Medya Arkası (19.04.2014)

Medya Arkası (19.04.2014)
Köşe yazarlarının bugünkü gündeminde referandum sonuçları ve MHP seçmeninin sandıktaki tavrı vardı. İşte günün öne çıkan yazıları:

Satışa bak ağla!  / Ümit Zileli / Korkusuz

Milliyetçi Hareket Partisi'ni ve liderini fena sattılar!..

Gelin adım adım gidelim... Daha seçim sonuçlan üzerindeki tartışmalar sürerken, HDP'nin hem Kürt asıllı hem İslamcı milletvekili Altan Tan sazı aldı ve şu türküyü çığırdı:

-Sayın Erdoğan'ı Kürtler kurtardı. Bu vefa borcunu ödemesi lazım. Tayyip Bey'in MHP ile bir ittifak değil, yine HDP'yle Kürtlerle, liberallerle demokratik bir Türkiye

yönünde adım atması lazım!..

Ne güzel değil mi? Aynı güzellikte bir pas anında AKP Mardin Milletvekili Orhan Miroğlu'ndan geldi... Meclis'teki AKP-MHP işbirliğinin sahada çok da güçlü bir karşılığı olmadığını söyleyen Miroğlu bakın sazına neler söyletti:

-Bu dönem kurucu bir dönemdir ve Kürtler bu kurucu dönemde "Evet, biz de vanz" demiş oldular bu seçimde. AK Parti artı Kürt ittifakı Türkiye'ye kazandırır!..

Yaa, işte böyle!. Henüz pusuladaki mühür kurumadan MHP'nin mezan kazılmaya başlandı!.. Devlet Bey'in gerçekten biçare bir şekilde, sanki oy atan ülkücüler üstüne ismini soyadını yazmış gibi YSK isimli kurumdan milliyetçi oy oranını sorması ise inanın çok hazindi!..

-Tarihe havale olmak üzere olan bir partinin genel başkanı görünümündeydi!..

Yüzde 1 buçuktan zafer olmaz / Rıza Zelyut / Aydınlık

Neyin nesiydi bu panik? Oysa AKP'nin yanına MHP. BBP ve başkaları da gelmişti? Dahası da var. Hırçınlaştılar. Küfürler ettiler, "terörist" dediler, "çukur" dediler... Oysa 15 yıldır iktidardalar. Meclis'te ele avuca gelecek muhalefet bile yok. Keyfi yerindeydi AKP'nin. İstedikleri kanunu çıkarıyorlar. Üniversiteler, yargı esas olarak denetim altına alınmış. Medya dersen abluka altında... O halde dertleri ne? Ne yapmak istiyorlar da ellerindeki güç yetmiyor? Kanımca asıl soru bu. Tek cevabı olamazdı ama. Cevaplardan birini, referandum gecesi Cumhurbaşkanının konuşmasından öğrendik. 200 yıllık Cumhuriyet ve demokrasi ile hesaplaşmaya çıkmışlar meğer. Bu kez başka sorular geliyor. Neden 15 yıl beklediler, neden bugün? Dahası, neden telaş? Hem de öyle bir telaş ki. 2 yıl sonra uygulanacak hükümleri bugün dayatmak. Hem de küfür ederek, hem de her türlü yasadışılıkla. Başka sebepler olmalıydı. Ki açık...

Referandumda "EVET" ve "HAYIR'ı artıran faktörler neler oldu? / Osman Arolat / Dünya
 

Recep Tayyip Erdoğan faktörü: Recep Tayyip Erdoğan'ın sahaya inerek Başbakan Yıldırım ve MHP lideriyle birlikte "EVET" kampanyasında yer alması. Kampanya'nın son döneminde referandumun içeriğinden  çok,  Batılı ülkeleri ve Kılıçdaroğlu'nu hedef alan milliyetçi bir söylem kullanması.

•AK Parti-MHP cephesinin kullandığı orantısız güç. 24 TV kanalından 22'sinin "tek yönlü "EVET" ağırlıklı yayın yapması, eşitlik ilkesine uymaması.

• Propaganda malzemesi için harcamalarda "EVET" cephesinin son dönemlerin en yüksek, "EVET" kampanyası harcamalarının on katını aşan harcama gücünü ortaya koyması. "HAYIR" cephesinin maddi yetersizlik nedeniyle sahada propaOsman Arolat

propaganda malzemesinde çok geride kalması. Kent merkezlerinin "EVET" propaganda malzemesiyle donatılması.

•Kamu imkanının "EVET" lehine orantısız kullanılması: Valiler başta olmak üzere kamu görevlilerinin tarafsızlık ilkesine uymamaları. Özellikle Doğu/Güneydoğu'da kolluk güçlerinin seçmene "devletin yanında ol" baskısı yapması.

• MHP'nin Orta Anadolu, Karadeniz'de, HÜDAPAR'm ve Barzani'nin Güneydoğu'da EVET'e yoğun destek vermeleri.

AK Parti’de yeni dil politikaları olacak mı? Abdülkadir Selvi / Hürriyet

Önemli noktalardan biri de Kürt oylan. Referandum gecesinden bir anekdot aktarmak istiyorum. MYK toplantısında, MHP ile ittifaka rağmen Kürtlerin desteğinin yüzde 10 oranında arttığı belirtilerek, "Bu durumda Kürt politikamız ne olacak? Bu mesajı dikkate alıp, sosyal ve sivil çözümü mü gündemimize alacağız yoksa mevcut uygulamaları mı güçlendirerek sürdüreceğiz?" sorusu gündeme geliyor. Terörle mücadeleyi başarılı bir şekilde sürdüren içişleri Bakanı Süleyman Soylu söz alıyor. "Mevcut uygulamalar sayesinde bu artışı sağladık. Bunu sağlamlaştırarak sürdürmemiz lazım" diyor. Bu durum Kürt sorununa yaklaşımın böyle devam edeceği anlamına rrn geliyor yoksa yeni açılımlar söz konusu olacak mı? AK Parti, tarifli bir karar anında. Yeni bir dil ve yeni politikalar üzerinde duruluyor. Ama bu yönde bir gelişme olduğunu söylemek için henüz erken. Umutlu olmak ise zor.

Bundan sonrası hayırlara vesile olsun / Elif Çakır / Karar

AK Parti ve MHP açısından da bir iç muhasebeyi beraberinde getirdi. Önce tartışmalı duruma bakalım: Sandık sonucu hukuken meşru mudur? Meşrudur. Ancak bir şey var. Bu ülkede her şey tarhşılsa bile, zaman zaman bazı devlet kurumlanndan kuşku duyulsa dahi, Yüksek Seçim Kurulu güvenirliğinden şüphe duyulmayan bir kurumdu. Pazar günkü "mühürsüz" kullanılan oy iddialarına ve ortalıkta dolaşan vahim görüntülere, kendilerine yöneltilen iddialara cevap vermekten kaçman YSK'nın kendi itibarına zarar verdiğini söylemeliyim. Çünkü bu herhangi bir seçim değil. Ülke sistem değişikliği oylamasına gitti. Buradan geriye dönüş yok. Bütün vatandaşların önünde saygı ile eğileceği Anayasasının oylamasına halel getirilmesine mahal verilmemesi gerekir. Dolayısıyla AK Parti hükümeti ve YSK, toplumu tatmin edecek cevaplar vermediği sürece, hukuken sandıktan çıkan sonuç meşru sayılsa da siyaseten tartışmalı sayılacaktır. AK Parti hükümetinin, sistem değişikliğini gündeme getiren MHP'nin ve YSK'nın bu tartışmalara son verecek tatminkar bir açıklama yapması gerekmektedir. Şimdi AK Parti ve MHP açısından iç muhasebeye bakalım: Biliyorsunuz 1 Kasım 2015 genel seçim sonuçlanıra göre AK Parti'nin yüzde 50, Milliyetçi Hareket Partisi'nin ise yüzde 12 oy oranı vardı. AK Parti ve MHP'nin toplam oy oranı yüzde 62. Bu durumda "eveti'i sahiplenen AK Parti ve MHP'nin, sahip olduklan oy oranı ile seçim yarışma neredeyse üç sıfır avantajla başladıktan muhakkak. Ancak sandıktan böylesi bir oran çıkmadı. Ortada ciddi bir fire var. Peki, bu fireyi hangi parti verdi? AK Parti mi? MHP mi? Meral Akşener, Ümit Özdağ ve Sinan Oğan"m "hayır" tarafında yer alması ve MHP'nin kalesi sayılan illerde "hayır"ın önde olması bütün dikkatleri doğal olarak Devlet Bahçeli'nin üzerine çekti.

Ekranda başka, sohbette başka / Mehmet Tezkan / Milliyet

Sohbette: Türkiye bu oy oranıyla yapılacak rejim değişikliğini taşıyamaz.. bir oranda olsaydı.. Bu sonuç tartışmayı bitirmeyecek.. ? Üç büyük kent hayır dedi ya.. Ekranda: İzmir zaten hep muhalifti.. İstanbul ve Ankara'ya bakarsak hayır kadar evet oyu var.. İstanbul'da hayır oylarının oranı yüzde 51.3 ama evetler yüzde 48.6.. İstanbul'a hayırcı demek doğru değil.. Keza Ankara da öyle.. Sohbette: Üç büyük kentte hayır oyu çıkması iktidarı zorlayacak.. MHP'yi de yanına alan iktidar 23 yıl sonra İstanbul ve Ankara'yı kaybetti. Üzerinde düşünülmesi gereken bir durum.
 

AKP hızla dağılacak, neden? / Mehmet Akkaya / Aydınlık

Neyin nesiydi bu panik? Oysa AKP'nin yanına MHP, BBP ve başkaları da gelmişti? Dahası da var. Hırçınlaştılar. Küfürler ettiler, "terörist" dediler, "çukur" dediler... Oysa 15 yıldır iktidardalar. Meclis'te ele avuca gelecek muhalefet bile yok. Keyfi yerindeydi AKP'nin. İstedikleri kanunu çıkarıyorlar. Üniversiteler, yargı esas olarak denetim altına alınmış. Medya dersen abluka altında... O halde dertleri ne? Ne yapmak istiyorlar da ellerindeki güç yetmiyor? Kanımca asıl soru bu. Tek cevabı olamazdı ama. Cevaplardan birini, referandum gecesi Cumhurbaşkanının konuşmasından öğrendik. 200 yıllık Cumhuriyet ve demokrasi ile hesaplaşmaya çıkmışlar meğer. Bu kez başka sorular geliyor. Neden 15 yıl beklediler, neden bugün? Dahası, neden telaş? Hem de öyle bir telaş ki. 2 yıl sonra uygulanacak hükümleri bugün dayatmak. Hem de küfür ederek, hem de her türlü yasadışılıkla. Başka sebepler olmalıydı. Ki açık...

Cumhurbaşkanı değişir mi? / Mehmet Yakup Yılmaz / Hürriyet

AVRUPA Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) ve Avnıpa Konseyi'nin, Türkiye'deki referandumu izlemek için oluşturduğu uluslararası gözlemciler heyetinin raponı, referandumun normal şartlar altında gerçekleşmediğini ortaya koyuyor. Bu bir sır değil zaten, bu süreci hep birlikte yaşadık. Olağanüstü Hal uygulaması nedeniyle birçok gösterinin ve programın yasaklandığına tanık olduk. MHP'li muhaliflerin, bazı sivil toplum kuruluşlarının toplantılan. Olağanüstü Hal gerekçe gösterilerek engellendi.

Referandum sürecini tamamladı / M. Yahya Efe / Anayurt
 

"Evet" kampanyasına katılan partilerin oylarına baktığımızda 1 Kasım seçimleri itibariyle AK Paıti- MHP ve BBP'nin oyları yüzde 60 idi. Bu referandumda 10 puanlık bir kayıp var. Yüzde 51.4 bu referandumu geçirmeye yetiyor. Yani yüzde 50 artı bir kıstasına bakarsak bu sonuç meşrudur. Ama iktidarın veya "evet" cephesinin beklediğinin altında bir oran çıktı. "Hayır" oyları ise beklenenin üstünde... Oy dağılımına baktığımızda sahil kesimleri, Trakya ve doğu bölgelerinde "hayır" oyunun, iç kesimlerde ve Karadeniz'de de "evet" oylarının yoğun olduğunu görüyoruz. Bu durum haritada "evet" ve "hayır" bloğu oluşturuyor. Siyasilerin şapkayı önlerine koyup düşünmeleri gerekir.



 


 

  • Yorumlar 2
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş