Medya Arkası (01.06.2018)

Medya Arkası (01.06.2018)
Köşe yazarlarının gündeminde 24 Haziran seçimleri vardı. İşte günün öne çıkan yazıları:

Söylenti değil, gerçek / Soner Yalçın / Sözcü

DERS ÇIKARMADILAR

On yıl önce devlet içindeki bir çatışmayı belki de unuttunuz! Şener Akkaynak adını anımsıyor musunuz; Kamu İhale Kurumu kurucu başkanı idi. İtibarıyla AKP'nin hedefindeki ilk bürokratlardan oldu. AKP'li Bakan Hüseyin Çelik, Akkaynak'a şöyle diyordu: “Sizin hepinizin hakkında soruşturacak bir şeyler bulurum!” Kızmasının sebebi, AKP'li Bakan Sadullah Ergin'in talimatıyla Hatay'da 271 adet kamu ihalesinin 17 AKP'li yerel yöneticiye verildiğinin tespiti idi! 7 yıllık görev süresi dolmadan Şener Akkaynak'ı 2006'da koltuğundan edip, yerine AKP'li Bakan Kemal Unakıtan'ın özel danışmanı Hasan Gül'ü getirdiler! Onun da ilk açıklaması şu oldu: “Benim yolsuzlukla mücadele misyonum yok!” Yetmedi yasayla Sayıştay'ı devre dışına çıkardılar!

AKP döneminde bedeli 1 milyon TL üzerinde olan ihalelerin sayısında büyük artış oldu. Öyle ki… 2004'de toplam sözleşme bedeli 10 milyar TL'li bulmayan ihalelerin toplam tutarı, 2016'da 120 milyar TL'yi aştı! Müteahhit – AKP ilişkisine sayısal örnekler vereyim: – Açık ihale usulüyle yapılan ihaleler; 2005'de 100 bin 820'den, 2016'da 65 bin 437'ye düştü!(Yüzde 71'den yüzde 53'e indi.) – Pazarlık ya da -doğal afetler gibi- istisna kapsamına alınarak verilen ihaleler; 2005'te 41 bin 157'den, 2016'da 57 bin 195'e çıktı. (Yüzde 29'dan yüzde 47'ye yükseldi.) – Havalimanı, köprü, tünel vd. büyük ihalelerin nasıl verildiğini biliyorsunuz. Esra Çeviker Gürakar, “Kayırma Ekonomisi” adlı çalışmasında, 1 milyon TL üzerinde olan 49 bin 355 ihale ve bu ihaleleri kazanan 13 bin 416 firmayı ele aldı. Bu ihaleleri kazananların sadece 321'i muhalefet partisiyle bağlantılıydı; diğerleri AKP yandaşıydı! (1.203 şirketin sahibi, ortağı, yöneticisi AKP'nin milletvekili-belediye başkanı vb. idi.) Hâlâ “üst akıl kriz çıkardı” diyorlar. AKP'nin, ülkeyi 2001 krizine tekrar nasıl sürüklediğini görmek istemiyorlar.

O cümlelerin sertliği nereden geliyor / İbrahim Kahveci / Karar

Ekonomik sorunları izahta mecburen daha sert cümleler kullanmak zorunda kalıyorum. Öncelikle bir sorun ortaya çıkmadan önce çözüme ulaştırılması bu alanda çok daha zordur. Hatırlayın Mehmet Şimşek’i... Bursa’da uyarıda bulundu ama Ankara’da kendisi uyarı yedi.

Önceki gün Dünya Gazetesinin manşeti: Vatandaş AB ve ABD’nin ekonomik baskı yaptığını sanıyormuş... Oysa AB ve ABD yıllardır bize para yolluyor. Gel de bunu anlat.

İşte bu ortamda sorunları dile getirmek ve çözüm aramak gerçekten çok ama çok zor.

Mesela dün... Yatırımlar noktasına değindim. Çünkü biliyoruz ki 16 yıldır finansal denge ile (yüksek faiz) sağlanan ekonomik yapının sonuna geliyoruz. Önümüzdeki dönemde çok ciddi kaynak sorunları oluşacak. Mesela bankalar kısa süre sonra belki de yüzde 7,50-8,0 faiz oranlarından ancak dolar borçlanabilecek.

Düşünsenize, yüzde 7,0-8,0 faiz oranını. Hem de dolar; TL değil.

Bu faiz oranları üzerinden hangi yatırım kendini amorti edebilir? Ne kadar karlı yatırım olacak ki; kendini karşılayabilsin.

İşte bu yeni döneme kamunun da hazırlanması gerekiyor. Artık yatırımlar üzerindeki vergi yükünü azaltmamız şart (Böylece bütçeye daha az vergi toplanacak). Ve de kamu yatırımlarını da verimli alanlara kaydırmamız gerekiyor. Aksi halde uzun vadede çok büyük bir yıkım yiyebiliriz. 

Bakınız geçen hafta doları frenledik ama yan maliyeti yüzde 17,0-18,0 faiz oldu. Artık kredi maliyetleri yüzde 25,0’lere ulaşıyor.

Bir düşünün; 10 milyon liralık yatırım yapıyorsunuz ama sadece faiz maliyeti 2,5 milyon lira. Ya da tersini düşünün: İşletmenizde kredi kullanıyorsanız ve yüzde 25’in altında kar marjınız var ise, artık batma yolunda ilerliyorsunuz demektir.

Gazeteciliğin geldiği son nokta / Ahmet Hakan / Hürriyet

NASUHİ’NİN ŞEREFİNE HARAKİRİ YAPTIRMASI

GURURLU Japonlar, yüz kızartıcı bir durumla karşılaştıklarında harakiri yaparlar.

Gurursuz Nasuhi ise...

“Ben kitabımda yalan yazdım. Kitabımda yazdığım dedikoduydu. Benim kitabım referans kabul edilemez” falan diyerek...

Onuruna, şahsiyetine, şerefine harakiri yaptırmayı tercih etti.

Böyle berbat, böyle rezil, böyle bayağı bir harakiri görülmemiştir

Seçimleri hakir görme ahlaksızlığının iki versiyonu / Nihal Bengisu Karaca / Habertürk

“MUHARREM İnce’yi desteklemek Türkiye’ye ihanettir” diye yazmış Hayko Bağdat. Hem HDP’li olduğu, hem de sık sık FETÖ ile senkronize olduğu bilinen Bağdat’ın makalesi sosyal medyada en çok okunan yazılar arasına girdi, hem de fena halde linç yedi: “...Hiçbir turda Muharrem İnce’ye ya da Meral Akşener’e ya da Temel Karamollaoğlu’na ya da Doğu Perinçek’e oy vermeyeceğiz. Tutsak olmayan hiçbir yöneticimiz sizlere bu sözü vermesinler; çünkü kendi eşbaşkanımız Selahattin Demirtaş tutsakken başkasına oy vermeyeceğiz” cümleleri çoğunlukla“Bu yöntem sadece Erdoğan’a ve AK Parti’ye yarıyor, salak mısın?”denilerek eleştirildi.

Araya Gezi romantiklerinin kaynak yaptığı tepki yelpazesi CHP’den HDP’ye kadar genişliyor, AK Partililer ise çekirdeklerini almış zevkle izliyordu. Oysa Bağdat’ın yazısı bu cümle yüzünden “korkunç” değildi, Türkiye’nin mevcut ahvalini bir çadır devletine, yönetimini ve kurumlarını mafya organizasyonu ve paramiliter gruplara izafe ettiği için korkunçtu. İlk önce ve en çok, bu ülkenin er ya da geç hukuk devleti olduğunu ve demokrasisinin de eninde sonunda yüksek bir standarda kavuşacağını iddia eden AK Partililer tarafından kınanmalıydı.

Muhteremlerin hepsi aynı tornadan!.. / Ümit Zileli / Korkusuz

Günlerdir Muharrem İnce’nin iddiaları gündemin birinci sırasında…
Yıllardır gündemi oluşturmakla, istedikleri anda değiştirmekle övünen iktidar sahiplerinin ve peşlerine takılan kalem erbabının içine düştükleri durum gerçekten ibret verici!.. Alın mesela Başbakan Yardımcısı ve de Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ’ı; üstelik kendisi Adalet eski Bakanı’dır…
Muharrem İnce ilk olarak, iktidarın Fetullah Gülen’in iadesi için usulüne uygun başvuru yapmadığını ileri sürmüş, şöyle bir çağrıda bulunmuştu:
-Bunu bana bizzat Amerikalılar arayarak söylediler. Buradan sayın Cumhurbaşkanına soruyorum. Gülen’in iadesi için usulüne uygun başvuru yapıldı mı?..
Tabii, AKP’li Cumhurbaşkanı anında yalanladı İnce’yi… Ancak asıl resti Bozdağ çekti ve şu karşılığı verdi:
-Buyursunlar Adalet Bakanlığı’na gelsinler, belgeleri incelesinler!..
Gayet şık bir “Hodri meydan”dı valla!.. CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel de bu resti görüp “peki” dedi, bir dilekçe yazıp, dört hukukçuyla beraber bakanlığa gönderdi… Sonra ne oldu dersiniz? Adalet Bakanlığı yetkilileri CHP’li hukukçuların belgeleri incelemesine izin vermedi, iyi mi!.. Üstelik “Özrü kabahatinden büyük” şu cümleyle uğurladılar hukukçuları:
–Muharrem İnce gelsin incelesin!..
Biraz amiyane olacak, kusura bakmayın ama “OHA” yani!.. Önündeki kısacık süreyi günde iki bazen üç mitingle, TV programlarıyla değerlendirme derdindeki Cumhurbaşkanı adayı gidip, aslında hukukçuların incelemesi gereken bir sürü dosyayı okuyacak öyle mi?!.
Böylece Bekir Bey’in “Hodri meydan” resti fos çıktı!.. Üstelik kendi eliyle dosyaların üzerinde silinmeyecek bir şaibe yaratmış oldu.

 

  • Yorumlar 1
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş