Memleketimden Türkiye manzaraları

A+A-
Afet ILGAZ

Yılbaşı gecesi, ekrandan, sokaklarda eğlenenlere bakıyorum. Sokaklarda, stüdyolarda... Hoplayıp zıplayanlar, Boğaz Köprüsü’nde durup iki kıtanın arasında yeni yıla girmek isteyenler, kavga çıkaranlar ortada dans ederek eğlenenler... Bunların hepsi de Türkiye. Memleketimden Türkiye manzaraları... Bitmedi. Bilmem kaç dereceli alkolle sevdiği kıza gıyabında ilan-ı aşk edenler, alternatif bir kutlama olarak Mekke’nin fethinde bir araya gelenler, ille de on ikiyi tersten sayarak yeni yıla girmek isteyenler... Bunların hepsi de Türkiye. Şehid olanlar da bunlar, iktidarı ağız dolusu öfkelenerek eleştirenler de, iktidara ne olursa olsun toz kondurmayıp oy ve gönül verenler de, tarlasını atelyesini kaybedenler, polis copu yiyenler, işçiler, öğrenciler, tutuklular... Birbirlerinden nefret edenler ve birbirlerini sevenler, sevgi çağrısı yapanlar, barış şabloncuları... Nazım Hikmet’in dediği gibi,  “Onlar ki toprakta karınca, suda balık, havada kuş kadar çokturlar.”
Yılbaşlarında her yıl ince ince düşünürüm. Bu geceyi ve bu telaşı işgüdüsel bir toplanma, birbirine sokulma dürtüsü olarak görürüm. Eski yıldan kaçar gibi, yeni yıla sığınır gibi, kucak açar gibi, onunla dost olmak ister gibi... Son dakikayı ve son günü ıskalamamak kaçırmamak, hatta yakalayıp tutmak ve ebedi kılmak ister gibi.

* * *


Yazmadan edemeyeceğim. Yeni yıldaki, siyasilerin gezileri hiç iç açıcı değildi. Hadi, Kılıçdaroğlu’nu bir tarafa koyuyorum. O zaten samimi bir adam. Tayyip Bey’in  “gel, dedeye gel dedeye”  çağrısıyla çocuk kucakladığı yeni yıl ziyaretinde hiçbir sıcaklık yoktu. Bunları da, onun iki bakanının madenci ziyaretini de samimi bulmadım. Keşke gitmeselerdi. Devlet Bahçeli’yi bu sebeple, daha samimi ve kişilikli buldum. O iki bakanın, başlarına baret giyerek tulumlarıyla gittikleri maden kuyusunda hâlâ kayıp iki ceset var, hatırlıyor musunuz?
Bir de Cumhurbaşkanının Diyarbakır ziyaretindeki sözlük rezaleti bir yana, Köşkten Bahçeli’ye cevaben yapılan  “gidilen hiçbir belediyede Kürtçe levha yoktu” açıklamasını zekalarımıza yapılmış bir hakaret sayıyorum.

* * *


Yılbaşı bana kitap bereketiyle geldi. Gazetede birikmiş kitaplar iki küçük çuvalla gönderildi. Çok kıymetli kitaplar ve dergiler var içlerinde. Yeni Siyaset (Ali Müfit Gürtuna), Ekonomide Kurtuluş Savaşı (Kemal Cabioğlu), Köstebek (Necip Hablemitoğlu), Türk Ordusunda General Olmak (Em. Tüm. Alaettin Parmaksız), Tarihi ve Tasavvufi Şahsiyetler, Mehmet Zahid Kotku, Risale-i İslamiye, Akademik Makaleler, İstanbul’un Fethi, Dilimiz ve Kültürümüz (Prof. Dr. Esat Coşan), Madenler ve Emperyalizm (Kaan Turhan), GDO: Çağdaş Esaret (Prof. Kenan Demirkol).

Yazarın Diğer Yazıları