Medya Arkası (12.04.2017)

Medya Arkası (12.04.2017)
Köşe yazarlarının bugünkü gündeminde referandumla ilgili son tahminler ve MHP Genel Başkan Adaylarına yapılan baskı ve engellemeler yer aldı. İşte günün öne çıkan yazıları:

Referandumun çoban yıldızları / Süleyman Kılıç / Yurt

Akşener, Dağdaş ve Kaya

DP Genel Başkanı Gültekin Uysal da ‘hayır’ blokunda yer aldı. Aksakal demokratlar da. Ali Naili Erdem, Hasan Ekinci ve Esat Kıratlıoğlu, Muhammed Kelleci de. Hüsamettin Cindoruk, Metin Feyzioğlu ve Süheyl Batum da ‘neden hayır’ı yurt gezileri ile anlattı. HDP de ‘hayır’dan yana yan durdu. Barzani’ye atfedilen İslamcı Kürtler için ‘evet’ tercihi yakıştırılsa da, Kürt siyasetinin ne yapacağı son ana kadar belli olmaz.

Hayır noktasında CHP dışındaki ilk hareket Meral Akşener, Ümit Özdağ, Sinan Oğan’dan geldi. Meral Akşener tartışmasız o cenahta ‘hayır’ı en iyi gerekçelendiren ve bu kampanyayı genel baş- kanlık yarışı ile karıştırmayan isimdi. Refahyol Hükümetinin Devlet Bakanı Gürcan Dağdaş da ‘bireysel hayırcı’ unvanıyla ismini bu kampanyada aktif olanlar listesine ve siyasi tarihe yazdırdı. Yaklaşımı ‘Hayır’ın her tonu tarafından ilgi gördü.

MHP’de en etkili başka bir tavrı Yusuf Halaçoğlu ve Atilla Kaya ortaya koydu. Bahçeli’nin ‘evinin içinde’ olan ve bir ‘evlat gibi’ yakın duran Atilla Kaya başta Azmi Karamahmutoğlu ve Suat Başaran olmak üzere eski ülkü ocakları genel başkanları ile birlikte yurt gezisine çıktı. Katı MHP  geleneğinden gelen bu isimlerin  ‘lider-doktrin-teşkilat’ statükosuna rağmen bu demokratik tavrı  tabanda çok etkili oldu.

Türk Siyasetinde hiçbir isim sıfırdan gelmez, Türkiye  Yunanistan değil. 2017’nin Çiprasları  referandum kampanyasında üstün performans gösteren üç eksik beş fazla bu isimlerden çıkacak.

 Pek de adil bir yarış sayılmaz, değil mi? /Murat Yetkin / Hürriyet

Sadece CHP değildi 16 Nisan referandum günü yaklaştıkça maruz kaldığı muameleden şikâyet eden.

Örneğin Devlet Bahçeli’nin “Evet” kampanyasına destek vermeyip MHP’den çıkarılan milletvekilleri, düzenledikleri toplantılarda sık sık eski ülküdaşlarının saldırısına uğruyor, bu konuda önlem alınmamasından şikâyet ediyorlardı. Televizyonlarda kendilerine pek az yer verilmesinden yakınıyorlardı.

TC’yi tamamen yok etmeye niyetliler / Can Ataklı/ Korkusuz

FIKRA GİBİ

MHP'NİN REFERANDUM SLOGANI; DEVLET İÇİN EVET

İstanbul caddelerine biraz da utangaç biçimde asılmış bir pankart var. Üzerinde “Devlet için evet Millet için evet” yazıyor.

Milleti anladık tabii de oradaki devlet acaba hangi devlet?

MHP'liler Erdoğan devleti için mi evet diyecek yoksa bizzat Devlet Bahçeli için mi? Çünkü hayır çıktığında muhtemelen Devlet Bahçeli olmayacak bile. O halde

MHP'liler referandumda evet derken aslında kendi “devlet”lerini kurtarmış olacaklar.

Bu arada Bahçeli Pazar günü İstanbul'da AKP ve Osmanlı Ocakları destekli mitinginde “Tek adam, diktatörlük diyorlar. Ne diktatörlüğü, memlekete huzur

gelecek” dedi. Ne diyeyim. Hayırlı olsun.

 ‘İki partili sistem’ ve MHP  /Çiğdem Toker / Cumhuriyet

Fotoğraftaki manşetin tarihi, 28 Ocak 2011. 12 Eylül referandumu üzerinden 4.5 ay geçmiş.

Genel seçime 4.5 ay var. Yer, Ukrayna’nın başkenti Kiev.

TMSF el koyduktan sonra ayrılacağım “o zamanki” Akşam gazetesinin Ankara temsilcisi olarak, dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan’ın resmi ziyaret programını izledik. Erdoğan’a, gezi sonunda yaptığı basın toplantısında soramadığım soru için fırsatı, toplantı bitimindeki fotoğraf çekimi sırasında yakaladım.

Soruya dair bir ön bilgi: Kulislerde yoğun olarak “MHP’nin baraj altında kalabileceği” konuşuluyor, yazılıyor. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin referandumdan sonrası izlediğim basın toplantısındaki sözü, hafızalarda taze:

“Yeni bir süreç başlamıştır. İki partili bir rejime gidilmesi için çalışma yapılıyor. Bir anlamda MHP’yi kurban etmeye çalışan bir anlayış var. Partimize karşı tasfiye hareketi var. Bunu MHP’liler ve ülkücüler görecektir. Türk milleti görecektir. Önümüzdeki seçimler çok daha farklı sonuçlanacaktır.”

Kiev’e, fotoğraf çekimine dönelim, Erdoğan, “Siyasi kulislerde iki partili Meclis istediğiniz konuşuluyor. Böyle bir isteğiniz gerçekten var mı” soruma şu yanıtı veriyor:

“Doğrusu evet. Bu sistemi faydalı buluyorum. Çünkü ikili sistemde parlamentolar daha etkin işliyor. Yönetiminde de istikrar söz konusu oluyor. ABD’ye bakın, kanunlar nasıl çıkıyor. Biz de Ticaret Kanunu’nda örneğini yaşadık. Nasıl olduysa muhalefet destek verdi. Kanunu üç günde çıkardık.”

Akşam’ın o tarihteki genel yayın yönetmeni İsmail Küçükkaya, bu diyaloğu işlediğim köşe yazısını, haber olarak manşete taşıyor. Ve gündem dalgalanıyor.

Üç gün sonraki ilk grup toplantısında Bahçeli çok sert. Erdoğan için başkanlığın “tek adamlığa yönelik heveslerin bastırılamaz bir yansıması olduğunu, tiranlığa özendiğini, Ortadoğu sultanlarını örnek almaya başladığını” söyleyip ekliyor:

“Anlaşıldığı kadarıyla Recep Tayyip Erdoğan, sürekli büyüttüğü nefretiyle, yıllardır hesaplaşmak için fırsat kolladığı Cumhuriyet’i darağacına çıkarabilmek amacıyla önümüzdeki seçimi bir dönüm noktası olarak tayin etmiştir. Kendisi için demokrasi vasıtadır ve Türkiye’nin yıkılması ve Türk milletinin etnik kıvılcımla yanması için ara istasyondur. Bu zihniyet bundan sonra her şeyi ikilemeyi mi amaçlamaktadır? İki partili yapının yerleşmesi için iki dilli, iki milletli iki bayraklı bir karanlığa girilmesi mi istenmektedir? Başbakan Erdoğan bir tarafta milletimizi 36’ya bölüp küçültürken öbür tarafta siyasi terziliğe soyunmuş ve bu defa da partileri kesip biçmek için küresel işbirlikçilerinden aldığı kör makasla harekete geçmiştir.”

Bahçeli bu sözleri “iki partili sistem istiyorum” diyen Erdoğan için söylüyor.

ABD ve İsrail saldırganlığına HAYIR HAYIR HAYIR ! /Doğu Perinçek / Aydınlık 

Tayyip Erdoğan yönetimi, ABD ve İsrail yandaşlığına evet diyerek, Türk milletini karşısına aldı.

Müslüman alemini karşısına aldı.

Mazlumlar Dünyasını karşısına aldı.

AKP seçmenini karşısına aldı.

MHP seçmenini karşısına aldı.

Tayip Erdoğan yönetiminin ABD ve İsrail saldırganlığına teslim olması, Hayır oylarını şahlandırdı.

Değerli Vatandaşımız, izin vermeyin teslimiyete!

Tayyip Erdoğanları ABD’nin elinden kurtaracak olan da sizin Hayır oylarınızdır.

Bozun Amerikan ve İsrail tuzaklarını, vurun Hayır mührünü!

Güçlü Meclis ve sürprizler! / Güngör Mengi / Vatan

Referanduma 4 gün kaldı hala kampanya konuşmalarında “Millet ne derse o olacak. Bürokrasinin ayak oyunları bitecek” deniyor.

Hala bir yandan “Halkın her seçimine saygı duyulduğu” söylenirken aynı anda Hayır oyu verecek vatandaşlarla “Kandil, Öcalan ve FETÖ arasında ilişki kuran” konuşmalar yapılıyor.

Kararları verebilecek güçte bir Millet Meclisi’nin olması “millet ne isterse o olacak” demektir.

Bürokrasi ve tüm kurumlar Hükümet’e bağlı olduğuna göre “hangi ayak oyunları”ndan söz edilmektedir?

Bunun yanında… Millet ne derse o olacak sözü samimi ise milletin “vereceği oya göre terör gruplarıyla ilişki kurmak” haksızlıktır ve çelişkidir.

Torba halinde sunulan 18 maddenin bazılarına itirazı olmayan ama bazılarını ülke için sakıncalı bulan seçmen mecburen istediği ve istemediği maddeleri karmakarışık şekilde oylamak zorunda kalacaktır.

Bir de bunun üstüne, her fırsatta “yapılacak değişiklikler ve ne gibi sonuçlar yaratabileceği” açıklanmalıyken, anketçiler “halkın yüzde 80-90’ı değişiklik maddelerinden habersiz” derken hala “seçime gidiliyormuş gibi” havalimanları, hızlı trenler gibi konuların öne çıkması maalesef seçmeni bilgilendirmekten uzak kalıyor.

Mesele devamlı referandum yapmak değil, adil ve demokratik şartları her konuda sağlayabilmek olmalıdır. 

Kaçak/ Bekir Coşkun / Sözcü

Dünyanın her yerinde referandum önceleri taraflar ekrana çıkıp tartışırlar, millet dinler, bakar, kararını verir…

Bu 15 yıldır kaçak… Çünkü sadece kendisini dinleyen kitlenin, başkasını dinlemelerini…

Demokrasinin, hukukun, siyasi ahlakın ne anlama geldiğini duymalarını istemiyor…

“Hayır” çıkarsa,

O zaman her şeyin doğrusuna dönüp bakacak…

Kaçak, kaçamayacak…

 4 gün kala tablo nasıl? /Nagehan Alçı / Milliyet

Evet’ cephesi ise güvenlik, istikrar ve icraat olarak özetlenebilecek kavramlar üzerinden bir kampanya süreci yürüttü . ‘Güvenlik’ başlığında o da korku siyaseti güttü. Terör örgütlerinin ‘hayır’ tarafında olduğuna işaret ederek seçmeni onlardan değil, kendinden olmaya çağırdı. İstikrar ve icraat başlıkları ise bence Ak Parti’yi esas anlatan ve referandumun neyi amaçladığını göstermesi açısından en temel noktalardı. İstikrar güçlü, tek parti dönemlerinin ülkeye neler kazandırdığını göstermek için kilit kavram. Nitekim Ak Parti hükümetlerinin başarısının olmazsa olmazı bu kavram. İstikrar sayesinde 2002’den beri ‘İcraat’lar yapılabildi, ülke bu kadar ilerleyebildi. Ak Parti cephesi 1 olumsuz, 2 olumlu çağrışım üreten kavramı kampanyasının odağına koydu. MHP ise daha ziyade ‘güvenlik’ boyutu üzerinden korku siyaseti yaptı.

 

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş