Medya Arkası (17.10.2016)

Medya Arkası (17.10.2016)
Köşe yazarlarının bugünkü gündeminde Başkanlık sistemi ve MHP, Musul operasyonu, Irak, erken seçim ve Fenerbahçe-Alanyaspor karşılaşması vardı.

Tek adam tek seçici! / Rahmi Turan / Sözcü

"Ne güzel unutulmuştu" derken başkanlık sistemi yine hortladı! Politik hayatı AKP'ye hizmet etmekle geçen MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, durup dururken "AKP, başkanlık teklifini Meclis'e getirsin, oylayalım" diyerek küllenmiş ateşi körükledi. 
Şimdi, iktidar partisi aşka gelmiş durumda... Adalet Bakanı Bekir Bozdağ "Türkiye'de fiili bir başkanlık durumu yok mu? İstediğiniz kadar yok deyin, var!" diyerek Devlet Bey i övdü. 
Başbakan Binali Yıldırım da "Türkiye'de istikrarın kalıcı hale gelmesinin yolu başkanlıktan geçer" diyerek Devlet Bahçeliye şükranlarını sundu. 
Peki, ne menem şeydir bu başkanlık? 
Sihirli bir değnek midir? 
Başkanlık olunca ülkede bütün işler yoluna mı girecek? 
Ekonomimiz düzelecek mi? Terör bitecek mi? Kentlerde, kırlarda insanlar artık ölmeyecek mi? Haksızlık ve adaletsizlikler son mu bulacak? Dar gelirliler, yoksullar açlıktan kurtulacak mı? Sahi, ne olacak? 
Bunların hiçbiri olmayacak! Eski tas eski hamam devam edecek! Sadece "Tek adam-tek seçici dönemi" başlayacak. 
Büyük bir ihtimalle bugünleri de arar hale geleceğiz!

***
Gidişat başkanlık değil partili Cumhurbaşkanı / Mehmet Tezkan / Milliyet

Yarın partilerin grup toplantıları var..

Ağırlıklı konu belli.. Başkanlık sistemi..

Başbakan hararetle savunacak..

CHP lideri karşı çıkacak.. HDP eş başkanı ağır dille eleştirecek..

MHP genel başkanı ortadan konuşacak.

Niye ortadan konuşsun ki diyeceksiniz?.

Başkanlık işini ısıtan kendisi..

‘Fiili durum devam etmez.. AKP başkanlık sistemindeki inadını sürdürecekse Anayasadeğişikliğini Meclis’e getirsinler, ya 367’yi aşarak kanunlaşacaktır ya da 330’u aşarak referandum yoluyla halkın kararına sunulacaktır’ diyen o değil mi?

330’un altında kalma olasılığından söz etmedi bile..

Bunun anlamı gayet açık ve net..

MHP başkanlık modeline evet oyu verecek.. Yanlış mı?

O halde neden ortadan konuşsun ki.. Geçen salı olduğu gibi bu salı da çağrısını yineler, desteğini sürdürür..

***
Musul kördüğüm / Taha Akyol / Hürriyet

Türkiye, Suriye sorununda mesafe alırken Irak ve Musul sorunlarında gittikçe zora giriyor.

Musul Türkiye için tarihte kalmış, kapanmış bir konudur, doksan yıldır Irak toprağıdır, fakat günümüzde Ortadoğu’daki nüfuz kavgalarının odak noktası haline geldiği için Türkiye açısından güncel olarak son derece önemlidir.

Türkiye’ye yeni göç dalgaları gelebilir, PKK orada ‘kanton’ kurabilir. Nüfus yapısı değiştirilirse İran’ın nüfuzu artar, bölgesel dengeler Türkiye aleyhine değişir...

Bu açılardan Türkiye’nin IŞİD’e karşı yapılacak Musul harekâtında yer almak istemesi son derece haklıdır. Haklıyız fakat dış politikamızın bu konuda başarılı olduğunu söylemek zordur.

IRAK’LA İHTİLAF

ABD’nin kimlikler esasına göre yaptırdığı Irak anayasası gereğince Bağdat Şii ağırlığı altındadır. Bu, İran etkisi demektir elbette.

Iraklıların isteğiyle Türkiye’nin Başika’ya gönderdiği askeri eğitim birliğine Irak’ın Şii başbakanları hep karşı oldu, konjonktüre göre bunu söylediler veya sustular.

Son olarak Şii Başbakan İbadi, “İşgal gücü” nitelemesi yaparak fitili ateşledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan buna sert tepki gösterdi:

“Şahsıma hakaretler ediyor, sen benim zaten muhatabım değilsin, seviyemde değilsin, kıratımda değilsin, kalitemde değilsin. Irak’tan senin bağırman çağırman bizim için hiç de önemli değil, biz bildiğimizi okuyacağız...” (13 Ekim)

Fakat aynı gün ABD Dışişleri Sözcüsü John Kirby, Musul operasyonuna kimlerin katılacağına “Irak’ın karar vereceğini” söyledi, “Başbakan İbadi’ye desteğimiz sürüyor”diyerek de vurguladı!

***
Daha acısı / Rauf Tamer / Hürriyet

Irak'ın misafiri 62 buçuk millet "aramızda Türkiye'yi istemiyoruz" demiş olabilir mi?

Hayır.

Ama Irak, o 62 buçuk millet adına konuşuyormuş pozlarında.

Asıl sebebi dünya biliyorsa da herkes susuyor.

Irak’ın üslubu bizi incitmiyor mu?

Hem de nasıl...

Terör saldırıları gibi yüreğimize saplanıyor, dost geçinen kalleş ülkeler gibi sinir uçlarımıza dokunuyor.

Dokunuyor da ne oluyor?

Türkiye muhalifi Türkler, yine Türkiye’yi suçluyor.

Ne Irak’a tek laf var, ne Irak’ta yuvalanan terör odaklarına... Bütün kabahat Türkiye’nin.

İnanır mısınız?

Türkiye muhalifi Türkler, bize Bağdat Hükümeti’nden bile uzaktır.

40 yıldır terörden daha fazla acı çektirdiler bize...

Milletimizin gururuyla, devletimizin onuruyla daha fazla oynadılar.

Dış mihrakların mevcudiyetine ben pek inanmam.

İçeride bunlar olmasa, dış mihrak ne yazar?

***
Seçim ihtiyacı / Okay Gönensin / Vatan

En çok seçim konuşan herhalde biziz. 2019’da üç seçim olacak, biz yeni “erken seçim” taramasına başladık.

İki buçuk yıl önce erken seçim konuşmalarına başladığımıza göre, ortada bir ihtiyaç bulunuyor.

Erken seçim isteme kuvvetine sahip olan tem siyasi parti şu anda Ak Parti’dir.

CHP’nin erken seçim isteyecek bir durumu yok, MHP’nin ise hiç yok.

Bir erken seçimde CHP’nin en fazla yerini koruması, MHP’nin ise barajın altında kalması muhtemeldir.

HDP’nin baraj sorunu yaşamaması büyük ihtimaldir. Ancak bir önceki seçimde olduğu gibi HDP’nin seçim çalışmalarını rahat yapmaması için bütün sistem harekete geçecektir.

Ak Parti’nin erken seçim istemesi için iki sağlam gerekçe bulunmaktadır.

MHP veya HDP’nin baraj altında kalması halinde Ak Parti Meclis’te anayasayı tem başına değiştirecek çoğunluğu sağlayacaktır. O durumda yeni anayasa ve başkanlık için MHP’den veya MHP’nin içinden desteğe ihtiyaç kalmayacaktır.

Ak Parti açısından erken seçim kararında ekonomi ile gelişmeler de etkili olacaktır. Terörün yansımaları, Rusya krizi, askeri harcamalar derken ekonomideki sıkıntılar da halka yansımaya başlamıştır.

Şu anda halkın oy verme tercihlerinde ekonominin etkisi yüksek görünmese de bir yıl sonraki durumla ilgili soru işaretleri çoğalmaktadır.

***
Üç lider başkanlık sistemini tartışsın / Ahmet Hakan / Hürriyet

Bianli Yıldırım, Kemal Kılıçdaroğlu ve Devlet Bahçeli...

Bu üç isim bir televizyon tartışmasında bir araya gelse ve milletin huzurunda kıyasıya tartışsa...

- Binali Yıldırım başkanlık sisteminin neden gerekli olduğuna dair tezlerini açıklasa...

- Kemal Kılıçdaroğlu başkanlık sistemiyle ilgili itirazlarını sıralasa...

- Devlet Bahçeli konuyla ilgili pozisyonunu net biçimde ortaya koysa...

Böylece...

Karambol ortadan kalksa, neyin ne olduğu anlaşılsa...

Ve milli irade, işte bu bilinç üzerinden şekillense...

Fıstık gibi olmaz mı?

***
Yine kötü yönetti / Deniz Çoban / Fanatik

“Alper Ulusoy sezona kötü başlayan hakemlerimizden. Bu haftaya kadar yönetmiş olduğu 4 maçta ciddi kart hatalarına imza atmış, oyun kontrolü ile ilgili sıkıntılar yaşamıştı. Bu maçta da değişen bir şey olmadığını gördük. Sayısız kart hatalarına imza atan Ulusoy, çaldığı ve çalmadığı faullerle standardı yakalayamadı. Oyuncular sahada kararlarını kabullenemediler ve itirazdan birçok kart gördüler.”

‘Pozisyonu gördü’

Henüz 2. dakikada Emenike’nin rakibi Omeruo’ya attığı dirseğin karşılığı net olarak kırmızı kart olmalıydı. Faulü çalan Ulusoy sarı kart dahi göstermedi. Faulü çalması pozisyonu gördüğü anlamına gelir. Gördüğü pozisyonda kırmızının çıkmaması kabul edilebilir bir hata değildi. 15. dakikada Omeruo’yla girdiği ikili mücadelede yerde kalan Emenike penaltı bekledi. Burada devam kararının daha doğru olduğunu düşünüyorum ve bu tür ikili mücadelelerin devamından yanayım.”

***
Motoru yakarsınız!. / Rıdvan Dilmen / Fotomaç

F.Bahçe set oyununa alışmış... Bu takımdan hızlı futbol beklersen motoru yakarsın. Fenerbahçe puan olarak kayıp ama oyun olarak da maçı kazanmayı hak etmedi zaten.
Rakip çok yeni bir takım olan Alanyaspor. Son paslarda iyi işler yapsalar galip bile gelebilirlerdi.
Çok fazla pozisyon vermediler Fenerbahçe'ye.... Alanya takımının, Fenerbahçe deplasmanında puan alması için ayağına kramp girmeli, ama girmemiştir. 5 tane pozisyonu yok Fenerbahçe'nin... Oyuncular "Amma rahat deplasman oldu ha" demiştir Alanya otobüsünde...
Benim gördüğüm en kötü Fenerbahçe maçlarından bir tanesiydi.
Ne oynadığı belli değil... Normalde altı boş bir cümledir bu ama burada altı dolu. Van Persie'yle Batalla'yı, Sosa'yı kıyaslamak mümkün değil. Forvet arkası falan değil o...
O bölgeye ikinci yarı giren Aatif ve Stoch'u alıyorsunuz. Hiçbiri gerçek forvet arkası değil.

Aykut Kocaman, Ersun Yanal, Vitor Pereira... Hepsi kamp dönemi esnasında ayrıldı. Yeni hocalar geldi. Antrenörün elinde böyle bir kart var, "Bu takımı ben kurmadım" diyor yeri geldiğinde ama takımının ligde gol yemediği maç da yok. Gaziantepspor maçını son anda kazandı. 

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş