Medya Arkası (08.04.2017)

Medya Arkası (08.04.2017)
Köşe yazarlarının bugünkü gündeminde ABD'nin Suriye'deki Rus üssüne gerçekleştirdiği saldırı yer aldı. İşte günün öne çıkan yazıları:

Kimyasal katliama hayır da diğerlerine evet mi? /Murat Yetkin / Hürriyet

ABD'nin Suriye'ye füze saldırısı belki bütün Orta Doğu olmasa da Suriye denklemini değiştirecek gibi görünüyor.

Bu saldırının bölgede ABD ve Rusya'nın taraf olduğu daha geniş bir savaşa sıçrama olasılığı nedeniyle değil. Ya da ABD ve Rusya arasında bir çatışma ihtimali nedeniyle değil; muhtemelen iş o noktalara tırmanmadan bir başka şekle yatıştırılacaktır.

Rusya'nın Ortadoğu'ya dönüşü ABD eski Başkanı Barack Obama'nın 2013'de Suriye'nin Ghuta kimyasal saldırısı karşısında geri adım atmasıyla başlamıştı. Şimdi Rusya'nın yükselişine dur denilmesi de yine Suriye'nin 2017 İdlib saldırısına bir başka ABD Başkanının anında karşılık vermesiyle oldu.

Evet, Rusya Başbakanı Dimitri Medvedev dün "Amerika'yla çatışmamıza ramak kaldı" dedi ama Rusya'nın Beşar Esad gibi artık taşıması gayet ağır bir yük için ABD ile çatışmaya girme ihtimali gayet düşük.

Zaten daha saldırıdan bir kaç saat önce Vladimir Putin'in sözcüsü Dimitri Peskov "Esad'a desteğimiz kayıtsız şartsız değil" dememiş miydi? Rusya için Suriye'deki varlığı ve Suriye'nin geleceği üzerinde söz hakkının devamı çok daha önemli ve bu çerçevede Esad'ın geleceğini -hararet soğurken- ABD ile pazarlık malzemesi dahi yapabilir.

Yap boz’un parçaları yerine otururken/Ataol Behramoğlu / Cumhuriyet

Bush, AKP Başkanlığı dışında hiçbir titri yokken Recep Tayyip Erdoğan'ı neden Beyaz Saray'a davet edip ağırladı? Yoksa Samuel Huntigton'ın, alt başlığı "dünya düzeninin yeniden kurulması" olan "Medeniyetler Çatışması" adlı kitabında tanımladığı "karşı-Atatürk" Tayyip Erdoğan mıydı? Parlamento dışındaki AKP'nin seçimlerden çoğunluk partisi olarak çıkacağı besbelliyken koalisyon ortağı MHP'nin başkanı Bahçeli'nin, sonucu kendi partisini de parlamento dışında bırakacak bir erken seçim önerisiyle koalisyonu bozması sadece bir siyasal körlük olgusu muydu? Türkiye'nin Irak'a müdahalesi konusunda Başbakanlık'ça hazırlanan tezkerenin 1 Mart 2003'te TBMM'de beklenmedik reddinin Bush yönetiminde ve defalarca dile getirdiği üzere Tayyip Erdoğan'da yarattığı hayal kırıklığı, parlamentoyu işlevsiz bırakacak bir tek adam rejimi projesinin (daha da önceden değilse eğer) o sırada tasarlanmaya başlanmış olabileceğini akla getirmiyor mu?

‘Kontrollü darbe çıkışı’ ve ‘Evet’e katkısı /Nihal Bengisu Karaca/ Habertürk

“Hayır" kampanyasının ağır topu olan Kemal Kılıçdaroğlu yakın zamanlara kadar olgun ve sorumluluk sahibi bir figür olmaya çalıştı. Milletin "Evet-Hayır" kamplaşması üzerinden bölünme lüksümüzün olmadığını ifade etti. AK Partililer talihsiz bir biçimde "Hayır" verecek olanları terörizm çatısı altına itelemeye çalışırken Kılıçdaroğlu ve önde gelen bazı CHP'liler, eleştirilerini getirilmek istenen model üzerine teksif ettiler. Seçmen bazında beklenen AK Parti-MHP konsolidasyonu sağlanamadı. Referandumun kaderini belirleyecek olan karasızların AK Partili kararsızlar olacağı tespiti haklıydı. Tam da bu nedenle Kemal Kılıçdaroğlu partili kimliğiyle değil, AK Parti'nin kararsızlarını ve hatta "Evet" verecek vatandaşları rahatsız etmeyen söylemler benimsedi.

İktidar partisindeki MHP ve Türkeş sevgisini görüyorsunuz değil mi? / Can Ataklı / Sözcü

Çok değil 1 Kasım seçimlerinden önce birbirlerine en olmadık hakaretleri edenler şimdi canciğer kuzu sarması oldular. MHP yine biraz daha sakin gidiyor.Ne Bahçeli ne diğer MHP yöneticileri AKP'yi övmeye kalkmıyorlar. “Evet vereceğiz” diyorlar o kadar.

Ama AKP öyle değil. Meydanlardaki Binali Yıldırım MHP'yi ve Bahçeli'yi övmeye başladığı zaman durdurulması mümkün değil, çağlayan gibi akıp gidiyor. “Bahçeli ile MHP ile gurur duyuyoruz” diye öyle bir haykırıyor ki sesi Çin'den bile duyulur vallahi.

Ya birden doğan Alparslan Türkeş aşkına ne demeli? Türkeş hafta içinde 20'nci ölüm yıldönümünde anıldı. Bir de baktık ki Cumhurbaşkanı Erdoğan elinde Osmanlı ibriği ile Türkeş'in mezarına su döküyor. MHP'lilere sormak isterim; 20 yıldır hangi ölüm yıldönümünde Erdoğan'ı Türkeş'in mezarını ziyaret ederken gördünüz? Bugüne kadar sizinle gurur duyan bir tek AKP'li var mıydı?

En önemlisi referandumdan sonra evet de çıksa hayır da çıksa AKP'nin dönüp  yüzünüze bakacağına inanıyor musunuz? Gelecek yıl herhangi bir AKP'li yöneticinin Türkeş'in mezarını ziyaret edeceğini düşünüyor musunuz?Size vaadedilen başkan yardımcılığı beş bakanlık ve 50 bin kadro sözünün tutulacağına gerçekten inanıyor musunuz? Hepsine evet diyorsanız, çok safsınız.

ABD, Suriye’yi vurunca şu beş tuhaf şey oldu / Ahmet Hakan / Hürriyet

BİR: “Haçlı ittifakı” denilen şey darmadağın oldu. ABD’nin haçlıları ile Rusya’nın haçlıları karşı karşıya geldi.

 İKİ: “Dünya kör, dünya sessiz” edebiyatı yerle yeksan oldu. Trump Reis parçalayıp attı bu edebiyatı.

ÜÇ: Ezberler acayip bozuldu. Bizimkiler, İsrail’le birlikte pek memnun olurken Rusya ile İran kederlendi.

 DÖRT: Tuttuğumuz dünya liderini aniden değiştiriverdik: Putin’ci olmuştuk, hemencecik Trump’çı oluverdik.

BEŞ: “Üst akıl” falan diyorken... “Vur Trump reis vur” demeye, “Vur vur inlesin/Esad dinlesin” diye slogan atmaya başladık.

ABD, Suriye’yi vurunca şu beş tuhaf şey oldu

BAKALIM BİR SONRAKİNDE NE DİYECEKLER?

2010 referandumunda şöyle demişlerdi:

“Tarafsız ve Bağımsız Yargı İçin EVET diyorum.”

16 Nisan 2017 referandumunda şöyle diyorlar:

“Bağımsız ve Tarafsız Yargı İçin Tüm Kalbimle EVET diyorum.”

Bakalım bir sonraki referandumda ne yapacaklar?

Önce tarafsız kelimesini mi yoksa bağımsız kelimesini mi yazacaklar?

“Tüm kalbimle” yerine “Tüm ruhumla” mı yazacaklar?

Bu kez kimin fotoğrafını koyacaklar?

Bakalım... Bakalım... Bakalım...

Füze saldırısı bir başlangıç mı? / Burhannettin Duran/ Sabah

Akla gelen ilk soru Esed'in neden bu dönemde kimyasal silah kullanma riskini aldığıydı.

Rusya'nın ve İran'ın desteğiyle Halep'te istediği sonuca ulaşan Esed, İdlib'de savaştıracak yeterli askeri personele sahip değil.

Son haftalarda Şam ve Hama kırsalında muhaliflerin ablukayı kırmasını engelleyememesi de Esed'in askeri zafiyetine bir örnek teşkil ediyor. Yine YPG'yi "milis" olarak kullanma emeli de bununla irtibatlı.

İşte Esed, Halep'te yaptığı katliamlara dünyanın sessiz kalmasından cesaret alarak İdlib cephesinin zorluklarını kimyasal silahın korkunç ve korkutucu etkisiyle aşmak istedi.

Ve muhtemeldir ki Esed, kabine içi anlaşmazlıklarla uğraşan Trump "tutarlı bir Suriye politikası" oluşturmadan İdlib cephesinde mesafe almak istedi.

Füzeler ve gerçekler / Güneri Civaoğlu /Milliyet

ABD’nin “Toma-hawk” füzeleriyle Suriye üssünü vurması -görünürde- “sarin zehirli gaz kullanılmasına, ceza kesmektir.”

Ama...

Asıl “kalıcı” mesaj Rusya’yadır.

 “Bundan böyle, Suriye’de tek başına değilsin. Artık biz de varız...”

Rus uçaklarının, Rus askerinin ve teknisyenlerinin bulunduğu üsse 59 füze göndermenin açık anlamı budur.

ELBETTE...

Özenli ve orantılı bir “tavır” olduğunu da görüyoruz.

ABD açıklamasında “üsteki Rusların hedef olmaması için özen gösterildiği” vurgulanıyor.

Gerçekten ölenler ve yaralananlar arasında “Rus” yok.

BUNUNLA beraber, Rusya lideri Putin’in karizmasına bu füzelerle “çizik atıldığı” da bir gerçek.

8 yıldır süren Suriye savaşlarında ilk kez Rusya’nın korumasında olan bir üs vuruluyor.

 

 

 

 

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş