Medya Arkası (13.09.2017)

Medya Arkası (13.09.2017)
Köşe yazarlarının gündeminde son dönemler büyük gerginliklere sebep olan Türkiye ile AB-ABD ilişkileri vardı. İşte günün öne çıkan yazıları:

Şimdi de karşımıza Menzilciler çıktı / Mehmet Tezkan / Milliyet

Biliyorum, eski tarikat..

Biliyorum, çok sayıda üyesi var; büyük tarikat..

Biliyorum, devlet içindeki yapılanmaları yeni değil..

Biliyorum, tarikat/vakıf bağlantılı okulları var..

Ama hiç bu kadar konuşulmamıştı..

Hiç bu kadar tartışılmamıştı.. Hiç bu kadar gündem olmamışlardı..

Şimdi de karşımıza Menzilciler çıktı demem bundan..

Fethullahçıların boşattığı kadrolara yerleştikleri söyleniyor.. Sağlık Bakanlığı’nda kilit yerler onlarınmış!. Keza Emniyet Teşkilatı’nda da..

Ne kadar doğru, ne kadar güçlüler bilemem..

Fethullahçıları da biliyorduk ama bu kadar olduklarını bilmiyorduk.. Emniyet içinde etkin bir grup zannediyorduk, generallerin yüzde 40’ı Fethullahçı çıktı..

İddiaları yabana atmamak gerek..

Menzil tarikatı ne oldu da bir anda devlette güçlü hale geldi?

Efendim, 15 Temmuz darbe girişimini önleyen onlarmış!..

Geçen akşam Haber Türk’teki tartışma programında iddia edildi..

İddia eden cemaat yapılarını araştırmasıyla bilinen gazeteci Nevzat Çiçek..

Cumhur-başkanı’nın çağrısından çok önce örgütlü bir şekilde sokağa çıkmışlar.. Fethullahçı askerlerin karşısına dikilmişler..

Çiçek iddia ediyor..

FETÖ’cü darbeyi Menzil tarikatı durdurdu..

Menzil tarikatı ilk kez sokağa çıkmış..

1960’da çıkmamışlar..

1980’de çıkmamışlar..

15 Temmuz’da çıkmışlar.. Fethullahçıların darbe yapmasını önlemişler..

Rakip cemaati durdurmuşlar..

İktidar partisi, Menzilcilere devletin kapılarını bu sebeple mi açtı?

İktidar partisi, Menzilcilere kendini borçlu mu hissediyor?

İktidar partisi, yeni bir ortaklık mı kurdu?

Fethullahçıların yerini Menzilciler aldı iddiası doğruysa.. FETÖ gitti, Menzil geldi söylemi gerçekse..

Sebebi 15 Temmuz gecesi yaşananlar mı?

Yanıt bekleyen çok soru var..

S-400'lerin altındaki anlam / Fatih Altaylı / Habertürk

Türkiye’nin orta vadede Batılı ülkelerin müdahalesiyle karşılaşabileceğini yazdım dün.

Katılanlar oldu, katılmayanlar oldu.

“15 Temmuz’da onlara günlerini gösterdik, yine gösteririz” diyenler oldu.

Bu ülke elbette herkese gününü gösterebilir de, önemli olan Basra’yı harap etmemek değil mi?

“Niye o hale gelelim?” desem yanlış anlaşılır.

En iyisi demeyeyim.

Benim dikkat çekmek istediğim konu başka aslında.

Türkiye, hava savunma sistemi satın almak için birkaç yıldır uğraşıyor.

Nereden alıyoruz bu sistemleri?

Önce Çin gündeme geldi.

2 yıl Çin’den gelecek sistemleri konuştuk.

Sonra olmadı.

Sonrasında Rusya’ya döndük ve S-400’ler için anlaştı.

Cumhurbaşkanı’nın uçaktaki sözlerinden anlıyoruz ki kaparoyu bile ödemişiz.

Yani işlem tamam.

Peki bu size neyi anlatıyor? Çin veya Rusya?

Hava savunma sistemlerinin NATO değil de NATO ve Batı sistemi dışında iki ülkeden alınmasının anlamı açık.

Türkiye hava sahasına yönelik tehdidin Doğu’dan değil Batı’dan geleceğini hesaplıyor olmalı ki, savunma sisteminde böyle bir alıma gidiyor.

Hava savunma sistemi alımını böyle okumakta fayda var.

Görülen o ki, Türkiye “makas değiştirme” konusunda oldukça ciddi.

Ancak hızlı giden trene makas değiştirmenin riskleri konusunda usta makinistlerden fikir almakta fayda olabilir

Yol haritası / Serpil Çevikcan /Milliyet

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, BM Genel Kurul toplantısına katılmak üzere hafta sonu ABD’ye gidecek.
Burada, başta ABD Başkanı Trump olmak üzere ikili görüşmeler de gerçekleştirecek.
Cumhurbaşkanı, bu kritik gezi sonrasında daha çok içeriye dönük bir mesai yürütecek.
AK Parti Genel Başkanlığı’nı devraldıktan sonra, partideki metal yorgunluğunu ortadan kaldırmak amacıyla bir yol haritası çizen Erdoğan, gerekli adımları atıyor, attırıyor.
Önümüzdeki bir yılın takvimi belli.
Kasım ayına kadar AK Parti’nin ilçe kongreleri tamamlanmış olacak.
Kasım-Şubat 2018 arasında il kongreleri bitirilecek.
Erdoğan, Şubat 2018’den itibaren ağırlığı tamamen yerel yönetimlere verecek.
Eylül 2018’deki AK Parti Olağan Kongresi’ne kadar teşkilatlar ve belediyelerdeki değişiklikler tamamlanacak.
Yüzde 40 değişim
Geçmiş uygulamalar, milletvekili seçimlerinde AK Parti grubunda yüzde 60-65 bandında değişiklik olduğunu gösteriyor.
Bu değişim oranı teşkilatlarda da geçerli.
Yerel yönetimlerde ise değişim oranı genellikle yüzde 25 oranında kalmıştı.
Gelen bilgiler, 2019’daki yerel seçimde, belediye yönetimlerindeki değişimin yüzde 40’lara çıkabileceğini gösteriyor.
Erdoğan, 2019’daki ilk seçim olan yerel seçimi, diğer iki seçim için işaret fişeği olarak görüyor.
Belediyelerle ilgili istediği raporları bir süredir inceliyor.
Erdoğan, bugün AK Partili belediye başkanlarıyla bir araya gelerek değişim mesajlarını verecek.

Kapora da nereden çıktı yahu? / Can Ataklı / Korkusuz

Kazakistan’dan dönerken uçaktaki gazetecilere konuşmuş AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan. Rusya ile S-400 füzeleri ile ilgili anlaşmanın tamamlandığını anlattıktan sonra “Bildiğim kadarıyla kaporayı da vermişler” demiş.

Kapora? Füze alımında ne kaporası bu böyle acaba?
Açıp baktım kaporanın sözlük anlamına. Tam da bildiğim gibiymiş, farklı değil yani. Bir mal ve hizmeti almadan önce “alacağını garanti etmek için” önceden verilen bir miktar para anlamına geliyor.
Kapora genellikle “küçük işlerde” uygulanan bir yöntem. Birbirini tanımayan kişiler aralarında bir güven ortamı da olmadığı için işi sağlama bağlamak için bu yöntemi uygularlar.
Malı satan ve kaporayı alan kişi eğer malı teslim edemezse kaporayı iade eder. Yok alıcı almaktan cayarsa, kapora genellikle iade edilmez. Tabii önceden başka bir türlü bir anlaşma sağlamamışsa geçerlidir bu kurallar.
Ancak iki devlet arasında “kaporasını bile vermişler” söylemini ilk kez duyuyoruz. Devlette çalışmış birkaç tanıdığıma sordum. Devletlerarası ilişkilerde kaparo uygulaması olup olmadığını, “yok, ya da bizim dönemimizde hiç görmedik” dediler.
Devlet yönetimiyle bakkal yönetimini aynı zanneden bir zihniyet olunca belki de böyle oluyordur. Kendine biat etmiş ama anlama sorunu yaşayan geniş kitlelere “durumu anlatmak” için “onların anlayacağı” biçimde hitap ediliyordur belki de. “S-400’leri alma” işini “Kaporasını bile verdik” diye söyleyince kahvedeki adam bile işin ciddiyetini anlıyor diye düşünüyorlar demek ki.

İstanbul'da 6 milyon insan ölmeyi bekliyor / Candaş Tolga Işık / Posta

Üzerinden 18 yıl geçmiş olmasına rağmen olası bir depremde İstanbul’un hâlâ 3’te 1’inin yıkılma riski taşıması bir skandaldır. 600 bin bina; her binada en iyimser tahminle 10 kişi yaşasa, 6 milyon insan eder!


Gözlerinizi iyice açarak okuyun lütfen: Şehircilik Bakanı “İstanbul depreminde 600 bin bina yıkılacak” derken aslında “İstanbul’da 6 milyon insan ölecek” diyor.


Görünen köy kılavuz istemez: Bu iş belediyeyle, bakanlıkla olmayacak. Cumhurbaşkanlığı bizzat konuya el atmalı.

Bu 600 bin riskli binanın derhal tahliye edilmesi için gerekirse KHK çıkarılmalıdır. İstanbul’da binlerce tamamlanmış, boş konut projesi var. Söz konusu insan hayatı, gerekirse bu 600 bin insan devlet desteğiyle o konutlara yerleştirilsin.

Şakası yok.

Türkiye’nin bugün karşı karşıya olduğu en büyük ulusal güvenlik tehdidi olası İstanbul depremidir.

İstanbul ekonominin, turizmin, medyanın, kültür-sanatın, akademinin merkezi; bu ülkenin kalbi... İstanbul yıkılırsa bu ülke ayakta kalamaz.

Büyüklere “Büyüme” masalı!.. / Ümit Zileli / Korkusuz

Hadi gözünüz aydın, yılın ikinci çeyreğinde yüzde 5.1 büyümüşüz!..

Ne oldu, suratlar asık, sevinmediniz mi?.. Çok nankörsünüz valla; büyümek demek, zenginlik demek, refah demek, çoluğunuzun, çocuğunuzun geleceği demek, siz hâlâ somurtuyorsunuz!..
Pardon, “bu büyüme hormonlu, kandırıcı, üstelik bir kazanç olsa dahi bizim buralara hiç uğramıyor” mu dediniz?.. Nereden biliyorsunuz; yine kör olasıca muhaliflerin gazına geliyorsunuz değil mi?. Durun tahmin edeyim, siz büyük olasılıkla her daim iktidara muhalif olmayı bir matah sayan o Murat Muratoğlu isimli, Sözcü gazetesi “ekonomi şeyini” okudunuz… Adam yemiyor, içmiyor, iktidarın, ekonomi- hazine bakanlarının, Türkiye İstatistik Kurumu’nun el emeği göz nuru hazırlayıp halka kakaladığı, pardon açıkladığı rakamların defolarını ortaya çıkarmak için yırtınıyor. Alın son yazdığı “Bunları yersen büyürsün” başlıklı buram buram nifak saçan yazısını; ne diyor orada:
-Büyüme rakamlarının tamamı sürdürülemez bir finansal manipülasyonun sonucu!..
Bak sen şu kadir kıymet bilmezliğe… Yetinmiyor, bir de “en büyük Türk büyüklerimize” saygısızca, terbiye kurallarını bile ihlal ederek soruyor:
-Büyüme artıyorsa işsizlik niye artıyor birader? Reel ücret artışı olmadığı gibi alım gücü her geçen gün düşüyor! O zaman NEREMİZLE BÜYÜYORUZ?..

  • Yorumlar 10
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş