Medya Arkası (07.07.2017)

Medya Arkası (07.07.2017)
Köşe yazarlarının gündeminde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun Ankara'dan İstanbul'a doğru başlattığı Adalet yürüyüşü vardı. İşte günün öne çıkan yazıları:

Genel Başkan başladı 'Lider bitiriyor / Mehmet Tezkan / Milliyet

Uzun ‘Adalet Yürüyüşü’nün sonuna gelindi..

Ne oldu derseniz?

BİR: Türkiye üç haftadır ‘adalet’  kavramını konuştu..

İKİ: Yargının sorunlu olduğu, adalet dağıtmadığı; evlerin, işyerlerinin, kahvelerin, park ve bahçe buluşmalarının konusu oldu..

ÜÇ: Türkiye’de ortalığı yakıp yıkmadan, tahriklere kapılmadan barışçı eylem yapılabileceği ispatlandı..

DÖRT: Protesto yürüyüşünün anayasal hak olduğu zihinlere yerleşti..

BEŞ: köşe yazarlarının tek konusu oldu..

Başka?

ALTI: Polis demek, orantısız güç kullanmak demek değilmiş..YEDİ: Polis denilince akla sadece cop, TOMA ve  tazyikli su gelmezmiş..

SEKİZ: Polis göstericileri durdurmak için değil, onları korumak adına da görev yapabiliyormuş..

Başka?

Kılıçdaroğlu uzun yürüyüşe ‘Genel Başkan’ olarak başladı, ‘Lider’  olarak bitiriyor..

Salı akşamı NTV’deki programda da anlattım..

Lider olmak için tarihe damga vurmak gerekiyor..

Lider olmak için kitleleri peşinizden sürüklemeniz gerekiyor..

Lider olmak için insanların size yürekten inanması gerekiyor…

Ey bre gafil Kılıçdaroğlu / Deniz Kavukçuoğlu / Cumhuriyet

Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nun İstanbul'a yürüyüşü hem AKP yönetimini hem de MHP yönetimini çıldırma sınırına getirdi. CHP Genel Başkanı'na insanın aklını mantığını allak bullak eden suçlamalar yöneltildi. Bu "sözde" Adalet Yürüyüşü FETÖ'cüler, PKK'lılar tarafından ayakta alkışlanıyor, denildi. CHP'nin zaten "bölücü terör örgütü ile ilişkisi olduğu biliniyor", denildi. Bu yürüyüşte "halk nerede" diye soruldu. O yolları biz, "sizler yürüyesiniz diye mi yaptık" türü tuhaf sorular ortaya atıldı. Sayın Kılıçdaroğlu bu zırvalara aldırmadan -peşinde on binlerle- yürüyüşünü sürdürdü.  Bugün (perşembe) yürüyüşün 22. günü. İstanbul'a 40 küsur kilometre kaldı. Yüzlerce kilometrelik yol boyunca ufak tefek birtakım protestolar dışında kayda değer olumsuz bir olay yaşanmadı. Sayın Kılıçdaroğlu İstanbul'a yaklaştıkça kendisine yöneltilen suçlamaların, sözlü saldırıların dozu da artış gösterdi. Bu suçlamaların, saldırıların toplumda karşılık bulmaması, AKP ve MHP yönetimlerini büsbütün öfkelendirdi. Baktılar ki ellerinden bir şey gelmiyor, sonunda "gaflet" sözcüğüne sarıldılar.

Ve bekle bizi İstanbul / Süleyman Kılıç / Yurt

Aslında Maltepe Mitingi bir haftadır başladı. Kılıçdaroğlu İstanbul'a gitmeden, İstanbul, O'na çoktan gitmiş bile. 9 Temmuz ile 15 Temmuz mukayesesi de yanştınlması da çok yanlıştır. Hele hele şu tavır yanlıştır. 15 Temmuz 80 milyonundur. Nitekim MHP'li Mevlüt Karakaya 15 Temmuz ile ilgili anmalarda sadece Valilik ve Kaymakamlıkların programlarına katılacaklarını açıklayarak üstü kapalı da olsa AKP ile arasına çizgi koydu. CHP ve HDP yakınlaşmasının PKK ile ilintileme çabalan boşa çıktı. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin de 'haksız yere tutuluyor' dediği Ahmet Türk'ün temsili HDP heyetine dâhil olması, CHP'nin 1110 metrelik Türk Bayrağı ile yürümesi, Celal Doğanın Türk Bayrağı bizim de bayrağımızdır, bizim asla Türk bayrağı ile sorunumuz olamaz yaklaşımı da çok etkili oldu. CHP Lideri Maltepe Mitinginden hemen sonra muhtemelen ertesi gün İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu'nu ziyaret edecek. Miting meydanında adalet ve banş vurgusu yapacak. İstekleri ve talepleri sıralayacak. Başka ne yapabilir ki? Ve bekleyecek... Kolay gelsin

Şerefsiz! / Sadrettin Karaduman / Milli Gazete

Son zamanlarda MHP’de çok önemli gelişmeler yaşanmakta. İşte, biz de bu gelişmeleri sizlerle paylaşalım istedik. Ama evvela şu tespiti yapmamıza müsaade edin lütfen! Böyle giderse ortada MHP diye bir parti kalmaz. Belki de istenen budur.

Yani, yeni dönemde MHP diye bir partiye ihtiyaç kalmamış olabilir. Bu partinin düşünceleri, bundan sonra iktidar partisinde temsil edilebilir. İşin orası başka! Yani, bize malum değil. Bizimkisi yorum tabi!

Gerçi, MHP liderinin AK Parti’ye destek vermesi yeni değil. Sayın Erdoğan’ın başı her sıkıştığında imdadına Sayın Bahçeli yetişti. Bahçeli’den önce de Baykal yetişmişti Erdoğan’ın imdadına. Sayın Erdoğan’ın siyasi yasaklarının kalkması, 2003 yılında CHP’nin desteğiyle oldu. Ancak bu konu hiç sorgulanmadı.

Artık MHP Meclis'e girdiğine göre CHP’ye ihtiyaç kalmamış olabilir. Ayrıca MHP>den gelen destek içeriden sayılmış olmalı. Birde partide düzen bozuldu. Partinin içi de karıştı. Karışıklık devam ediyor. Yakında bir doğum olacak gibi.

Meral Akşener olayı son derece hassas bir dönemde gündeme girdi. Akşener'le birlikte, «ben de varım» diyenlerin parti içindeki etkisi ve gücü azımsanmayacak büyüklükte.

Bazıları oy tahmini yapmaya başladı bile. Kimileri hedefi daha büyük tutmuş görünüyor. Bunlar, acaba merkez sağ için bir umut oluşur mu diye ellerini ovuşturmaktalar. Orasını bilemeyiz. Ancak, aleni olan bir şey var; artık MHP tek parti olarak yola devam edemeyecek.

Herkesin hesabı farklı olsa da, farklı kesimlerin aynı hesap uğruna bir araya geldiği veya getirildiği muhakkak. Ne kadar acı ki; belki, gerçeği bu dünyada görme şansımız olmayacak. Tabii, öteki tarafta her şey belli olacak; fakat orada, sadece gerçeği görmekle yetinme mecburiyetinde kalacağız.

FETÖ’nün dava oyunu / Saygı Öztürk / Sözcü

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “adalet” diyen on binlerce kişiyle İstanbul’a giriyor. Hakim, savcı, avukat da “adalet” diyor. Bu ülkenin hakim gibi hakime, savcı gibi savcıya ihtiyacı var. Kararlarıyla, sosyal medya kullanımıyla siyaset yapan, siyasetçinin yanında görünenlerin yükseltildiği bir dönem yaşanması da yargıya olan güveni tamamen ortadan kaldırıyor. “Cemaatin, siyasi iktidarın yargısı değil, hukuku üstün tutan, adalet dağıtan güvenilir bir yargı” isteniyor. Allah aşkına istenen çok mu?

Bir dönem cemaat adına karar verdiği öne sürülenler, bugün ya meslekten atılmış ya da cezaevinde. Ne yazık ki, bazıları örgütün haberleşme aracı olan ByLock kullanmış. Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin kararıyla, bir dönem el üstünde tutulan “cemaat” ya da “hizmet hareketi” dedikleri yapı resmen “Fetullahçı Terör Örgütü-FETÖ” olarak anılacak. Bu konuda verilen kararı, Yargıtay 16. Ceza Dairesi onadı.

‘Adalet Yürüyüşü’nün fena hırpaladığı isimler / Ahmet Hakan / Hürriyet

- METİN FEYZİOĞLU: Katılmadı, gerekçe sundu, gerekçesi inandırıcı bulunmadı. Şimdi bindiren bindirene...

- ÜMİT KOCASAKAL: Muhalif kesimin yıldızı parlak isimlerinin en başında geliyordu. Yürüyüşe tavır aldı. Şimdi hiç de sempatiyle anılmıyor.

- DOĞU PERİNÇEK: Yürüyüşe karşı çıkması, hatta resmen yürüyüş karşıtı kampanya yapması... Şimdi muhalif cephede adını duyan yüzünü ekşitiyor.

- MUHARREM İNCE: Kemal Kılıçdaroğlu’nun pasif tutumuna bindirerek ilerliyordu... Fakat Kılıçdaroğlu yürüyünce... Kendisi azıcık pasif kaldı.

- AHMET TAŞGETİREN: “69 yaşında bir direnç yürüyüşüdür bu” diye yazdı. Kendi cenahında kıyamet koptu. Hedef haline geldi. Topa tutuldu.

- DENİZ BAYKAL: Gelip iki satır yürüseydi... Kendisi açısından her şey farklı olabilirdi. Ama o “Destekliyorum” demenin ötesine geçemedi.

- GÜBRECİLER: Yürüyüşe farkında olmadan eşsiz bir katkı sundular, yürüyüşün ivme kazanmasına yol açtılar. Şimdi sersemliklerine doyamıyorlardır.

- MERAL AKŞENER: Gözler kuracağı partiye çevrilmişti fakat Kılıçdar öyle bir rol çaldı ki... Sanırım durumdan pek memnun değildir.

‘Adalet Yürüyüşü’ ve 15 Temmuz / Nuray Mert / Cumhuriyet

Demokrasi, hak, hukuk sorunları bir yana, bezdik iktidar ve çevresinin, aynı kafada olmayan herkese, her harekete, her olaya karşı hoyratlığından, sövüp saymasından!

CHP’nin başlattığı Adalet Yürüyüşü’nün sonuna doğru, doz iyice arttı. Belli ki, siz “adalet” deyince başka bir şey, muhalifleriniz başka şey anlıyor, mecbur mu herkes aynı görüş ve tanımları paylaşmaya? Velev ki, iktidara karşı olan herkes aralarındaki farklılıklara rağmen, bu yürüyüşe destek veriyor ve asıl dert iktidar. Olamaz mı, dünyanın her yerinde, farklı fikirlerde olanlar, iktidara karşı itirazlarında zaman zaman ortak zeminde hareket ederler. Esas olan, iktidara itirazı olanların yasal ve demokratik yolların dışına çıkmamaları, darbeydi, kumpastı, bu tür işlere girişmemeleridir, işte o kadar. Dahası, velev ki bu tür bir yürüyüş toplumsal gerilimi artırıyor, toplumsal gerilimin artmasını engellemenin yolu, gerilimden uzak durmaktır, tırmandırmak değil.

Yeni sistemde Cumhurbaşkanı “tarafsız” olmak durumunda değil, zira, tam tersine, partili Cumhurbaşkanı sistemine geçtik. Ama, siyaseten taraf olmak, belli bir siyasi anlayışın mensubu olmak demektir, karşısındaki herkesi düşman ilan etmek, teröristlikle itham etmek değil. FETÖ’cüler, darbeciler, PKK’lılar, bu yürüyüşten hoşnutmuş, olabilir, bunun yürüyüşü düzenleyenlerin üzerine kara leke olarak yazılması nasıl bir akıldır?

 

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş