Medya Arkası (23.06.2017)

Medya Arkası (23.06.2017)
Köşe yazarlarının gündeminde CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun Ankara Güvenpark'tan İstanbul Maltepe'ye kadar sürecek olan Adalet yürüyüşü vardı.

Yürüyüşten ekmek çıkmadı CHP'ye vuralım / Mehmet Tezkan / Milliyet

Adalet yürüyüşünün sekizinci günü bitti.. Bugün dokuzuncu gün..

İktidarcı yazarlar umduğunu bulamadı..

Daha doğrusu, ekmek çıkmadı..

Ellerini ovuşturarak bekliyorlardı.. CHP bi tökezlese.. Yürüyüş fiyasko olsa..

Ne bileyim..

İtiş kakış olsa.. Demokrasi dışı sloganlar atılsa.. Sağa sola dalaşılsa.. Adalet yürüyüşüne adaletsizlik gölgesi düşse..

Hiçbiri olmadı, muhalefete muhalefet etmeyi görev edinen yazarlara ekmek çıkmadı..

İnsanlar halay çekti, insanlar türkü söyledi, insanlar kol kola girip kilometrelerce yürüdü.. Adalet yürüyüşünün seyir defterine leke düşmedi..

Ama karşı çıkmak lazım..

Ama yürüyüşü itibarsızlaştırmak lazım..

Yol arkadaşı / Yılmaz Özdil / Sözcü


Saygın toplum bilimci, profesör, Hacettepe Üniversitesi'nde sosyal çalışma yüksek okulu'nu kurdu, kültür bakanlığı müsteşarlığı yaptı, 37 kitap yazdı, Almanya'dan İtalya'dan Polonya'dan liyakat madalyaları aldı, Türk Dil Kurumu bilim ödülünü aldı, Sedat Simavi Vakfı bilim ödülünü aldı, Sertel Demokrasi Ödülü'nü aldı, biz Emre Kongar'la yürüyoruz… Sen, bilim‐kültür insanı diye, kafasında maraş dondurmacısı gibi fesle dolaşan, akıl hastanesinde yatmış herifle yürüyorsun.

Dostlar Tiyatrosu'nu kurdu, Gorki, Brecht, Sartre, Steinbeck gibi yazarların yanısıra Aziz Nesin, Haldun Taner, Nazım Hikmet, Can Yücel'in oyunlarını yönetti, Aslan Asker Şvayk'ı Bir Delinin Hatıra Defteri'ni Keşanlı Ali'yi efsane haline getirdi, senfonik konserlerde Prokofiev'in Stravinski'nin Fazıl Say'ın yapıtlarını anlatıcı olarak seslendirdi, uluslararası festivallerde ödüller kazanan filmlerde başrol oynadı, Altın Portakal kazandı, Afife Tiyatro Ödülü kazandı, Avni Dilligil, İsmail Dümbüllü ödülleri kazandı, biz Genco Erkal'la yürüyoruz…

Sen, götünün kılıyım diyen, soytarıyım diyen, iftarda takla bile atarım diyen tiyatrocu Şafak Sezer'le yürüyorsun.

CHP’nin adalet yürüyüşüne nasıl bakalım? / Elif Çakır / Karar

Bugün, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun, milletvekili Enis Berberoğlu’nun tutuklanmasının ardından, “Bıçak kemiğe dayandı” diyerek yollara düşmesinin dokuzuncu günü.

Dün, büyük bir özgüven içerisinde ‘Türkiye’nin iktidar sorunu yok, muhalefet sorunu var’, ‘ciddi bir muhalefet olması elbette Türkiye için de bir kazanımdır, keşke muhalefet olsa’ açıklamaları yapan hükümet yetkililerinin bugün,  ‘adalet yollarda aranmaz’, ‘yollar yürünmekle aşınmaz’, ‘hızlı trenimize buyursaydın’ gibi açıklamalar yapmak yerine CHP’yi ve liderleri Kemal Kılıçdaroğlu’nu takdir etmelerini beklerdim.

Takdir etmeliler. Takdir etmeliyiz. Zira CHP’nin TBMM ve Anayasa Mahkemesi arasındaki yoldan başka yolların olduğunu bilmesi önemlidir. Seksen yıldır diline ‘laiklik’ sözünü pelesenk eden CHP’nin bugün ‘adalet’ demesi dahası ‘herkes için adalet’ diyebilmesi kıymetlidir.

Neye göre, kime göre adalet? / Deniz Zeyrek / Hürriyet

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun yürüyüşünün ülkeye en önemli faydası, yediden yetmişe, sağdan sola birçok kesimin “adalet” konusunda şikâyetçi olduğunu ortaya çıkarması oldu.

Adaletli bir ülkede olduğumuzu hissedebilmemiz için, her yargı kararının kamuoyu vicdanında kabul görmesi önemli. Ancak kararların öncelikle “sanığın ya da mağdurun kim olduğuna, hangi siyasal ya da sosyal gruptan, etnik kökenden, mezhepten geldiğine bakılmaksızın”, “hukuk kuralları içinde”, “eşitlik ilkesine dayalı” ve “adil” alınması gerek.
 

 Kılıçdar’la yürürken...  / Emre Kongar / Cumhuriyet

Kılıçdaroğlu ile en eğlenerek yaptığımız sohbet, yürüyüş kararına karşı ailesinin tutumu konusunda oldu:

Ben, bu kararı alırken, eşinin, kızlarının ve oğlunun nasıl davrandıklarını, ne tepki verdiklerini sordum:

Gülerek “Haberleri yoktu ki” dedi.

Öyle anlaşılıyordu ki, yürüyüş kararı, eve filan gitmeye fırsat olmadan, Berberoğlu haberi gelir gelmez, MYK toplantısında hemen alınmıştı.

Onun üzerine “Peki nasıl karşıladılar” diye sordum.

“Eve gittiğimde haberi duymuşlardı. Hepsi gülüyordu” dedi.

Sevgili okurlarım boşuna demiyorum “DEMOKRASİ Aİ- LEDE BAŞLAR” diye!

Liderlerin nasıl yetiştiklerine, anne-babalarıyla olan ilişkilerine, aile içinde nasıl davrandıklarına, insanlara karşı olan genel tutum ve davranışlarındaki nezaket ve terbiyelerine bakınız, Demokratik Rejime ne kadar bağlı olduklarını anlarsınız.

Bu yeni siyaset döneminde daha da inançla haykırıyoruz:

DİREN ADALET...

DİREN DEMOKRASİ!

Uzun yolda Kılıçdaroğlu sohbeti / Saygı Öztürk / Sözcü

Hakim baskılara rağmen hukukun üstünlüğü ilkesine göre karar verirse yargıya olan güven artar, yargı saygınlığa kavuşur. Ama kararları siyasi iktidarın beklentisine göre verirse, bu durumda yargı kendi sonuyla birlikte adaletin de sonunu getirir. Unutmayalım, dünyanın bütün rahmetleri adalete olan susuzluğu gideremez.” Gerede yoluna çıkmalarına az bir mesafe kala Zonguldak maden işçilerinin Ankara yürüyüşü sırasında yolu kesilmişti. CHP Genel Başkanı dün o yol ayrımını geçti. İstanbul'a doğru yaklaştıkça kalabalığın büyük ölçüde artacağı beklentisi var. Yüz binlerle İstanbul'da büyük bir miting planlanıyor. Tabii CHP'lilerin hesabı böyle ama bu yürüyüşten alabildiğine rahatsız olan hükümetin ne yapacağı da belli olmaz. Kılıçdaroğlu, sohbetimizde sıkça “Bu bir siyasi parti yürüyüşü değil. Adalet için, hepimiz için yapılan yürüyüştür” diyor. Hükümetten çok MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin hedefi haline gelen Kılıçdaroğlu, “Bahçeli'nin bu yürüyüşe itirazını” anlamadığını belirtiyor.

Kurtuluş Türklükte / Rıza Zelyut / Aydınlık


20. Yüzyıl’ın başında Osmanlı Devleti’nde iki ana akım vardı. Tutucu ve padişahçı kesim; Hürriyet ve İtilaf Partisi’nde örgütlenmişlerdi. Çürümüş dinci-padişahçı sistemi sürdürmeye çalışıyorlardı. Buna karşı olan İttihat ve Terakki Partisi, Türkçülük fikrini iktidara taşıdı. Bu hareket, Balkan Savaşları’nda Çatalca’ya kadar düşman eline geçmiş toprakları kurtardı. Sonra da Çanakkale zaferini yarattı.

Lakin, sırtını dayadığı devlet, bir Orta Çağ devleti idi. Sistem çürüdüğü için Türkçü ideoloji saltanat kalıpları içinde devleti kurtarmaya yetmedi.

İşte tam bu noktadan Türkçü hareketi Mustafa Kemal devraldı. Mustafa Kemal’in Türkçü akademisyenler ve aydınlarla birlikte yürüttüğü milliyetçi çalışmalarla Türk kimliğine dayalı yeni ve modern bir devlet kuruldu. Bu ideoloji-eylem-üretim biçimine de Kemalizm denildi.

Bu yüzden Türkiye’deki sömürgecilerin ajanları, İslamcı kılığı altına saklanarak Kemalizm’e saldırmaktadırlar. Akademisyen veya din adamı görüntülü bu ajanların arkasında da AKP durmaktadır.

Her şeyin altında FETÖ mü var? / Sevilay Yılman / Habertürk

Ben zaten farklı bir sonuç beklemiyordum ve nihayet o oldu. Sağlık Bakanlığı, Manisa’da yemekten zehirlenen askerlerle ilgili soruşturmayı tamamladı ve zehirlenmenin nedeni olarak “besin zehirlenmesi”ni işaret etti. Her neyse... Asıl vurgu yapacağım konu başka. Bu zehirlenme işini de sonunda götürüp FETÖ’ye bağlayanlarla ilgili birkaç şey yazmak istiyorum.

Değerli okurlarım... Bu ve buna benzer olayları götürüp bir biçimde FETÖ denilen belaya bağlayanlar, işi iyice cıvıtarak bu alçak terör örgütüyle ilgili mücadelenin sulanmasına hizmet ediyorlar. Geçenlerde de Ege Bölgesi’ni fena bir biçimde sallayan depremlerin suni olduğunu iddia edip arkasında aşağılık üst aklın ve dolayısıyla FETÖ’nün olduğunu iddia etmişti birileri. Tam da FETÖ’nün istediği, yani işin cıvıtılarak, sulandırılarak ciddiyetinden kopmasına hizmet eden bu bağlamaların bir an evvel son bulması gerekiyor artık. Bir an evvel!

 

  • Yorumlar 1
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Günün Karikatürü
    Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş