Medya Arkası (13.01.2018)

Medya Arkası (13.01.2018)
Köşe yazarlarının gündeminde 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün 2019'daki seçimlerde aday olacağı iddiası ve AKP cephesinden gelen tepkiler vardı. İşte günün öne çıkan yazıları:

Anayasa metninde pişmanlık var mıdır? / Fatih Altaylı / Habertürk

BİLMEDİĞİMİZ BİR ŞEY Mİ VAR?

ANLADIĞIM kadarıyla Abdullah Gül, bizim gibi sıradan insanların bilmediği, görmediği, izlemediği birtakım faaliyetler içerisindeydi.

Hürriyet gibi hükümet ile merkez arasında durmaya çalışan bir gazetenin çok okunan bir yazarı bile Gül’ü “sinsilikle” suçladığına göre Gül’e yönelik olarak eski partisinden gelen “sert salvo”nun arkasında bilmediğimiz bir şeyler olmalı.

Çünkü Gül’ün bu denli hedef olmasını ben anlamlandıramıyorum.

Eski Cumhurbaşkanı sadece şunu söyledi:

“KHK’daki bu madde biraz muğlak. Daha net ifadelerle yeniden yazılırsa iyi olur.”

Bu son derece sıradan, basit, az cesur bir tavşanın bile kullanabileceği bir ifade.

Buna verilen tepki ise çok büyük.

Bu cümleye bu kadar sert tepki verilmez.

Bu cümleyi söyleyen birine, “İçine Kemal Kılıçdaroğlu kaçmış AK Partili” muamelesi yapılmaz.

O nedenle diyorum ki bu meselede bizim bilmediğimiz bir şey var.

AK Partililer eski arkadaşları Gül’ü Dante’nin cehenneminin 7’nci katına göndermeye çalıştığına göre, “günahı” bildiğimizden büyük olmalı.

Şunlardan vazgeçilse / Ahmet Hakan / Hürriyet

GÜL ARTIK ‘KIL ETME’ STRATEJİSİNE GEÇTİ

ABDULLAH Gül dün...

- OHAL’e laf etti.

- Anayasa Mahkemesi’nin Şahin Alpay ve Mehmet Altan kararına destek verdi.

*

Kısacası...

Yine AK Parti yönetimini kızdıracak sözler söyledi.

Şu ana kadar...

- Pasif bekleyiş stratejisi...

- Aktif bekleyiş stratejisi...

- Maslahatçı çıkış yapma stratejisi...

Gibi stratejiler uygulayan Abdullah Gül...

Sanırım artık...

Kıl etme stratejisine geçti.

AYM’de FETÖ’cü avı başlatmadan önce / Akif Beki / Karar

DÜNYANIN SONUYMUŞ GİBİ TEPKİLER

Kararını size beğendirmeye çalışan yaranmacı bir mahkeme mi, mücadelenin hukuk içinde yürütüldüğüne ikna eder? Siyasi yarara bakmadığı su götürmeyecek bir mahkeme mi?

Unutmayın...

İnandırıcı ve tatminkar gerekçelere dayanmayan tutuklama acımasızlıkları, vicdanları yaraladığı içindir ki...Ergenekon davaları çöktü, Balyoz ters tepti ve şimdi kumpas davası olarak yeniden görülüyorlar.

FETÖ’yle mücadelenin başarısını yürekten isteyen hiç kimse, bu davaların da rayından çıkarılmasına seyirci kalamaz.

Alpay’la Altan gibi gazeteci yazarların, ileri yaşlarına rağmen bir yıldan fazladır tutukluluk halleri devam ediyor.

AYM, ikisinin tutuksuz yargılanabilecekken haklarının ihlal edildiğine hükmetti diye kıyamet niye kopsun?

Tutuklama kararında direnen mahkemelerin yapacağı iş, “Tahliye etmiyorum işte, var mı diyeceğin” tavrıyla AYM kararını takmamak, tanımamak değil.

Mücadeleye inancı sarsmayacak tavır, tutuklanmayı gerektiren şartları somut olarak ortaya koymaktır.

Oysa anti-FETÖ’cülük adına ileri atılanlara bakıyorsunuz...

‘Hukuk işliyor, mahkemler siyasi karar vermiyor’ dedirttiği, adalete güveni arttırdığı için sevinecek, ‘yaşasın özgürlükçü AYM’ çığlıkları atacak yerde hınçla, öfkeyle mahkemeyi taşlatıyorlar.

Ne kripto FETÖ’cülüğü bırakılıyor, ne ihanet odağına dönüştüğü, ne gayri milliliği, ne rejim düşmanlığı...

Sanırsınız ‘suçla mücadele’ görüntüsü altında cadı avına çıkıldığı, davanın istismar edildiği, muhaliflere karşı kullanıldığı iddialarını çürütmeye değil de...Bu gibi susturma, pıstırma, bin pişman etme sahneleriyle doğrulamaya, itibara saldırı furyalarıyla haklı çıkarmaya çalışıyorlar.

Mağduriyet söylemlerinin eleştiri değil karalama, FETÖ ağzıyla konuşma ve asılsız kara propagandadan ibaret olduğunu, ‘mağduriyet var’ diyen hakimi bile mağdur ederek mi gözler önüne sereceksiniz?

Yerli ve milli değer: Avantacılık! / Necati Doğru / Sözcü

Şimdi yeni dönüşüm!
Yatıyorlar:
Milli değerler.
Kalkıyorlar:
Yerli değerler.
Nedir?
Anadolu’ya mı?
Arabistan’a mı?
Çok net değil.
Örneğin Cumhurbaşkanı, yüzünü Batı’ya dönmüş olarak kurulan bir üniversiteden mezun olmuşların derneklerine misafir gidip, “yerli ve milli değerlere yaslansaydınız dünyanın önde gelen üniversitesi olurdunuz…” diye nutuk atarken yüzümüzü döneceğimiz başkentlerin; “Mekke-Medine-Kahire-Tahran-Bağdat”  olması gerektiğini mi söylüyor? Eğer bunu söylemek istiyorsa kendi kızlarını ve oğullarını “Mekke-Medine-Kahire- Tahran’daki üniversitelere göndereceğine neden ABD ve Avrupa’daki üniversitelere yolladı?” anlamak zor.
Ancak alkışlanıyor.
Hancı sarhoş!
Yolcu sarhoş!

Donald Trump’ın feci bilançosu / Hakan Çelik / Posta

Trump’ın feci bilançosu sadece Türkiye’yle sınırlı değil.

Katar terörist ülke ilan edildi.

İran’a abluka sertleşti, ABD bu ülkedeki içindeki gösterilerin ayaklanmaya dönüşmesini açıkça destekleyeceğini ilan etti.

7 İslam ülkelesine vize yasağı getirildi. “Müslümanlar dışarı” kampanyası başlatıldı.

Meksika ile her ne pahasına olursa olsun duvar öreceğini ilan etti.

Kuzey Kore ile savaşa ramak kaldı.

Haiti, El Salvador gibi ülkelerden gelen göçmenler için “pislik” ifadesini kullandı.

Londra’daki yoğun protestolar nedeniyle İngiltere ziyaretini iptal etti.

ABD içinde neredeyse bütün kesimlerle kavgalı hale geldi.

Trump’ın görev süresi içinde Türkiye ile durumun düzelebileceğine dair hiçbir işaret yok. Benzer durum ABD Başkanı’nın kendisi ülkesi ve dünya ile ilişkileri için de geçerli. Korkarım Trump dönemi kayıp yıllar olarak tarihe geçecek.

 

  • Yorumlar 1
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş