Mehmet Akif anlatıyor

Muhiddin NALBANTOĞLU

 

Duvarlarında eski harflerle İstiklal Marşı’nın yazılı bulunduğu Taceddin Dergahı’ndaki müze marşın tarihini öğrenmek isteyenlerle dolup taşıyor.

 

İstanbul işgal altında en acı günlerini yaşıyordu. Gazete dağıtıcıları okuyucularına gazete satarken yavaşça “Ondan da var!” diyerek İstiklal Marşı metnini de gizlice veriyorlardı.

 

1920 yılının sonlarında yazılan ve bugün Türk milletinin ve devletinin milli marşı olan İstiklal marşı 1921 yılının başlarında TBMM tarafından da kabul edilerek resmiyet kazanmıştır. Mehmed Akif Ersoy daha sonraları İstiklal Marşı’nı nasıl yazdığını o günlerin heyecanı içinde şöyle anlatmıştır:
 “...Ankara... Ya Rabbi ne heyecanlı, helecanlı günler geçirmiştik... Hele Bursa’nın düştüğü gün... Zaten başta türlü çalışılabilir miydi? Ne topumuz vardı, ne tüfeğimiz.. Fakat imanımız büyüktü.”
Yorgun susuyor...
- Ya İstiklal Marşı’nı nasıl yazdınız?.
sorusu özerine, yavaşça yatağında doğruluyor, yastıklara yaslanıyor, sesi birden canlanıyor:
- “Doğacaktır sana vaadettiği günler Hakk’ın!..”
Dilinde bir dua gibi aynı nağme titriyor:
 “Kim bilir belki yarın, belki yarından da yakın...”
Bu, ümitle, imanla yazılır. O zamanı düşünün.. İmanım olmasa idi yazabilir miydim? Zaten ben, başka türlü düşünüp, başka türlü yazanlardan değilim. Bu, elimden gelmez. İçimde ne varsa, bütün duygularım yazılarımdadır... Şu var ki, İstiklal Marşı’nın şiir olmak üzere bir kıymeti yoktur! ancak tarihi bir değeri vardır.
Demek suretiyle büyük bir tevazu göstermiştir:
 “Binbir fecayi karşısında bunalan ruhların ızdıraplar içinde halas dakikalarını beklediği bir zamanda yazılan o marş, o günlerin kıymetli bir hatırasıdır.  O şiir milletin o günkü heyecanının bir ifadesidir...” diyordu.
İstiklal savaşı günlerinin büyük ümitsizlik anlarına tesadüf eden bazı geceler kulaklarında top seslerinin akisleri olduğu halde marşın mısraları üzerinde çalıştığı olurdu. Düşmanlarla çarpışmakta olan ordumuz belki bir bozgun tehlikesi geçiriyordu... Fakat Akif inanmış adamdır: “Son ocağı sönmeden zaptedilemeyecek bir Türk vatanına ve son neferi ölmeden baykağı yırtılamayacak bir Türk milletine inanmış olan Akif’dir o. Böyle gecelerden biride İstiklal Marşı’mızın “Ergenekon Destanı “andıran kıt’asını yazmış olduğu bir gerçektir.
Kısa bir süre sonra İstiklal Marşı hem Ankara’da yayınlanan Hakimiyet-i Milliye’de hem de Kastamonu’da yayımlanan Açıkgöz gazetesinde neşredilmiştir. Ayrıca cephelerde savaşmakta olan Mehmetciklere basılarak dağıtılmıştır. İşgal altındaki şehirlerimize bile İstiklal Marşı’nın metinleri ulaşmıştır. İstanbul da işgal altında en acı günlerini yaşıyordu. İşgal kuvvetleri sansürü Anadolu savaşı hakkında en küçük bir ima yollu yazıyı veya metni kuşku ile karşılıp derhal cezalandırıyordu.

 


İşgal günleri

 


Bu şiirin metnini elde eden Vakit gazetesi sahibi Hakkı Tarık (Us) şiirin başlığını kaldırarak iç sahifelerde “Şiir” başlığı altında yayınlamıştır. Fakat uyanık İstanbul halkı gazetenin bu sayısını derhal ve kapış kapış alarak okumuşlardır. Geceleri Cağaloğlu’ndaki matbaaların bodrumlarında gizlice basılarak İstanbul halkına dağıtılmıştır. Gazete müvezziileri okuyucularına gazete satarken yavaşça “ondan da var!” diyerek İstiklal Marşı metnini de veriyorlardı. Çok kısa denilecek kadar bir zaman dilimi içinde bu marş metni Edirne’de , İstanbul’da, İzmir’de, Bursa ve Adana’da da bestelenmiştir. Bugün bu bestelerden onyedi tanesi elimizdedir. 1963 yılında yazıp yayınladığım “Milli Mücadele Mehmed Akif ve İstiklal Marşımızın Tarihi” adlı hacımlı eserimin başında bu bestelerin notaları ve kitabımın içinde de bestelenmiş hikayeleri kayıtlıdır. Aradan geçen zaman içinde bu kitabımızın metinleri hiç bir kaynak gösterilmeden Mehmed Akif ve İstiklal Marşı için  yüzlerce eser yayınlanmış, yüzlerce söz söylenmiştir.
Atatürk’ün İstiklal Marşı için söylediği bir çift cümlesi vardır ki Milli Marşı’mızın can alıcı bölümüne işaret eder. Şöyle ki o sıralarda İstiklal Marşı şiiri bestelenecekken Atatürk’ün bir müdahalesi olur. Şiirin bestelenecek kıtaları seçilirken Atatürk dikkate alınmamış bir bölümü gündeme getirir ve şöyle der: “Benim en beğendigim mısraları almamışsınız. Bu marşın İstiklal davamızı ve ruhunu anlatması bakımından en önemli mısraları şunlardır:
“Hakkıdır Hür yaşamış bayrağımın hürriyet
Hakkıdır Hakka tapan milletimin
İstiklal”
Benim bu milletten asla unutmamasını istediğim mısralar bunlardır...
Atatürk’ün bu uyarısından sonra “en beğendiğim” dediği bu mısralarda marşın bestelenen bölümüne dahil edilmiştir.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş