Medya Arkası (09.05.2017)

Medya Arkası (09.05.2017)
Köşe yazarlarının bugünkü gündeminde Körfez ülkeleri ile Katar arasında yaşanan diplomatik kriz vardı. İşte günün öne çıkan yazıları:

Katar’a destek çıkmadan önce iki dakika düşünün /Ahmet Hakan / Hürriyet


YA tam da siz “Katar’a yapılanlar kabul edilemez” dediğiniz sırada... Katar tutar da... “Bizim de hatalarımız oldu” falan diyerek tornistan yaparsa ne olacak?

- Ya tam da siz “Hepimiz Katar’ız” diye ayağa kalktığınız sırada... Katar Emiri tutar da... Soluğu Trump’ın yanı başında alırsa ne olacak?

- Ya tam da siz “Mehmetçik Katar’a” diye haykırdığınız sırada... Katar tutar da... Amerika’ya “Gel Amerika, ülkeme üçüncü bir üs daha kur” derse ne olacak?

- Ya tam da siz “Katar dışlanamaz” diye ortaya çıktığınız sırada... Katar tutar da... İran karşıtı koalisyonun başını çekmeye kalkarsa ne olacak?

KATAR KONUSUNDA ANNE NASİHATİ

ANNEMİN meşhur nasihatidir:

“Herkes kendini kurtarır, olan sana olur yavrum.”

Bu anne nasihatinden yola çıkarak...

Ben de bir Katar nasihatinde bulunmak istiyorum.

Bu krallar, emirler falan...

Yarın hiçbir şey yokmuş gibi öpüşür koklaşırlar...

Kötü olan taraf biz oluruz.

Aman dikkat!

Galatasaraylı değildir ama bir diğer cuk oturmuş lakap da Rıdvan Dilmen’e yapışan “Şeytan”dır.
 

Türkiye'nin içler acısı durumu / Emin Çölaşan / Sözcü

Katar ile Türkiye'de birileri arasında özellikle Türk kamuoyu tarafından hiç bilinmeyen bir takım “Gizemli” parasal ilişkiler var. Bu ilişkilerin üzerine gidilmeli, bu karanlık bilmece mutlaka çözülmeli. “Bizimkilerin” Katar bankalarında ve onların yurtdışına yayılmış olan finans şirketlerinde milyarlarca dolar parası var.

Katar bu paraları çalıştırıyor, bizimkilere çok büyük miktarlara ulaşan faiz ödüyor. “Bizimkiler” ihtiyaç duydukça oradan para istiyor… Ve bizim ödemeler dengesinde görünmeyen, Merkez Bankası tarafından bile bilinmediği öne sürülen bu kara paralar Türkiye'ye getiriliyor.

İşin Türkçesi şu:

“Bizimkiler” avanta, ihale, rüşvet ve yolsuzlukla elde ettikleri kara paraları, bir yerlerde tutmak zorunda.

Bundan önceki süreçte işin en temiz yolu bu paraları sır saklayan “İsviçre bankalarında” tutmaktı. Ancak İsviçre bu konuda su koyuverdi, bankalarına-istiflenen gizli paraların sahiplerini açıklamaya başladı…

Dolayısıyla kara para piyasasında İsviçre, güvenilirliğini yitirdi! Bu durumda devreye Katar ve Suudi bankaları ve finans kuruluşları girip İsviçre'den kaynaklanan boşluğu doldurdu.

Şimdi şu tabloya bakınız! Bu hırsızların ülkeleri bir yanda Müslümanlıktan dem vurur, öbür yanda ise hırsızlık, yolsuzluk, avanta ve rüşvet paralarının kendi kurumlarında aklanmasını sağlar…

Ve bunu yaparken bile kendi paylarını cebe atar! Hükümet ve Meclis'teki AKP çoğunluğu önceki gün ilginç bir kanun çıkardı… Şimdi Katar'a üç bin Mehmetçik gönderilecek. Ne işi var bizim askerimizin Katar'da?

O hırsızların, o din tüccarlarının korumalığına mı soyunacak? Katar'ın başıbozuk ordusunu Mehmetçik mi koruyacak? Bu kararın alınması da ilginçti! Meclis'te 100. sırada bekleyen Türkiye‐Katar anlaşmasının görüşülmesi, verilen bir önergeyle öne çekildi ve AKP oylarıyla kabul edildi.

Jet hızıyla, yangından mal kaçırır gibi!..
 

Bir 'Evet'le şemsiye mi aldın Rıdvan? / Fatih Altaylı / Habertürk

Şeytan Rıdvan bugünlerde dertli.

Uzun zamandır Türk futbolu içinde oynadığı oyunlar artık su yüzüne çıktı.

Arda’nın yaptığı “ayıpla” çıkmayı bırak suyun üzerine yayıldı.

Şeytan şimdilerde zorda.

Hele hele Arda savunması Şeytan’ı iyice köşeye sıkıştırdı.

Dün Türkiye’de yapılabilecek en uyanıkça şeyi yaptı hemen.

“Başımıza bunların gelme nedeni, referandumda ‘Evet’ kampanyası yapmamızdır” dedi.

Cepheyi, içine Murat Boz’u da alacak şekilde genişletti.

Benim anlamadığım şu.

Referandum döneminde “Evet” kampanyası yapınca uçakta baban yaşındaki adama ana avrat küfretme hakkın mı oluyor?

Bu kampanyaya destek verdin diye Türk futbolunu karıştırmaya, futbol camiası içinde her yol mubahtır diyerek güç simsarlığı yapmaya izin mi veriliyor?

“Evet”e destek verenlerin her türlü etik, terbiye, ahlak ve hatta hukuk kuralları dışına çıkma hakkı mı oluşuyor?

Katar'da neler oluyor ve olacak? / Deniz Gökçe / Akşam

Referandum döneminde “Evet” kampanyası yapınca uçakta baban yaşındaki adama ana avrat küfretme hakkın mı oluyor?

Bu kampanyaya destek verdin diye Türk futbolunu karıştırmaya, futbol camiası içinde her yol mubahtır diyerek güç simsarlığı yapmaya izin mi veriliyor?

“Evet”e destek verenlerin her türlü etik, terbiye, ahlak ve hatta hukuk kuralları dışına çıkma hakkı mı oluşuyor?

Katar, sorunlara rağmen, sağlık sistemini, eğitim sistemini ve ülkenin altyapısını oldukça geliştirmiş bir ülke. 2022 yılında da Dünya Futbol Şampiyonası'nı gerçekleştirecek.

Küçücük Katar’ın karayla ilşkisi Suudi Arabistan ile olan 87 kilometrelik huduttur. Katar 563 kilometrelik bir deniz sahiline de sahiptir. Doğal kaynakları doğal gaz, petrol ve balıktır. Ekilebilir alanı da çok azdır, 130 kilometrekaredir. Çok sınırlı su kaynağı olan Katar su sorununu da 'desalinasyon' ile çözmektedir.

2016 yılında nüfusu 2.26 milyon kişi olan Katar’da, nüfusun yüzde 88 kadarı Katar dışındandır. Ülkede Arapça ve de İngilizce konuşulur. Nüfusun yüzde 68 kadarı Müslüman, yüzde 14 kadarı Hristiyan, yüzde 13 kadarı Hindu kökenlidir. Nüfusun yüzde 99.2 kadarı, yani neredeyse hepsi, kentsel alanda yaşamaktadır. Ülkenin Başkenti Doha’da 2015 seçimlerine göre 718 bin kişi yaşar. Nüfusun ortalama hayat beklentisi 79 yıl kadardır. Halkın çok yüksek bir oranı, yani yüzde 97.3 kadarı eğitimli insanlardır. Ülkenin siyasi rejimi ise krallıktır. Ülkede vatandaş olmak için kişinin babasının vatandaş olması şartı vardır. Bu şart 1971 yılında ülke bağımsız olduğunda konmuş bir vatandaş olma şartıdır.
 

Katar eski Katar değil ki / Murat Yetkin / Hürriyet

Yiyecek yardımı bir yana, o konuda kimsenin bir şey söylediği yok. Onu Ramazan günü Katar’daki din kardeşlerine gıda sevkiyatını engelleyen Suudlar, Arap emirlikleri düşünsün.

Ancak Erdoğan’ın bu sözü üzerine AK Parti 7 Haziran’da Katar ile imzalanmış iki askeri anlaşmanın Meclis onayını öne alması ciddi tartışmaya yol açtı. CHP, MHP ve HDP grupları, anlaşmaların içeriğine değil, zamanlamasına karşı çıktılar: Türkiye bir kez daha Arap ülkeleri arasındaki ihtilafa taraf oluyor görünecekti. Suriye’den ders çıkarılmamış mıydı?

O arada İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif de atlayıp Ankara’ya gelmişti. (Zarif havadayken IŞİD Tahran’da Meclis binasını ve Humeyni’nin türbesini basmış, 12 kişi öldürmüştü.)

Erdoğan bir yandan İslam İşbirliği Örgütü dönem başkanı sıfatıyla diplomasi yürütüyor, arabuluculuk teklif ediyordu ama diğer yandan İran ile birlikte Katar Emirliğine sahip çıkan yegane ülke konumunda görünüyordu.

Suudi Arabistan’ın “Dışarıdan arabulucuya ihtiyaç yok” açıklaması, Almanya’yı ziyaret eden Dışişleri bakanı Adil el-Cübeyir’den geldi; Ankara gibi Berlin de yardım teklif etmişti çünkü. (Almanya’nın sanayi devlerine Katarlıların açık ve gi,zli ortaklıklarının ortaya dökülmesi an meselesi deniyor diplomatik kuliste.) Suudi bakan ise Katar ile ilişkilerin düzelmesinin koşullarının belli olduğunu söyledi: İran’la flört etmeyi bırakacak, terör örgütlerine desteği kesecekti.

Terör yaftasının araçsallaştırılması / Ahmet Taşgetiren / Star

Aynı şekilde “Dost” Avrupa ülkeleri de “Terör örgütü” olarak niteledikleri PKK'nın Türkiye Cumhurbaşkanı'nın şakağına silah dayayan afiş taşımasına ses çıkarmıyor.

Şu sıralar Amerika'ya sormak lazım: İran'daki sabotajlar terör hareketi mi idi yoksa “Anti demokratik yapıya karşı” diye meşrulaştırılacak bir hamle mi?

Bir ara Afganistan'da Taliban Amerika adına silahlı eylemler yaparken meşru, sonra terörist oldu. Afgan mücahitleri de “Yeşil kuşak teorisi” ekseninde Sovyetler'e karşı savaşırken makbul bulunurken, sonra başka İslam coğrafyalarında görüldüklerinde “Cihadist” tanımlamasıyla “terör” kapsamına sokuldular.

Son Katar depreminin odağında bulunan “İhvan hareketinin terör yapılanması olduğu” iddiası da, terör alanındaki çifte standardın tipik örneği.

İhvan Mısır'da iktidar oldu, böyle oldu. İşin gerçeği bu.

Hamas Filistin'de seçimi kazandı, terör damgası yedi.

Cezayir'de İslami Selamet Cephesi yerel seçimlerde üstün başarı gösterdi, genel seçimleri de kazanacağı anlaşılınca darbe geldi, Cezayir kan gölüne döndürüldü.

Tunus'ta Nahda hareketine ve onun önderi Gannuşi'ye övgüler düzülüyor. Neden? Benim tabirimle “Laiklere ofsayttan gol atma alanı” açtığı için. Yani “İhvan Mısır'da iktidara geldi İhvan'ı da Mısır'ı da yaktılar, biz iktidara gelirsek Tunus'u da yakacaklar, onun için biz geri çekilelim, Başkan adayı göstermeyelim” dediler. Yoksa kimbilir şimdi Mursi gibi Gannuşi de zindanda olacak, Nahda için de “Terör örgütü” yaftalarını konuşacaktık.

Suudi Arabistanlı işadamı Yasin el Kadi ismini hatırlayalım. Yıllarca Amerika onun boynuna “terörü destekleme” yaftası astı, mallarını dondurdu... Neredeyse tek savunanı Türkiye - Tayyip Erdoğan oldu. Birleşmiş Milletler kanalıyla aklanıncaya kadar akla karayı seçti.

Şimdi İhvan, İslam coğrafyasının “Sarı ineği” oldu.

Katar krizinde niye mi köpürmüyoruz? / Yalçın Akdoğan / Star

Öncelikle şunu anlamak gerekir: Türkiye alternatifi siyaseten de insaniyeten de mümkün olmayan konularda ahlaki duruşunun gereğini yapmış, bedeli ne olursa olsun tepkisini göstermekten çekinmemiştir. Bu zalim Esed’e karşı da böyle olmuştur, Mısır’daki darbeye karşı da böyle olmuştur. Bu olayların ‘tarafsızlıkla’ geçiştirilecek bir tarafı yoktur.

Onun dışında bölgede birçok kriz yaşanmıştır ve Türkiye taraflarla olan iyi ilişkisi sebebiyle bir nevi ‘arabuluculuk’ misyonu üstlenmiştir. Türkiye İsrail-Filistin meselesinde bazı kriz anlarında devreye girdiğinde iki tarafla da ilişkisi olduğundan ve bir güven tesis ettiğinden rol oynayabilmiştir. Bu demek değildir ki, Türkiye’nin tavrı ve ahlaki duruşu belli değil ve yapılan haksızlıklara göz yumuyor. Filistin ve Kıbrıs davası bizim ‘milli mesele’ olarak gördüğümüz konulardır ama Türkiye siyasi kanaati belli olmakla birlikte birçok kez devreye girerek sorunların aşılmasına çaba göstermiştir.

İran’ın yaşadığı krizlerde de, Ortadoğu’daki birçok gerilimde de Türkiye yapıcı rol oynamaya çalışmıştır.

Suudi Arabistan’la da diğer Körfez ülkeleriyle de Türkiye’nin dostane ilişkileri vardır ve bunları güçlendirmeye çalışmaktadır. Katar krizinde Türkiye’nin ahlaki duruşu ve tavrı bellidir ama bu tavır birilerine öfke kusmak değil çözüm için yapıcı rol oynamak şeklinde ortaya çıkacaktır. Bunun üzerinden fitne üretmeye çalışmak beyhudedir.

Körfez ülkeleri arasında yaşanan kriz konusunda Türkiye atması gereken makul adımları atmaktadır.

Katar’dan İran’a yeni oyunun arka planı / Mahmut Övür / Yeni oyunun arka planı

Hiçbir şey tesadüf değil. ABD Başkanı Trump'ın Suudi Arabistan ziyareti, Katar'a diplomatik abluka uygulanması ve İran'da gerçekleşen terör saldırısı... Birbirini tamamlayan hamleler bunlar.

Aslında bütün bunların Arap Baharı'yla yakın bir ilişkisi var. Libya'da ABD Büyükelçisi'ne yapılan saldırıdan sonra bölgede kirli bir oyun kurgulandı. O kirli oyunun siyasi altyapısı, yıllar önceden Sovyetler'in yıkılmasından sonra "yeni düşman İslam" denilerek, İslamofobi yükseltilerek adım adım oluşturuldu.

Bütün hikaye, Ortadoğu başta olmak üzere İslam coğrafyasında demokrasiyle İslam'ın buluşmasını engellemek. Bu hem küresel emperyalizmin, hem de bölgesel diktatörlerin işine geliyordu. İki kesim de statükonun yıkılmasını istemiyordu.

Libya'nın düşürülmesinden, Mısır'daki darbeye, Suriye iç savaşının kilitlenmesinden Türkiye'nin kuşatılmasına kadar, hepsi siyasetsiz görünen ABD derin aklının yeni siyasetiydi. FETÖ'nün 15 Temmuz darbesi de, PKK-PYD hattının açık açık silahlandırılması da bu planın parçaları.

Kirli oyunun en sinsi boyutu ise Suriye iç savaşıyla önü açılan İran'la Suudi Arabistan'ı yani Şii-Sünni dünyayı karşı karşıya getirmek.

Obama, İran'ın önünü açarak Suriye'den Yemen'e kadar Şii Hilali'nin bilinçli bir biçimde güçlenmesini sağladı. İran bu tuzağı görmedi veya görse de işine geldiği için sürdürdü. Ama şimdi asıl plan devreye giriyor.

İşte bu kirli plana uymayan farklı duruş sergileyen iki aktör var; Katar ve Türkiye... İkisi de farklı biçimlerde da olsa bölgede, sosyolojiye uygun siyasetlerin önünün açılmasını ve bölgede mezhep çatışması yaşanmamasını istiyor.
 


 

 

 

  • Yorumlar 3
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Günün Karikatürü
    Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş