Medya Arkası (03.10.2016)

Medya Arkası (03.10.2016)
Köşe yazarlarının bugünkü gündeminde Lozan, 15 Temmuz, FETÖ ve Fenerbahçe-Osmanlıspor karşılaşması vardı.

Fetö'nün hamlesi farklı olacak / Mehmet Tezkan / Milliyet

Siyasetçilerin de, sokaktaki vatandaşın da en çok konuştuğu konu şu..
FETÖ’den ikinci hamle gelir mi?
FETÖ, iktidarı alaşağı etmek için yeni bir atak yapar mı?
Hükümetin bazı üyeleri ‘O defter kapandı, FETÖ’cüler artık kılını kıpırdatamaz’ görüşünde ama hükümetin resmi politikası böyle değil..
Hükümet ikinci darbe tehlikesini canlı tutmak istiyor..
Stratejik karar..
Darbe tehlikesini canlı tutmak iktidarın tabanını canlı tutmaya, konsolide etmeye yarardı, yaradı da..
Peki ya ekonomi?
Piyasada yaprak kımıldamıyor...
Esnaf siftahsız dükkan kapatıyor..
Dolar üç liraya oturdu..
Başka söze gerek var mı?  

Şu bir gerçek.. Hükümet ülkeyi OHAL’le yönetmeyi sürdürdüğü sürece; kredi kartı taksitlendirmeyi 9 aydan 12 aya değil, 24 aya da çıkarsa piyasa kendine gelmez..
OHAL demek; iktidarı devirmeye yönelik tehlike var demek..
OHAL demek; yatırımcı için risk var demek..
OHAL demek; iktidarın sorgusuz sualsiz her şeyi yapabilmesi demek..
OHAL demek; yatırım için riske girme demek..
OHAL demek; otur bekle demek..
OHAL demek; Meclis devre dışı demek..
OHAL demek; yürütmenin, yasamanın görevini de üstlenmesi demek..

Bu haller yabancıyı korkutur..
Bu haller işadamını ürkütür..
Bu haller parası olanı düşündürür..    

Gelelim kritik soruya..
FETÖ’cüler yeni bir darbe girişiminde bulunur mu? 
Silahlı kalkışma imkansız ama boş durmayacaklar; başka yöntemler deneyecekler..
Mesela; biriktirdikleri mailleri deşifre ederek..
Biriktirdikleri telefon konuşmalarını sosyal medyaya vererek..
Ellerinde tuttukları devletin gizli belgelerini internete salarak..
Memleketi karıştırmaya..
Bazı kişileri itibarsızlaştırmaya çalışacaklardır..

***

Tarih kavgası / Taha Akyol / Hürriyet

TARİKAT şeyhlerinden geçtik, siyasi lider ve fikri üstatlarımıza bile sorgusuz sualsiz hayranlık... Karşı tarafa öfkeli düşmanlık.

Bizde siyaset ve fikir tartışmalarının ortaya çıktığı 19. yüzyıldan beri böyle.

Abdülhamid’e muhaliflerinin “Kızıl Sultan” demesi, Cumhuriyet döneminde “Ulu Önder”e karşı muhafazakârların “Ulu Hakan” versiyonu...

Lozan için “Zafer mi, hezimet mi?” kutuplaşması da böyle.

Star’da Resul Tosun’da okudum, İslamcı gençler, sempozyumda Abdülhamid’in Batı müziğini sevdiğini öğrenince “‘Biz onu dindar biliyorduk, oysa Batı müziği hayranıymış” diye itiraz etmişler!

Dindar insan niye Batı müziğini sevmesin?!

Daha önemlisi, sağıyla, soluyla zihnimiz önyargılar, semboller, kült ve idoller tarafından nasıl işgal edilmiş görüyor musunuz?

TARİHİ ALET ETMEK

İttihatçılara göre Abdülhamid “Moskof’tan alçak”tı, çünkü Hz. Peygamber’in bazı hadislerini nakleden kitaplarını toplatıp yaktırmıştı!

Olay doğrudur. Arap milliyetçileri “Hilafet Kureyş kabilesinindir” şeklinde uydurma hadislerle ve İngiliz desteğiyle propaganda yapıyorlardı, Abdülhamid bu kitapları yaktırmıştı. İttihatçılar olayı bağlamından koparıp siyasi propaganda için kullanmışlardı.

Abdülhamid aleyhine Tunalı Hilmi’nin broşürü meşhurdur; oradan aktarıyorum:

“Yunanlı’ya kim verdi anlı şanlı Girid’i

Sorarlarsa arkadaş, göster Abdülhamid’i.”

Dün okudum, Lozan’a giderken Mısır ve Sudan bizimmiş, Lozan’da kaybetmişiz!

Tunalı Hilmi’nin yazdıklarıyla, Mısır’ı Lozan’da kaybettiğimizin yazılması, aynı tavrın iki versiyonudur: Siyaseten karşı olduğumuz kişileri kötülemek için “tarih”in kullanılması, hatta tahrifi...

***

Beyaz Türklerin son dramı / Okay Gönensin / Vatan

Malum gece tankları alkışlama ayıbı çok küçük bir bölgede yaşandı. İstanbul’un Kadıköy yakasında tanklara destek gösterisi yapıldı.

Kimin içinde ne olduğu bilinmez ama Beyaz Türkler darbe girişimini desteklemek gibi bir ayıbın içine düşmediler.

Aradan geçen süre içinde ise Beyaz Türk cenahında darbe girişiminin gerçekliğiyle ilgili şüpheler işlenmeye devam ediyor.

15 Temmuz darbe girişimi gerekten oldu mu yoksa işin içinde başka bir komplo mu var diye sormaya devam edenler halen Beyaz Türkler.

15 Temmuz kalkışması bir çok ezberi bozdu. Silahlı Kuvvetlerle ilgili olarak son dönemde çok tekrarlanmış ezbere formülleri de bozdu. Bunu kabul etmek istemeyen ve bu konuyu sürekli arka planda tutmaya çalışan bir siyasi irade var.

Yeni bir darbe girişimi olabileceği iddiaları ortaya çıktıkça bu ezberin hiç bir hükmü kalmıyor.

Beyaz Türklerin son dramı da bu noktada büyüyor. Silahlı Kuvvetlerin durumunu açıklayamıyorlar, Erdoğan ile kısa bir süre olsa da demokrasi hattında yan yana gelmiş olmaktan sıkıntı duyuyorlar.

Beyaz Türkleri şu anda bir nebze rahatlatan “yaşla kurunun ayırt edilmesi” konusundaki yanlışlar. Yazarların gazetecilerin tutuklanmaları dolayısıyla da “biz demiştik” demek imkanına kavuştular.

Bu az buz bir rahatlama değil, çünkü olmasaydı yaşadıkları dramın ucunda varlık nedenlerini tartışmak zorunda bile kalabilirlerdi.

***

Tayyip Bey yapar, Kemal Bey yapamaz / Ahmet Hakan / Hürriyet

BAŞBAKAN Binali Yıldırım şöyle demiş:

“Lozan üstünden siyaset yapmak bir şey kazandırmaz.”

Binali Bey’in böyle dediğini duyunca...

İlk tepkim şu oldu:

“Yoksa yoksa... Binali Bey, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a mı laf dokunduruyor?”

Hemen sonra fark ettim ki...

Öyle değilmiş.

Meğer Binali Bey, Kemal Kılıçdaroğlu’na söylüyormuş bu sözü.

Binali Bey’e göre...

Lozan üstünden siyaset yapmak Kemal Kılıçdaroğlu’na bir şey kazandırmazmış.

Peki Binali Bey, sorarım size:

Lozan üstünden siyaset yapmak, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bir şey kazandırır mı?

Keşke buna da bir yanıt verseydiniz.

O ADALAR BİZİM OLSAYDI

OLAYA bir de şu açıdan bakalım:

Lozan’da o adaları alsaydık...

O adaları AVM’lerle donatır mıydık, donatmaz mıydık?

O adaları kooperatif evleri ve sitelere boğar mıydık, boğmaz mıydık?

O adaların doğal ve tarihi havasını ezer miydik, ezmez miydik?

LOZAN NASIL BİR ŞEHİR

LOZAN Üniversitesi’nde bir dönem lisans üstü öğrencilik yapmış Hakan Ersoy adlı bir okurumun gönderdiği Lozan notlarını aktarıyorum:

Cenevre’den 45 dakikalık göl manzaralı bir yolla Lozan’a ulaşabilirsiniz.

Biblo gibi bir şehirdir Lozan... Önü Leman Gölü’ne bakar. Biraz Marmaris’i andırır. Arkaya doğru ise İzmir gibi kat kat yukarı çıkar.

“Kordon boyu” denilebilecek yerinde bulunan Beau Rivage Oteli’nin duvarında Lozan Antlaşması’nı hatırlatan tabela bulunur. Lozan’ı zafer olarak görüyorsanız gururlanabilir, hezimet olarak görüyorsanız ahlayıp vahlayabilirsiniz.

***

Lozan'ı bilmiyoruz / Yusuf Ziya Cömert / Karar

Komplo teorilerinin en ucuzu, en kalitesizi, ‘gündem değiştirme’ teorileridir.

Nedir ‘gündem değiştirme’ teorisi?

‘Ekonomi bozuktu, ekonomi konuşulmasın diye tren kazası yaptılar.’

Böyle bir şey.

Akıllıysanız bu fikre katılmanız gerekir. Çünkü bir tren kazasının kaza olabileceğine inanmak sizi saf ve salak gösterebilir.

Salak görünmemek maksadıyla lalettayin ortaya atılmış bir teoriye inanmak da ayrı bir arızadır.

Ataullah İskenderi’nin ‘Hikem’inde şöyle bir söz vardı: İnsanların en cahili, başkalarının zannını kendisindeki yakine tercih edendir.

Bulduğu her teoriye sarılanların, kendilerinde muhtemelen bir yakin yoktur.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Külliye’de, muhtarlara hitaben, ‘Lozan’ın zafer diye yutturulduğunu’ söyleyince hemen birtakım teoriler atıldı ortaya…

Güya gündemi değiştirmek için Lozan’ı ortaya atmış Cumhurbaşkanı…

OHAL konuşulmasın, ekonomi konuşulmasın falan diye…

Hayret! Hala anlaşılmamış Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın memleketteki herhangi bir konuyu konuşma veya tartışma konusunda sıkıntısı olmadığı.

Gerçi Lozan’ın tartışılması lüzumludur. Keşke tartışılabilse.

Tartışılması için bilinmesi gerekir.

Bilen var mı Lozan’ı?

İsmet Paşa biliyordu, anlatmadan göçtü gitti.

Mustafa Kemal mutlaka biliyordu. Anlatmadı.

Yoo! İkisi de anlattı.

Anlattıkları madalyonun bir yüzüydü.

Öteki yüzünden kimsenin haberi var mı?

Rivayetler var. Aslı nedir bilmiyoruz.

***

Kesinlikle yanlış karar / Deniz Çoban / Fanatik

Hakem Mete Kalkavan’ın, Osmanlıspor lehine verdiği penaltı kararı hatalıydı. Çünkü ev sahibi ekipten Regattin, sağ ayağını bilinçli bir şekilde Volkan’a takarak yere düştü. Bu sebepten sarı kart da görmeliydi.

Maç süresince Mete Kalkavan ve ekibini tek bir pozisyon dışında çok fazla zorlayacak bir kritik an olmadığını düşünüyorum. Hakemin o tek pozisyonda verdiği kararın da, oyunun gidişatını değiştirdiğini belirtmeliyim. Maçın 8. dakikasında Osmanlıspor lehine çalınan penaltı düdüğünün hatalı olduğunu düşünüyorum. Pozisyonda topu kaleciden kurtaran Regattin, topa yetişemeyeceğini anlayarak, sağ ayağını bilinçli bir şekilde Volkan’ın ayağına takarak yerde kaldı. Her ne kadar Volkan Demirel kayarak geliyor olsa da ayakları yerdeydi ve teması Regattin kendisi sağlamıştı. Volkan’ı dikkatli olmadığı konusunda eleştirenler olabilir ancak bu eleştiriler hakemin yapmış olduğu hatayı hiçbir şekilde masum kılmaz.

***

Penaltıya sığınmasınlar / Erman Toroğlu / Fotomaç

Osmanlı’nın penaltısı, penaltı değildi. Ama F.Bahçe hakeme kabahat bulmasın.

Osmanlıspor'un oyun anlayışı ve şekli Fenerbahçe'nin oyun anlayışına ters.
Neden? Osmanlı telaş yapıp topa vuran bir takım değil. Futbol oynamak isteyen bir takım. Boşa çıkıp ayağa top yapıyorlar.
Fenerbahçeli oyuncular da bu tarz oyunu sevmiyorlar. Neden? Çünkü Fenerbahçeli oyuncular baskı yaparak, isimlerini de kullanarak rakipleri topa vursun istiyorlar. Yani topa kolay sahip olmak istiyorlar. Zoru seçmiyorlar.
Öyle olunca da Osmanlı takımı dün akşam rahat rahat futbol oynadı. Maç oynanırken "Galibiyete kim daha yakın?" derseniz; yüzde 60 Osmanlıspor derdim.
Tabi şu da var Fenerbahçe'nin penaltı pozisyonunda Volkan hareketini rakibe yapmadı.
Topa müdahale etmeye kalktı bacağını biraz yerden kaldırdı. Regattin ayağını Volkan'ın bacağının altına soktu, yani taktı ve kendini attı. Hakeme yedirdi. Peki bu hakem bunları çözebilir mi? Zor çözer. Neden?
Bu hakem iyi niyetli bir çocuk. Gördüğünü vermeye çalışıyor. Ama öyle pozisyonlarda öyle ters kararlar veriyor ki futbolcuları delirtiyor.
Futbolcular da bunun futbolu bilmediğini anlıyorlar. Birisi kambura yatıyor, öbürküne veriyor. Birisi ayağına basıyor, ayağına basılana sarı kart veriyor. Bazı futbolcular hiç temas almadan kendini yere atıyor, kartı göstermiyor.
Çok kötü bir yönetim gösterdi dün akşam. Maç berabere bitti diye fazla toz kalmayacak ama bu yazdıklarım gerçek.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş