Mesele yargının TSK’ya değil 'NATO Ordusu'na yaptıkları

Selcan TAŞÇI HAMŞİOĞLU

Evet,  “Silivri” Başkanlık arzusundaki bir Erdoğan için  “ayak bağı” ve ondan bir an evvel -takılıp düşmeden- kurtulması gerekli...
Evet,  “af” ve  “müzakere” yolunun sanıldığı gibi İmralı’dan değil Hasdal, Hadımköy, Sincan ve Mamak’tan geçiyor olması belirleyici...
Evet, yarattığı canavarın kendisine de diş göstermeye başlaması Erdoğan’ı  “vesayet müttefikleri” ni yeniden gözden geçirmeye itti...
Evet, Erdoğan’ın etrafı  “bir kedim bile yok”  diye ağlasa yeridir tenhalığında şimdi...
Evet, hastaneye gidişine “insaniyet” gibi romantik bir kılıf uydurmak komik ötesi...
Evet, MHP ve CHP liderlerinin Silivri ziyaretlerinden  “darbe/darbecisever” oldukları sonucunu çıkaran yandaşların, söz konusu AKP’nin başındaki olunca bunu  “anlamlı, çok anlamlı, en anlamlı”  bulmaları, neresinden tutsan yazı malzemesi...

 

***

 


Ve fakat -en azından bana göre- hiçbiri değil;
Ergin Saygun ziyaretinin (İlker Başbuğ üzerinden yaptığı ’Orduya komuta edecek subay kalmadı’çıkışının da tabii) nereden çıktığını en iyi Obama özetledi!
Dünkü Milliyet’te, “Başkan Obama” röportajının hemen başından aldığım şu satırları dikkatle okuyun:
 “Türkiye kritik bir müttefik ve ABD’nin stratejik partneri. NATO müttefikleri olarak 60 yıldan uzun süredir yan yana durduk ve bu ülkelerimiz için daha fazla güvenlik ve refah anlamına geldi. Türk-Amerikan ilişkileri küresel ekonomi, Afganistan, Suriye ve İran da dahil çeşitli zor konular karşısında kritik önemde oldu. Birlikte durduğumuz için daha güçlü ve güvendeyiz.”
Demek ki neymiş? ABD  “Eşbaşkan”, “Model ortak”  vs. değil her şeyden önce  “NATO üyesi Türkiye”  ile müttefikmiş.
Neden?
 “Güvenlik”  ve  “refah” için.
 “Refah” ın ham maddesinin  “petrol”  olduğunu sağır sultan biliyor?
Peki  “refah kaynağı” nın korunmasından sorumlu  “güvenlik görevlileri”?
ABD’nin Orta Doğu’daki pis işlerini emanet ettiği, tetikçi gibi çalıştırdığı  “Özel güvenlik şirketleri” mi?
Yoksa Obama’nın yukarıda sıraladığı ülkelere karşı kâh  “kalkan” , kâh  “tehdit” , kâh sızmayı kolaylaştıracak  “barıştırıcı-kaynaştırıcı cila” işlevi yüklediği Mehmetçik mi?

 

***

 


Bir düşünün bakalım;
ABD, Türk yargısının “askere dönük tasarrufları”nı, gerçekten de  “hak, hukuk, insan hakları, demokrasi” yle ilgili kaygılarından dolayı mı eleştirilerinin öncelikli hedefi haline getirdi?
Yoksa  “vur”dan anlamayıp  “öldürdüğü” için mi?
Evet, Türk Ordusu’nda “tasfiye” isteyen ABD idi; bunu tuğla gibi kitabında Ergin Saygun da itiraf/ilan etti.
Ancak gelinen noktada görüyoruz ki,  “yargı”  eliyle sadece TSK’ya hakim olmasından rahatsızlık duyulan  “zihniyet”, “duruş” değil topyekün “ordu”  tasfiye edildi!
Sürece öyle bir “gözü dönmüşlük”  hakimdi ki;
 “Türk Ordusu”nu tasfiyenin aynı zamanda  “NATO Ordusu”nu tasfiye anlamına geldiği idrak edilemedi!
ABD/NATO  “ordusuz bir müttefik”i ne yapsın ki!
Buna izin verir mi?
Kendi refah ve güvenliğini de tehdit eder hale geldiği için haliyle “dur”  dedi. Yoksa Ergin Saygun ölmüş, İlker Başbuğ çürümüş; bunlar -yakın zamanda Orta Doğu’daki en sıkı müttefiklerini azdırdığı güruha nasıl linç ettirdiğini izlediğimiz- ABD’nin çok mu umurunda sanki!
Ama  “içeridekiler”in çarpan etkisiyle;
Genelkurmay Başkanı ve Kuvvet Komutanları tası toprağı toplayıp gidince,
Donanma komutanları, savaş pilotları istifa edince,
 “Kahramanlığın bedelinin zindan”  olduğunu gören karacılar  “görev”den kaçar hale gelince,
Ve -bu çok önemli- ordunun geleceği olan albaylarını kırandan geçirip “kurmay zeka” dan mahrum bırakınca,
Sadece Türkiye Cumhuriyeti değil NATO’nun da  “savunma/saldırı”  gücü  “topal ördeğe” döndü!
Erdoğan -iç politikada da bir çok makul gerekçesi var ama- bence en çok da bundan dolayı  “mecbur” Silivri-Hasdal-Hadımköy’le barışmaya!
(Orduyu NATO güdümünden çıkararak millileştirmek isteyen subaylardan arındırıp ABD’ye yaranacağım derken, NATO’nun Orta Doğu’daki en
önemli dayanağını bertaraf etmek de az buz başarı değil bu arada!!! Hırs; yok edicidir! )

 

***

 


Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nden çok rica ediyorum;  “2013-Yılın Gazetecisi” ödülü Milliyet Washington Temsilcisi Pınar Ersoy’a verilmeli!
Çünkü Ersoy’un Beyaz Saray’dan getirdiği  “Başbakan’ı iyi bir dost ve küresel konularda harika bir partner olarak görüyorum”, “Dostum Başbakan Erdoğan’ı tekrar görmeyi dört gözle bekliyorum”  mesajları, Baransu’nun bavulundakilerden çok daha hayati!


 

ABD’nin
kırmızı çizgileri
Obama’nın  röportajda “cevapsız” bırakmayı tercih ettiği sorular şöyle:
-  Ankara’nın K.Irak yönetimi ile ekonomik ve politik bağları sağlamlaşırken Bağdat yönetimi ile ilişkileri gittikçe zayıflıyor. Bu yeni tablo ve Kürt petrolünün dünyaya Türkiye üzerinden dağıtılması üzerine düşünceleriniz neler?
-  ...Erdoğan İsrail’i terör devleti olmakla suçlarken siz operasyonu nefsi müdafaa olarak savundunuz. Bu ... Türk-ABD ilişkilerinde hasara neden oldu mu?
-  Başbakan Erdoğan bir TV röportajında ... Şanghay Beşlisi’ne katılmayı değerlendirdiğini söyledi. Bu Türkiye için, ABD ile ilişkileri açısından bakıldığında gerçekleştirile-bilir bir seçenek mi?
-  ...Ermeni Soykırımı’nı tanıyan bir kararı desteklemeyi ya da 2008 seçim kampanyanızda söz verdiğiniz gibi soykırımı tanımayı planlıyor musunuz?
Bu satırbaşları, Obama’nın ilk başkan olduğunda, TBMM’deki konuşmasında ortaya koyduğu  “kırmızı çizgileri”  ile örtüşüyor. Yani, ABD cephesinde değişen bir şey yok;  “Avrasya” diyen,  “Kürdistan” ve  “soykırım”  sopalarına başkaldıran yanıyor!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş