Medya Arkası (16.06.2017)

Medya Arkası (16.06.2017)
Köşe yazarlarının gündeminde Ankara'dan İstanbul'a adalet yürüyüşü düzenleyen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaoğlu vardı. İşte günün öne çıkan yazıları:

Adil düzen istiyoruz / Ahmet Hakan / Hürriyet

- ADALETİN sadece damatlar söz konusu olduğunda tıkır tıkır işlemediği...

- FETÖ yargısının gelenek haline getirdiği “tutuklamanın cezaya dönüştürülmesi” prensibinin yerlere çalındığı...

Bir gazete haberi için neredeyse Abdullah Öcalan’a verilen cezanın verilmediği...

FETÖ’nün ağababaları yurtdışında keyif sürerken ömürlerini FETÖ’yle mücadeleye adamışların FETÖ’den içeride yatmadığı...

“Arkan yoksa hiçsin” duygusu ve algısının kökleşmediği...

Yargının siyasi iktidarın gözünün içine bakmadığı...

Üstünlerin hukukunun değil, hukukun üstünlüğünün geçerli olduğu...

Vicdanların kabul edemeyeceği türden yargı kararlarının, “şeriatın kestiği parmak acımaz” denilerek kabullenilmesinin sağlanmaya çalışılmadığı...

ADİL DÜZEN İSTİYORUZ!

Adil düzen istiyoruz

CHP NEDEN YÜRÜYOR?

CHP’nin önünde iki seçenek vardı:

- BİR: Ya her zaman olduğu gibi çıkıp yine “Böyle bir şey olabilir mi?” diyeceklerdi.

- İKİ: Ya da “Sokaklara çıkmanın vakti geldi, yürüyoruz arkadaşlar” diyeceklerdi.

Birincisini yapsalardı...

En başta CHP’liler, parti yönetiminin alayını sopayla kovalardı.

Parti yönetimi de mecburen...

İkincisini yapmaya karar verdi.

 ‘YÜRÜME’ DEMEK KOLAY

PROVOKASYON olurmuş.

Ortalık karışırmış.

Huzur bozulurmuş.

Bu yüzden CHP yürümemeliymiş.

Tamam, yürümesinler de...

Ne yapsınlar?

Kafalarını kesecek bıçağı mı yalasınlar?

Nedir?

Adaletin azı-çoğu / Fatih Altaylı / Habertürk

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, elinde “Adalet” yazan bir pankartla Ankara’dan İstanbul’a kadar yürüyecek.

Allah yolunu açık etsin.

Geçeceği yerler genelde AK Parti’nin güçlü olduğu yerler.

Umarım ve dilerim başına bir iş gelmez.

İnternette elinde MP5 makineli tabancayla poz vermiş birini gördüm, korktum.

Bildiğim kadarıyla MP5’in sivillere satışı yasak. Bu vatandaş o makineliyi nasıl almış, merak ederim.

Gayri yasal olmalı.

Neyse meselem o değil.

Bence Kemal Bey değil Ankara’dan İstanbul’a yürümek, Türkiye’yi 5 kere boydan boya yürüse, sıradan vatandaştan kendisine bir destek gelmez.

Çünkü her ne kadar Kılıçdaroğlu, Türkiye’de “adalet”in Adalet ve Kalkınma Partisi döneminde ortadan kalktığı iddiasındaysa da sıradan vatandaş için bu geçerli değil.

Türkiye’nin sıradan insanı, büyük oranda da haklı bir biçimde, “Türkiye’de adalet zaten yoktu ki!” diyor.

Doğrusu da bu.

Bizim vatandaşımız her zaman adaletin güçlüden yana olduğuna inandı ve genelde haklı çıktı.

Devlet ile vatandaşın karşı karşıya geldiği yerlerde adaletin genelde vatandaştan yana olmadığını gördü.

Adaletin genelde geç geldiğini, bunun da adalet olmadığını düşündü ve haklıydı.

O yüzden vatandaşa “Artık adalet kalmadı” derseniz umursamaz. Çünkü vatandaşa göre “asla var olmadı ki!”.

Dağ başını duman almış / Yılmaz Özdil / Sözcü

Atatürk…

19 Mayıs'ın milli bayram ilan edildiği gün, 1938'de, hastaydı ama yine

gülümseyerek şöyle diyordu:

“Anadolu'nun dağ başlarını, tekerleklerine çuval doldurduğumuz kırık dökük

otomobillerle aşarken, yanımdaki arkadaşlarıma bu marşı söylemeyi

adet edinmiştim.”

(Tarihe kaydolacak müthiş bir iş yapıyorsunuz, gandi mandi saçmalıklarını

bırakın, Hindistan'ın özgürlüğü için mücadele etmiyoruz, kendi köklerimizin

geleneğine, kendi geçmişimize yaslanın.)

Dağ başını duman almış

Gümüş dere durmaz akar

Güneş ufuktan şimdi doğar

Yürüyelim arkadaşlar!

‘Gandi’ yürüyüşünün teknik tarafı / Kemal Öztürk / Yenişafak

Yürüyüş esnasında kesinlikle bir ambulans ve bir dinlenme/beslenme aracı eşlik etmeli. Bizim gibi dağlarda derelerden su içip, ot yiyecek hali yok koca muhalefet liderinin.

Olayı siyasi gerilim yapmaya da gerek yok. Şiddet içermediği sürece insanların yürümesinden zarar gelmez. Hatta sağlıklı bir şeydir. Hükümetin bu yürüyüşü engellemesi çok yanlış olur. CHP ise şimdiden hareketlenmiş illegal örgütlerin provokasyonlarına karşı dikkatli olmalı.

Bu arada muhalefet bu yürüyüşle şunu da ilan etmiş oldu: ‘Sandıkta, mecliste ve siyasette yapacak bir şeyim yok, o nedenle artık eylem yaparak siyaseti etkilemeye çalışıyorum’.

Bu bir siyasi parti için kötü bir imajdır aslında. Ancak örgütler ve sivil toplum kuruluşları böyle eylem yapar. Bunu da unutmayalım.

Yine de yürümek güzeldir. Asfalt ve egzoz dumanı olmayaydı iyiydi.

Bence yazı güzel oldu. Herke de mutlu olmuştur. Değil mi?!

Ana muhalefet ilk defa sokakta / Murat Yetkin / Hürriyet

İlk kez ana akım bir parti, üstelik cumhuriyetin kurucusu, şimdi ana muhalefet olan CHP, seçim ve referandum dönemi dışında sokağa çıkmış oluyor.

Evet, bunu Meclis çalışmasını boykot etmeden yapıyor, olabilecek en pasif şekilde yapıyor, ama sokağa çıkmış bulunuyor.

Dün kendisini Güvenpark önünde bekleyen, çok da fazla değil, belki de Valilik açıklamasını dikkate alarak bin, bilemediniz bin beş yüz kişilik kitlenin yanına parti otobüsünde Zülfü Livaneli’nin “Özgürlük” şarkısı eşliğinde gelen Kılıçdaroğlu “Artık bıçak kemiğe dayandı” dedi, “Herkes için adalet istiyoruz.”

Gelenler yalnızca Türk bayrağı ve üzerine “Adalet” yazılı küçük pankartlar taşıyordu, CHP bayrağı –tıpkı 16 Nisan referandumu öncesinde olduğu gibi- öne çıkarılmamıştı.

Sonra yürümeye başladı. Önce kalabalıkla, sonra kalabalığın önüne çıkarak, tek başına…

Doğrusu, öyle tek başına, her türlü saldırıya açık halde, elinde yalnızca bir pankartla yürürken bir zamanlar kendisine takılan “Gandi” lakabına en yakın mesafedeydi.

Gandhi yürüyüşü / Güneri Civaoğlu / Milliyet

Ne ilginçtir ki Kemal Kılıçdaroğlu CHP Genel Başkanı olduğunda ona “Gandhi Kemal” lakabı etiketlenmişti.

Sadece “fiziki benzerlik” nedeniyle değil “barışçıl, siyaseti, üslubu, özellikle yolsuzluk dosyalarını açıklarken hiç kavga etmeden, sabırla kanıtlar ortaya koyan” kişiliği nedeniyle de bu “lakab” tutmuştu.

Şimdi...

CHP’nin eski Genel Başkan Yardımcısı milletvekili/gazeteci Enis Berberoğlu tutuklanarak hapishaneye konulması üzerine Türkiye’de daha önce hiç yaşanmamış bir protesto eylemini başlatmış bulunmakta.

Ankara Güvenpark’tan başlayarak Berberoğlu’nun kapatıldığı İstanbul Maltepe Cezaevine kadar sürmesi planlanan “uzun yürüyüş” bağlamında “Gandhi’nin Hindistan tarihini değiştiren” ünlü “Tuz Yürüyüşü” referans gösterilmekte.

Gandhi, ülkesindeki İngiliz yönetimine karşı “açlık grevleri”, “oturma eylemleri”, “dua günleri”, “sivil itaatsizlik” direnişleriyle “pasifist (şiddet içermeyen)” eylemlerin simgesidir.

İşgalci İngiltere’nin “otoriter devlet baskılarına” karşı “şiddete başvurmadan halk direnişini sağlayan” saygın ve insancıl lider tiplemesi.

Gandhi arkasına 10 binleri katarak 388 km’yi 24 günde yürümüş ve sonuç alabilmişti.

Kemal Kılıçdaroğlu ve bereberindekilerin yürüyüşü de 23 gün olarak planlanmış.

400 km dolaylarında yol aşılacak.

Kemal Kılıçdaroğlu da bu “uzun yürüyüşle” amaçlanan sonuca ulaşacak mı?

Berberoğlu’nun “serbest bırakılması” ve “tutuksuz yargılanması” için avukatları yargıya başvurdu.

Belki de bu başvuru sonuç sağlayabilir.

Peki... Böyle olursa “Kılıçdaroğlu’nun yürüyüşü” noktalanacak mı?

Bilinmiyor.

Ancak...

Bu yürüyüşün sadece “Enis Berberoğlu” ile sınırlı olmadığı izlenimleri ağır basmakta.

Kılıçdaroğlu “milletvekilleri ve gazeteciler hapise atılmasın” diye açıklama yaptı eylemin deparında.

Elbette...

“Adi suç” işlenirse kimse imtiyazlı değildir.

“Yasalar karşısında herkesin eşitliği “ hukukun temel kuralıdır.

Kılıçdaroğlu’nun “milletvekili ve gazeteciler” derken anlatmak istediği “milletvekillerinin ve gazetecilerin kamu yararları için fikirlerini ifade etmek hürriyetleridir.”

O nedenle yürüyüşü takip eden meslektaşlardan yansıyan izlenimlere göre Berberoğlu’nun tutuklanması kaldırılsa bile “ifade özgürlükleri” yüzünden tutuklu olanlar için yürüyüş devam edecek.

Devlet sırrı ve adalet! / Güngör Mengi / Vatan

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP Milletvekili Enis Berberoğlu’nun tutuklanmasının ardından dün Ankara’dan İstanbul’a

“Adalet Yürüyüşü” başlattı.

Güven Park’ta, yürüyüşten önce yaptığı konuşmada “Adalet olmayan bir ülkede yaşamak istemiyoruz. Bıçak kemiğe dayandı artık” diyen Kılıçdaroğlu’nun yürüyüşüne büyük kalabalıkların katıldığı görülüyor.

Hukuk dışı yargı kararları sabırları taşıracak düzeye geldi ama “tüm liderlerin halkı sokağa çağırmaktan vazgeçmesi gerektiği” de düşünülmüyor değil.

Türkiye, yargının hukuk kurallarına uymadığı, FETÖ’cü savcı ve hakimlerin sahte belge ve tanıklarla yüzlerce insanın özgürlüğünü elinden aldığı, bazılarının hastalanarak ölmesine neden olduğu korkunç bir süreci yaşamıştır.

Sıkça hatırlattığım gibi “Tarih, ondan ders almayan ülkelerde tekerrür eder”.

Ders almazsak…

Eğer o süreçte yapılan hukuksuzluklardan, FETÖ’nün hala yargıdan ve diğer kurumlardan temizlenemeyişinden ders almazsak bundan sonra toplumumuzu daha büyük tehlikelerle karşı karşıya bırakabiliriz.

Balyoz-Ergenekon döneminde bazı sanıkların avukatlığını yapan Avukat Hüseyin Ersöz bir tartışma programında:

“AYM’nin uzun tutukluluklarla ilgili birden fazla kararı var. Balbay, İlker Başbuğ için verilmiş içtihat oluşturacak kararlar var. Neden savcılar hala buna dikkat etmeden aynı kararları uyguluyor” dedi.

Siyasi iktidarın istemediği yönde karar veren hakimlerin hemen o görevden alınıp “uzak köşelere düz hakim olarak atandığını” söyledi. Bu durum aynen “FETÖ kumpası” denilen dönemde savcı ve hakimlere yapılanları hatırlatmıyor mu?

Adalet Yürüyüşü... / Yavuz Selim Demirağ / Yeniçağ

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun başlattığı "Adalet Yürüyüşü" ile Türkiye farklı bir kulvara giriyor. Adaletin günün birinde herkese lazım olduğu gerçeği suratlara tokat gibi iniyor. Her şeyden önce bu yürüyüşün CHP'nin ya da bir başka siyasi kuruluşun eylemi olmadığının altını çizelim. Nitekim Sayın Kılıçdaroğlu da en başından bu gerçeği dile getirerek sadece partililere değil toplumun tüm kesimlerine çağrı yaptı. Ankara'dan İstanbul'a kadar 28 gün olarak planlanan yürüyüşün gün geçtikçe bütün yurdu kapsayacağından şüphemiz yok. Kimilerine göre geç kalınmış olabilir. Evet bu ülkede ömürlerini terörle mücadele için heba etmiş askerler tutuklandı. 26. Genelkurmay Başkanı terör örgütü üyesi olmaktan tutuklanıp 26 ay boyunca cezaevinde kaldığında yapılamadı böylesi yürüyüşler. Bugün çoğunluğu FETÖ'den tutuklu ya da firari olan hakim ve savcıların haksız kararları ile 6-7 yıllarını hapiste geçiren masum insanlara adalet için yürünmedi. Ömürlerini kutlu dava için heba edip, kanlarını, canlarını, malını-mülkünü verdiği, üyesi, delegesi olduğu siyasi partinin olağanüstü kongreye gitmesini isteyenlerin haklı talepleri hukukun dönemeçli yolları ile tıkandığında da yürünmedi. Milyonların iradesi seçim sandıklarında çalındığında da yürünmedi. Bu ülkenin kuruluş değerleri tek tek yok edilirken, kazanılmış haklar gasp edilirken de yürünmedi.Sokaktaki insanımızın endişeleri yeni değil. Yıllardır biriken gazın patlaması olarak da görülmemeli. Hele hele Enis Berberoğlu'nun haksız tutuklanmasını protesto etme amacıyla bu yürüyüşün başlatıldığını iddia etmek mümkün değildir. Yürüyüşün başladığı günden itibaren bu adalet arayışının Berberoğlu için olduğu algısı yaratmak amacıyla yandaş medyanın kiralık tetikçileri sabahtan akşama, geceden sabaha kadar ekranlarda çamur üzerine çamur atmaya kalkışacaklar. Görevlendirildikleri köşelerden yalan ve iftiralarına devam edecektir.

Adalet / Emin Çölaşan / Sözcü

Şimdi biz ülkemizde işte bu durumu yaşamaktayız. İktidar yargıyı siyasete bağladı, tümüyle ele geçirdi, adalet elden gitti ve yok edildi.

Artık tarafsız değil, taraflı yargı var…

Ve ne yazık ki adalet yok.

Kemal Kılıçdaroğlu dün başlattığı uzun protesto yürüyüşünde elinde sadece

bir pankart taşıyordu:

Adalet!

Bu sözcük herkesin, özellikle muhalif kesimlerin ve gazetecilerin korkutulmak

istendiği bu ortamda, anlayana çok anlamlıdır.

Bu vesile ile gazeteci arkadaşım Milletvekili Enis Berberoğlu'na geçmiş olsun

dileklerimi

iletiyorum.

Ona verilen 25 yıl hapis cezası bardağı taşıran son damla oldu.

Bu günler de geçecek, mutlaka geçecek.

(Burada bir parantez açıyorum. Kılıçdaroğlu'nun uzun adalet yürüyüşü 24 gün

sürecek ve çok farklı bölgelerden geçilecek.

Memlekette silahlı manyak ve ruh hastası çok.

Umarım bir sapık çıkıp üzerine ateş açmaz, ya da sözle sarkıntılık edip ortalığı

karıştırmaz. Zira dün ilk sözlü sarkıntılık hem de Ankara'nın göbeğinde yaşandı.)

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş