Medya sorgulanıyor

Kenan AKIN

Ceşitli çelişkiler içinde çırpınan Türk medyası, çıkış yolları ararken artık “gazetecilik” de sürekli sorgulanıyor.
Önümüzdeki Pazar, sözüm ona, sansürün kaldırılış yıl dönümü kutlanacak.
Basın bizzat kendini sorgularken bazı gerçekler de bir bir bütün berraklığıyla su üstüne çıkıyor.
Her şeyden önce, gazetecinin kesin tarifi veya ayrıntılı tanımı yapılmalı.
Bu konuda, gerek hükümetin, gerek iletişim fakültelerinin ve gerek meslek kuruluşlarının çalışmaları bulunuyor.
Ne var ki, kalın çizgileriyle “Sarı basın kartı sahibi herkes gazetecidir” görüşü ağır basıyor.
Ancak, bu görüşün her zaman gerçekçi olmadığı da biliniyor. Yaşanan bazı olaylar “sarı basın kartı” nın istismar edildiğini kanıtlıyor.
Bazı yüksek düzey yöneticilerin ve bürokratların da “sarı basın kartı” taşımalarının sakıncaları ve uygunsuzluğu tartışılıyor.
Babil kulesi gibi...
...Ve ne yazık ki, çoğu yazarların esas mesleği gazetecilik değil.
Ya öğretim üyesi, ya emekli bürokrat, diplomat, subay ya da tıp adamı, sanatçı, hukukçu, öğretmen.
Spor sayfalarını ise eski sporcular, hakemler doldurmuş bulunuyor.
Hiç bir mesleğin, diğer meslek sahipleri tarafından böylesine doldurulmasına, başta yasalar olmak üzere, ilke ve teamüller müsaade etmiyor.
Gazeteciliğin içinde bulunduğu durum, esas meslekleri bakımından, aynen “spor hakemleri”ne benziyor.
Aslında mesleğimize intisap eden çoğu şahsiyetlerin hem görüşleri, hem kültürleri, hem üslupları, kısacası “müktesebat”ları meslektaşlarımızı imrendirecek derecede mükemmel, Türk basınına katkıları ise tartışılmıyor.
Gazetecilik bir meslek
Ne var ki, meslekten yetişme gazetecilerin, ister istemez hareket kabiliyetleri sınırlanırken, gazetecilik mesleğinin sorgulanması da gündeme geliyor.
“Yoksa gazetecilik meslek değil mi?” diye sorular zihinlere takılıyor.
Rahmetli hocamız Burhan Felek’in, “...asker mektubu yazabilenlere de yazar denilebilir” sözünü hatırlatırken, her yazarın gazeteci olmadığını, en azından gazeteci sayılmaması gerektiğini öne sürenler ağırlık kazanıyor.


Neden politika dışı yazılar?

Dikkat edilirse, yazılarımızın çoğunluğunu ne yazık ki, politika dışı konular teşkil ediyor.
Her şeyden önce, haftada şimdilik sadece iki gün yazıyor olmamız, zaten aktüaliteyi sıkı sıkıya takip etmemizi önlüyor.
Sonra, içinde yaşanan siyasi atmosfer insanı ister istemez daha dikkatli kılıyor.
Başka bir neden ise, politikanın diğer meslektaşlar tarafından gereğinden fazla işlenmesinin, konu boşluğu yaratmış olması görünüyor.
Aslında, Türkiye’de politika dışı konu bulmak ve işlemek, doğrusunu söylemek gerekirse daha kolay oluyor.
Ne var ki, politika dışı derken, hayatın ve toplumun gerçeklerini, yani sorunlarını çok tarafsız bir şekilde gözlemek ve objektif bir şekilde işlemek gerekiyor.
Söz gelimi, ünlü yazarların elden düşmeyen veya son eserlerini eleştirmek, lanse etmek, hatta tanıtmak yazara düşüyor.
Önemli günlerin yıldönümleri, görkemli toplantılar yazarın serbest konuları arasında önlerde yer alıyor.
Özellikle yıllardan beri özenle takip ettiğimiz Orta Doğu ve Türk Devletleri ve toplulukları şahsımızı yakından ilgilendiriyor ve bu yüzden sık sık sütunlarımızda bu tür yazılar yer alıyor.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş