı ortadadır.
Bu gelişmeler karşısında günümüz insanının Firavunluk yahut yamyamlık konusunda pek de değiştiğini söylemek mümkün değildir. Zaman değişmiş, çağlar akmış, icatlar, keşifler, ilişkiler yoğunlaşmış ama insanın ilkel duygu, güdü ve saplantıları aynı kalmış. İnsan çevresini değiştirmiş ama cevherini değiştirememiş!
Medeni insanın kitle imha silahları var. Bu silah sahipleri insan etini değil ama hayatını yiyor. Üstelik bunu birer birer değil topluca yapıyor.
Darwin, insanın fiziki yapısının zaman içinde değiştiğini, insanın süreç içinde dört ayaküstünden iki ayaküstüne doğrulduğunu iddia etmişti. Dört ayaklı yamyam, iki ayaklı medeni yamyama dönüşmüş.
Demek ki insanın biçiminin, renginin, şeklinin tekâmülünden daha çok zihninin, ahlâkının, güdüsünün ve dürtüsünün değişim ve dönüşümü önemlidir. Cinsinin etinin tadını merak eden insanın hangi çağda yaşadığının da fazla bir önemi yoktur.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş