Mehmetçik TV kurulmalı

A+A-
Yavuz Selim DEMİRAĞ
1990 yılından buyana TSK’ya karşı planlı olarak yürütülen yıpratma kampanyasını o günlerde tam olarak çözemeyenler, bugün  “Asimetrik psikolojik harekat”  adını verdikleri tek taraflı saldırı karşısında doğrusu çaresiz görünüyor.  “Demokrasilerde çare tükenmez” sözünü eden Demirel’in bile bu konuda kendi iktidarında çare üretebildiğini söylemek zor. Ama Demirel’in etkin dönemlerinde psikolojik harekatı sürdürenler bu denli acımasız ve ahlâksız değillerdi. Yine Demirel’in iktidarında vatandaşın elektrik faturalarından geçinen tek kanallı TRT adam gibi yayıncılık yapardı. AP’yi destekleyen basın bile yandaş olmamıştı. Elinde onca fırsat varken geçmiş iktidarlar böylesine baskı yapmadı medyaya.
Yazının başlığındaki Mehmetçik TV, benim çok ama çok eski fantezim. Türkiye’de henüz 4 özel televizyon (STAR, HBB, TGRT, SHOW) var iken projelendirip didinmelerime rağmen gerçekleştiremediğim tutkumdur. Zira Türkiye’de en fazla seyirci kapasitesi asker ailelerinden oluşmaktadır. Tezkeresini 40-50 yıl önce alan insanlarımızın bile en önemli anıları, en iyi arkadaşlıkları askerliktedir. Dile kolay ama genç nüfusa sahip Türkiye’mizde yaklaşık 500 bin er vatandaşlık görevi olan askerlik için silah altındadır. Subay, astsubay, uzman, askeri-sivil memurun sayısının da 200 bin civarında olduğunu bilmekteyim. Yani rütbeli-rütbesiz 700 bin asker, bunların eşleri, anneleri, babaları, kardeşleri, çocukları hesaplandığında 4 milyon gibi bir rakam çıkar ki buna dedesi, ninesi, amcası, dayısı gibi birinci derece sayılan akrabalar dahil edilmemiştir. Sevgilileri, kız arkadaşları yok sayılmıştır. Televizyonculukta uzman olan yakın bir dostum bunun 10 milyon potansiyel seyircisi olduğunu iddia etse de ben 4 milyonu önemsiyorum.
Günümüzde 40-50 bin nüfusu olan illerin ve ilçelerin bile yerel bazlı TV kanalları uydu marifeti ile bütün dünyadan izlenebiliyor. Uykusuz gecelerde bazen kumandayla geziyorum neler var neler... Yerel televizyonlardan cemaatlere sektörden, sektörlerin çeşitlerine kadar.
1990’da gittiğim Sovyetler Birliği’nde komünizmi yıkan en önemli faktörün (Sputnik) dedikleri uydu olduğunu tespit etmiştim. SSCB’nin dışında başka bir dünyanın olduğunu uydudaki yabancı kanallardan öğrenmişlerdi. Bu yüzden ekonomileri gün geçtikçe büyümesine rağmen katı rejimin hakim olduğu Çin ve İran’da uydu televizyon seyretmenin cezası idama kadar varıyor.
Türkiye’mizin başına bela olan terör örgütünün televizyonu Roj TV’yi kapattırabilmek için gelmiş geçmiş hükümetlerin uluslararası çabaları unutulmuş değil. Birinde yayını durdurulunca diğer ülkede yayına başlayan Roj’a karşı en son TRT 6 ile önlem almaya çalışsalar da iş işten çoktan geçti. PKK’nın şehir yapılanması KCK açıkça Roj TV’den yönetiliyor. Güneydoğu’da küçük bir yerleşim birimindeki herhangi bir olay aradan yarım saat geçmeden Roj TV’de yayınlanıyor.
Örneklemeleri çok uzatmadan TSK’nın hiç vakit geçirmeden Mehmetçik TV’yi yayına sokması şarttır. Birileri  “Hadi oradan, ordunun görevi televizyonculuk mu, oldu olacak bir de gazete çıkarsın”  diyecekler olacaktır. Bugünkü koşullarda buna “keşke” cevabı vereceğim.
Evet parti, dernek ve sendikaların böylesi yayın yapma yasağı vardır ama TSK için yoktur. Türkiye’de en fazla personele sahip olan resmi kurumlardan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın uzun süredir TV çalışmalarını biliyoruz. Ordunun niye olmasın?
  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları