Medya Arkası (18.10.2016)

Medya Arkası (18.10.2016)
Köşe yazarlarının bugünkü gündeminde Musul operasyonu, FETÖ ve MHP ile CHP arasındaki tartışma vardı.

Musul operasyonu kaç gün sürecek? / Abdulkadir Selvi / Hürriyet

Musul operasyonu başlayalı 24 saat oldu ama ne zaman biteceği merak ediliyor.

Baştan söyleyeyim; Musul operasyonu 4 aşama olarak planlandı. 60 günde tamamlanması hedefleniyor. Ancak 8 Kasım’a kadar olan süre hızlı gelişecek. Obama’nın amacı Musul’da DEAŞ’ı vurup ABD’de Hillary Clinton’a seçim kazandırmak.

Birinci aşama 48 saat olarak planlandı. Birinci aşama petrol boru hatlarının geçtiği Hazır bölgesi, DEAŞ’tan alındığında tamamlanacak. Böylece 17 kilometre içeriye girilmiş olacak. Ayrıca DEAŞ’ın ham petrolü yakarak uçakların görüş alanını kısıtlamasının önüne geçilecek.

İkinci aşama olarak Musul’un dış mahallelerine kadar girilmesi hedefleniyor. İkinci aşamanın 6 gün sürmesi planlanıyor. Musul’un dış cephesindeki Hıristiyan mahallesinin kurtarılması amaçlanıyor. DEAŞ’ın bir Hıristiyan katliamına girişmemesi için acele ediliyor.

***
Musul senaryoları / Sami Kohen / Milliyet

Askeri hazırlıklar, son dakikada çıkan anlaşmazlıklar, hatta yaklaşık tarih günlerce konuşuldu... Ve nihayet dün sabahın çok erken saatlerinde Musul operasyonu başladı...

İlk aşamada, harekâta kimlerin dahil olduğu, kimlerin bunun dışında tutulduğu da açıklık kazandı. Bu özellikle Türkiye’nin devreye girmesiyle son günlerde çok tartışılan bir konu olmuştu. Belli ki ABD’nin bastırmasıyla uzlaşıcı bir formül bulundu.

Buna göre operasyonu karada yürütmekle görevlendirilen güçler, peşmergeler ile Suriye orduve güvenlik birlikleridir. ABD öncülüğündeki koalisyona bağlı uçaklar da hava desteğini sağlıyor.

Bu kompozisyonda -en azından şu aşamada- Ankara’nın itirazlarına konu olan Şii milis güçleri yer almıyor. Başika’da Türk subaylarının yetiştirdiği ve şimdi Ninova Muhafızları adını alan Sünni güçlere gelince, bunlardan 600 kadar kişilik bir birliğin peşmergelerin hâkim olduğu kent yakınlarındaki baraj bölgesine intikal ettiği söyleniyor...

Operasyon süreci                                                   

Askeri uzmanlara göre Musul’u IŞİD’in -Arapça adıyla DAİŞ’in- elinden kurtarmak için başlayan bu harekâtın çok kanlı geçmesi ve bir hayli uzun (7-8 ay) sürmesi bekleniyor. Bu aşamada Musul’un kuşatılması söz konusu. Esas savaşın, IŞİD’in halifelik başkenti ilan ettiği tarihi kentin merkezinde cereyan edeceği söyleniyor. DAİŞ askeri hazırlıklarını buna göre yapıyor.

Önemli olan, harekâtın bu aşamasında, örneğin Şii milisler gibi başka güçlerin de devreye sokulup sokulmayacağıdır. Bir de tabii Ninova Muhafızları’nın o noktada bir rol alıp almayacağı...

***
Yedek lâstik ve don lâstiği! / Rahmi Turan / Sözcü

Musul'u, IŞİD'den kurtarma harekâtı başladı. 
Musul eski Valisi ve Ninova Muhafızları’nın komutanı Esil Nuceyfi, Türk askerinin Başika Kampı'nda eğittiği 2 bin Sünni savaşçının Kuzey Iraklı peşmergelerle birlikle Musul Operasyonu’na katıldığını açıkladı. 
Suriye'de de çarpışmalar devam ederken, gırtlağımıza kadar Ortadoğu bataklığına gömülmüş durumdayız. 
Alevlerin Türkiye'ye sıçrama ihtimali büyük. 
Hal böyleyken Türk siyaseti ne yapıyor? 
Dış politikada büyük hatalar yapan iktidar bildiğini okumaya devam ediyor, muhalefet partileri de birbirini yiyor! CHP, Meclis’in sonuncu partisi MHP’yi "iktidara yedek lâstik" olmakla suçlarken, MHP de, CHP’ye "don lâstiği" diyor. 

Yedek lâstiği anladık da, "don lâstiği" ne demek oluyor, anlamak zor! Alevler sınırlarımızı sarmışken, iktidarın ve muhalefet partilerinin uyguladıkları siyaset bir garip! Bazı siyasiler (özellikle MHP) eleştirilere çok kızıyor, tehdide varan bildiriler yayınlıyor! Ancak ünlü bir atasözümüzdür; "Dost acı söyler" derler. Sözlerimiz belki acıdır ama adam olan anlar! 

***
Yapılan, yapanın yanına kar kalıyorsa… / Mustafa Karaalioğlu / Karar

Musul operasyonunda tarafların ne istediği aşikardır.

Amerika’nın hedefi IŞİD’in temizlenmesi ve işgalle birlikte darmadağın olan Irak’ta bir parça olsun istikrar sağlamak. Faturası ne olursa olsun…

Irak merkezi hükümeti otorite peşinde ve bunu sarsacağını düşündüğü hiçbir girişime sıcak bakmıyor. En başta da Türkiye’nin gölgesine bile tahammülü bulunmuyor.

KDP… Yani Barzani’nin bölgesel yönetimi için ise bu operasyon hem peşmergenin IŞİD’e karşı kırılan onurunu kurtarmak fırsatı hem de epeydir aradığı ABD ile müttefik olma imkanına ulaşmak imkanı sağlıyor. IŞİD’e karşı olmak ABD ile dost olmayı garanti ediyor. Nitekim bu safta olmak PKK/YPG için bile Suriye cephesinde işe yaradı. Şimdi bu dostluğu Musul harekatında da pekiştirmek istemelerinden daha tabii bir şey olamaz! Görüldüğü gibi onlar da bir kez daha askere yazılmış durumdadır.

Türkiye ise bu zor ve sert denklemde elini yüksek tutuyor. Doğrusunu da yapıyor çünkü Musul’da hedeflenen nihai senaryo Ankara’nın bütün tezlerinin hilafınadır.

En önemlisi de Musul halkının geleceği problemi…

***
Askere yeni bir cemaat imamı / Mehmet Y. Yılmaz / Hürriyet

Türk Silahlı Kuvvetleri'nde Fetullahçı tasfiyesi sürüyor. Her hafta gruplar halinde askerin ordudan atıldığını, tutuklandığını vs. okuyoruz.

Bunların ne kadarı gerçekten Fetullahçı, ne kadarı yeni bir tür kumpasa kurban gidiyor, orasını bilebilmek şu an için imkânsız gibi.

Her şey gösteriyor ki TSK’nın komuta kademesi, uzun yıllardır işini dikkatlice yapmamış.

Soruların çalındığını, Fetullahçıların gruplar halinde orduya sızdığını fark etmemişler bile.

Bir de buna 2002 yılından beri AKP’nin ordudan tasfiyelere direnmesi ve Balyoz ile Ergenekon’un savcılığını üstlenmesi eklenince, bu tablo ortaya çıkmış.

Ancak şimdi yağmurdan kaçarken doluya tutulma durumu var gibi görünüyor.

Tolga Şardan, Milliyet’te dün şunu yazdı: “(TSK’daki) tasfiyelerin, sivil bürokraside olduğu gibi ‘güçlü bir yapı’ tarafından gerçekleştirildiği yönünde bilgiler yansımış durumda kulislere.”

Bunu okuyunca küçük bir araştırma yaptım.

Öyle görünüyor ki TSK’da bu işleri yapan dairelerde bir başka “cemaat” etkin. BunlaraKurdoğlu cemaati ya da grubu deniliyor, Nurcu bir cemaat bu. Liderleri Mehmet Kurdoğlu.

Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, kendi dönemlerinde bu gruba bağlı askerlerin MİT raporları doğrultusunda temizlendiğini söylüyordu ama öyle görünüyor ki bu tam bir temizlik olamamış.

***
Musul ve başkanlık! / Güngör Mengi / Vatan

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş “Türkiye’nin Başika’da eğitim verdiği 3 bin kişinin Musul’da DEAŞ’a karşı mücadelenin içinde olduğunu ve TSK’nın Başika’dan çekilmeyeceğini” söyledi.

Kurtulmuş “Musul’daki duruma Sünni-Şii meselesi gibi bakmamak gerektiğini, konunun Musul’un etnik olarak daha fazla bölünmesi” olduğunu da belirtiyor.

Bütün bunların bizi “büyük bir tehlikeye atılacak kadar” ilgilendirip ilgilendirmediğini zaman gösterecektir.

Eski Irak Başbakanı Allavi “Musul operasyonunun bütün bölgenin ve Irak’ın geleceğini etkileyeceğini” açıklarken “Çok dikkat etmek gerekir ki sonu bir felakete dönüşmesin” dedi.

Diğer tarafta Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın medyada yer alan “Türkiye yalnız Türkiye değildir. Misakı Milli diye bir derdimiz varsa ‘burada üzerimize düşen görevler var’, Türkiye sadece Türkiye değildir” sözleri var.

Dış politikada her düşüncenin, her planın önceden açık açık söylenmesi diğer ülkelerde tepki yaratır. Başka topraklar üzerinde hak iddia ediliyor algısı ortaya çıkar ki “Türkiye’nin Musul operasyonuna katılmasına karşı çıkmaları”nın bir nedeni de muhtemelen budur.

Böyle bir algı diğer ülkelerin benzer sözleri Türkiye için söyleyebilmesine zemin hazırlayabilir.

“Musul’dan Türkiye’ye 100 bin Iraklı’nın kaçabileceği” söyleniyor.

Bu Iraklıları, operasyonu yaparken sivil halkın da üzerine bomba yağdıran ABD ile koalisyon güçlerinin kurtarması ve kendi ülkelerine alması sağlanmalıdır.

***
Hangi halde B ve C? / Muharrem Sarıkaya / Habertürk

Musul operasyonunun, kısa süre içinde biteceğini kimse varsaymasın.

Ne başladığı gibi biter, ne de ilk başta planlanan güçler aynı kalır.

Hükümet çevreleri de meseleye böyle bakıyor.

O nedenle dün başlayan operasyonun, DEAŞ’ı Musul’dan kısa sürede çıkartacağını kimse sanmasın.

Her ne kadar operasyon, DEAŞ’ı Musul’da katletmek yerine Suriye’ye doğru kaçışını sağlayacak şekilde tasarımlanmış olsa da kaçışın da yeni bir sorun üreteceği görülüyor.

Eğer kaçış, Telafer ve Sincar’a doğru gerçekleşirse ve Şii güçler de bu bölgede devreye girerse, Sünni ağırlıktaki yöre halkının geçmişte yaşadıklarından dolayı desteğinin DEAŞ’a olacağından endişe duyuluyor.

Bu durumda bölge halkının direnişinin farklı değerlendirilip katliama dönüşeceğinin, Türkiye’nin de seyirci kalamayacağı- nın altı çiziliyor.

Aslında daha önce Cumhurbaşkanı, dün de hükümet sözcüsü Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş’un “B ve C planımız var” cümlesinin gerisinde de bu yatıyor.   

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş