Mehmet Gül ile vuslat...

A+A-
Yavuz Selim DEMİRAĞ

Yaman kelime şu ayrılık... Ölümün vuslat olduğuna inananlar için bile ayrılık yaman kelime değil mi? Öyle ayrılıklar vardır ki birleşmeye, yeniden buluşmaya vesile olur. Öyle cenazeler vardır ki toy’a; düğüne dönüşür. Acıyı samimiyetle paylaşanların elemi, kederi mutluluğa götürür.
Mehmet Gül’ü zamansız kaybetmenin acısı yüreğimizi dağlarken, yurdun dört bir yanından başsağlığı için arayan gönüldaşlarımıza yurt dışındakiler de eklendi. Ülküdaşlarına karşı son vazifelerini yerine getirme görevini yüklenenler uzun süredir bir araya gelemedikleri dostlarla görüşebilme sevincini de yaşayacaklar.

Birkaç ay önce sevgili Ağabeyim Ömer Haluk Pirimoğlu’nun muhterem anneleri; ülkücülerin Nejla Anası’nın Ankara’daki cenazesi sonrasında yazmıştım. Mensubiyetiyle her dem gurur duyduğumuz Türk Milletinin “düğün ve cenaze” geleneğinden kısa örnekler vermeye gayret etmiştim. Bu arada “Sıra hangimizde?” diyenlerin sitemlerinden bahsetmiştim. “Birer birer eksiliyoruz” diyenlerin yanında bir dahaki görüşmenin hangimizin cenazesinde olacağı sorusunu o kadar kolay, o kadar yalın yöneltiyorlardı ki insanın aşkolsun diyesi geliyor. Ama doğru... Hayat şiddetle devam ediyor. Cenab-ı Allah’tan geldiğimiz gibi yine O’na dönmemize kim itiraz edebilir ki... Yüreğimizin derinliklerine gömdüğümüz en keskin acıların bile zamanla unutulacağını biliyor muyuz ?
4 Nisan günü tam on yıl olacak Alparslan Türkeş’sizliğimiz. Türkiye’de eşi-benzerine rastlanmayan o muhteşem cenaze görüntülerini hatırlıyor musunuz? Sırtında ceketi olmayan, ayakkabısının altı delik on binlerce insanın karda abdest aldığı tabloyu lütfen gözlerinizin önüne getirin. Birbirlerinden habersiz binlerin Ankara’da kar altındaki olağanüstü randevusunda iki milyondan fazla insan bir araya gelmişti. Ve o tablo Türk Milliyetçilerinin makus talihini çevirip 18 Nisan 1999’da iktidara gelmesini sağlamıştı. Rahmet-i Rahmana kavuşan Mehmet Gül’ün de aralarında bulunduğu milletvekillerinin, mutlak otorite olan yönetim yüzünden iyi niyetlere rağmen kendilerinden bekleneni yerine getiremeyişinin sebep ve sonuçlarını tartışacak değilim.
Derin duygular içerisinde başladığım “ayrılık” tan yana düşüncelerimin bütünleşmeye vesile olması için Mehmet Gül’ün cenazesinin bir fırsat olduğu kanaatimi de paylaşmak istiyorum.
Bugün  Fatih Camii’nin muhteşem avlusunda on binlerin yüz binlere taşarak oluşturacağı saflarda “essalamün aleyküm verahmettullah” diyerek önce sağımıza, sonra solumuza döndüğümüzde çeşitli sebeplerden kırgın olduğumuz insanlarla yüz yüze geleceğiz. Namazın makbul olmasının en önemli şartı bana göre “selam”dır. Günlük hayatlarında birbirlerinden selamı esirgeyenler cemaatle namaz kılarken Allah’ın emrini gerçekleştirirler.

Mehmet Gül’ün aziz naşını musallaya koyup karşısında saf tutacağız bugün. İmamın “Haklarınızı helal ediyor musunuz?” sorusuna bir çoğumuzun hançerelerini yırtarcasına samimiyetle bağırıp “helal olsun” sözlerini üç defa tekrarlayacağından eminim. Protokol icabı safta bulunan bazılarının ise başlarını yere eğerek dudaklarını “helal olsun” diye kıpırdatmak zorunda kalacaklarını da biliyorum.

O’nu musalladan alıp omuzlarına almak için on binlerin birbirleriyle yarışları sırasında oluşan izdihamda kimse kimseyi göremeyecek bile. Parmaklarımızın uçlarında adeta uçururcasına Zincirlikuyu Mezarlığına götüreceğimiz Mehmet Gül’ün ebedi istirahatgahı üzerine koyacağımız toprakla vazifemiz bitmiş olmayacak!

Mehmet Gül ve milyonlarca ülkücünün ömrünü karşılıksız vakfettiği hareketin hak ettiği yere gelmesi için çalışmak ve işgal altında tutulan yönetimi devirerek işi ehillerine vermek en önemli görev olacak. Bizlerin haklarını helal etmesi elbette önemli ama Mehmet Gül ve Hak’ka yürüyen ülküdaşlarımızın geride kalanlara haklarını helal etmesi daha önemli değil mi?
Öyle ise; sadece İstanbul’dan değil, yurdun dört bir yanından gelerek Fatih Camii’ni dolduracak olan yüz binlerin Türk Milliyetçiliğinin birliğine ve bütünlüğüne vesile olması için herkes üzerine düşeni yapmalıdır.

Gelenler de, gelmeyenler de sağ olsun. Mehmet Gül’e son görevini yapmak isteyen milyonların gönlünün o musallanın karşısında olmak istediğinden eminim.
Yüce Türk Milletini başı sağ olsun derken, başta merhum Başbuğ Türkeş olmak üzere Türk Milliyetçiliği hareketine hizmet eden tüm büyüklerimize, ülkücü şehitlerimizin aziz ruhları için el-Fatiha diyorum...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları