Melanet şeyhte mi onu uçuranda mı?

İsrafil K.KUMBASAR

Riyanın tavan yaptığı, ‘niyet okumaların’ ayyuka çıktığı demlerden geçtiğimiz az da olsa deşifre edilmeye başlandı. 
Küçük hesaplarına ‘büyük davalarını’ kalkan edinen nice zavallılar, bel bağladıkları faniler tarafından birer birer ‘ters köşeye’ yatırılmaya başlandı. 
Homurtular, ‘gizlenmeye çalışılan öfkenin’ iyice kabarmaya yüz tuttuğunun işareti. 
Ustaca kurgulanmış, çoğu “İkbal beklentilerime bir hâl gelir mi” endişesini de içeren ifadelere baktığımızda, onca yılın ‘nasıl heba edildiğini’ çok daha net bir şekilde görebiliyoruz. 
Görebiliyoruz da, ‘çarkı geri çevirecek yitikleri’ yeniden millete kazandırabilecek adımlara ne yazık ki tanık olamıyoruz. 
Daha yolun başında, finalin ipuçları verilmişken ‘üç maymunu’ oynayanların, ‘kendi vicdanlarını ferahlatma’adına kem-küm etmeleri artık bugün neyi değiştirir ki? 
Her lafa  “Sözüm meclisten dışarı”  diye giren, her paragrafı  “Kol kırılır yen içinde” korkusu taşıyan ‘laf’ cambazları, denizin bittiği yerde ‘hakikatlerden’ bahsetmeye kalkışsalar ne yazar? 
Bir ay önce ‘adamın hası’ diye kutsadıklarını, bir ay sonra ‘eşeğin dik alası’ diye yerin dibine sokmaya çalışanlar ne kadar inandırıcı olabilir?
***
Evet, kabul, ‘bugün’ belki bazı gerçekleri gördüler veya ‘görmek zorunda’ kaldılar. 
Ama o gerçekler ‘dün’ de bütün çıplaklığı ile masanın üzerinde değil miydi? 
‘Şahsi menfaatleri’ mi desek, yoksa ‘başka sebepler’ mi var bilinmez, sustular, susturmaya çalıştılar, ‘naylon bir mutluluk’ tablosu pompalayıp durdular. 
‘Şeyhi kanatlandırma’ becerisinin yüksek olduğu topluluklarda ‘hakkaniyet’, ‘liyakat’, ‘adalet’ kelimelerinin yerini akıl almaz bir ‘afyonlanmışlık’ hali alır. 
‘Doğruların’ üzerine çekilen ‘yalan’ çulu, ‘atlas’ kumaş misali gözleri kamaştırır. 
İşin iç yüzünü, aslını, astarını bilmeyen sokaktaki insanlar, “Uydum kalabalığa” güdüsüyle denilene, yapılana ayak uydururlar. 
Gerçek ortaya çıktığında ise artık yapacak bir şey kalmaz; o ‘kısır döngü’ yeniden başlar ve tepedeki ‘post’, ‘koltuk’, ‘mangır’ şamatası için zarlar tekrar atılır. 
Bu süreçte kimi ‘eski oyuncular’ için ağıt yakar, kimi ‘yeni aktörlere’ alkış tutar. 
Afyonlanmış, ‘bilmedikleri’ hesaplaşmaların tarafı yapılmış kalabalıklar ise bu süreçte kendilerini yönlendirecek bir ‘el işareti’ gözlemektedir. 
Ta ki yeni oyun oturuncaya kadar. 
***
Vakt-i zamanında bir at ile eşek çayırda otlarken, uzaktan bir takım gürültüler gelir. 
At “Bir gidip bakayım orada neler oluyor” diye kişneyince eşek inatla itiraz eder: 
-  “Bu sıcakta onca yolu tepmek sana yakışır mı? Böyle angaryalar benim işim.”  Giderken, “Yarına kadar dönmezsem anla ki başıma bir hal geldi.” demeyi de ihmal etmez
Eşek ne ertesi gün, ne de sonraki günler ortalıklarda görünmez; aradan yıllar geçer. 
Bir gün çayırda hüzün içinde otlayan atın kulağına o kadim dostu eşeğin anırtısı gelir. 
Sesin geldiği yöne doğru koşan at, eşeği bir kaynağın başında su içerken bulur. 
Sevincinden şaha kalkan at, “Nerelerdesin bunca yıldır mübarek?”  diye sorar. 
Eşek,  “Sorma kardeş. Şehre indiğim gün kral ölmüş. Ahali şehir meydanına toplanmış ve yeni kralın seçilmesini bekliyormuş. Adete göre, kral ölünce bir güvercin uçurulurmuş. Güvercin kimin kafasına konarsa, yeni kral o olurmuş. Bu kez güvercin gelip benim başıma kondu ve beni kral yaptılar.”  der
- “Peki şimdi niye buradasın kardeş.”   
Eşek, derin bir iç geçirmiş: 
- “Ne olacak? Yıllar sonra eşek olduğumu anladılar, saraydan kovdular.”  
***
Onca yıldır, onca ‘anırmaya’, ‘tepinmeye’, ‘küllerde yuvarlanmaya’ karşı gıklarını çıkarmayanlar, günün birinde her ne hikmetse galeyana gelip ‘demokrasiden’, ‘haktan’, ‘hukuktan’, ‘adaletten’ dem vurmaya başlıyorlar. 
Buna ‘son pişmanlık’ mı demeli; yoksa yine ‘küçük hesapların’ başka bir şekilde dışa vurumu mu?
Varın ona da sizler karar verin.

 

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş