Metin And'a ağıt

Muhiddin NALBANTOĞLU

Türkiye’nin en eski kültür ve sanat merkezi Babıali’de çok uzun yıllar bulundum. Büyük yayınevlerinde uzun yıllar çalıştım. Bütün bu emsalsiz anılarımı ileride okuyucularımla paylaşacağım. Bu arada hemen her zaman hasretle anacağım iki çocuk ruhlu büyük adamı unutmam mümkün değildir: Behçet Necatigil ve Metin And... Bu iki Türk büyüğünün o çocuksu gülümsemeleri ve bir çocuk ruhunun bütün hassasiyetiyle inanılmaz bir samimiyet içinde yaşamaları beni hep heyecanlandırmıştır. Artık her ikisi de dünyamızda yoklar. Yine o zamanlarda yakından tanıdığım Özdemir Asaf’ın şiirlerinde olduğu gibi:
Bir şarkı söylediler, duydunuz mu?
Bir kuş vurdular gördünüz mü?
Böyle neden susuyorsunuz, neden?
Güzelliğiniz artıyor, öldünüz mü?
Ve onlar artık öldüler. Ama insan esef ediyor. Bu zamanlar nasıl geçip gidiyor. Necatigil çok genç denilebilecek bir yaşta dünyamıza veda etti. Metin And ise 81 yıl yaşadı. Hemen her saatini Türk kültürüne ve Türk sanatına adamıştı. Her meydana getirdiği eseri yayımlandığında çocuklar gibi şendi. Eserlerini Babıali kitap vitrinlerinde her gördüğümde zaman onun en iyi zamanları idi. Elliden fazla eseri yayımlandı. Hiçbir büyük yazarımız bu kadar büyük mazhariyete erişmemiştir. Pek çoğu milletlerarası düzeyde dünyanın armağanı, övgüsünü kazandı. Şimdi tek tesellimiz onun elimizde kalan abide hacmindeki emsalsiz eserleri olacaktır. Hele hayatının son demlerinde onu onurlandıran kültür armağanları, yayımlanan anı eseri, unutamadığı sımsıcak hatıraları idi. İyi ki de bu etkinlikler meydana getirilmiş. Yoksa bugün onun ölümü karşısında bir de derin bir hicran duyacaktık. Onun o soluk soluğa toplandığı, araştırdığı, emsalsiz arşivlerinden çıkmış olan hiçbir faniye nasip olmayan çeşitlilikteki eserlerinin günümüz Türk insanına olduğu kadar gelecekteki Türk nesillerine de ışık tutacağına eminim. En son yüz yüze görüşmemiz epey bir zaman öncesi Ankara’nın bir sahaf kitapçısında oldu. Rahatsızlıklar çektiğini söylemişti. Ben de “Metin Bey, aziz hocam. Hiç üzülmeyiniz, o kadar büyük ve hayırlı işlerle uğraşıyorsunuz ki, Allah size mehil verir, demiştim. O da hemen ve derhal: “Zaten yalnız ona inanıyor ve güveniyoruz” dedi. Şimdi bir başka tesellimiz de bütün eserlerinin büyük bir bankamız kültür yayınları arasında Sabri Koz gibi deneyimli, idealist ve faziletli bir araştırmacının titiz çalışmalarıyla yeniden hayat bulmakta olduğu gerçeği olmaktadır.
Metin And’ın Türk kültürünün pek çok kaynağını titiz bir araştırma sonucunda hazırlayıp yayımladığı eserlerinin kısa bir listesini buraya alıyorum. Ona Allah’tan rahmet dilemekten başka ne yapabilirim ki? Yattığı yer Cennet olsun.
SEÇME ESERLERİ: Gönlü Yüce Türk. Yüzyıllar Boyunca Bale Eserlerinde Türkler (1958), Kırk Gün-Kırk Gece. Eski Donanma ve Şenliklerde Seyirlik Oyunlar (1959), Dionisos ve Anadolu Köylüsü (1962), Bizans Tiyatrosu (1962), Türk Köylü Oyunları (1964), Geleneksel Türk Tiyatrosu. Kukla-Karagöz-Ortaoyunu (1969), Meşrutiyet Döneminde Türk Tiyatrosu (1908-1923) (1971), Tanzimat ve İstibdat Döneminde Türk Tiyatrosu (1839-1908) (1972), Oyun ve Büyü. Türk Kültüründe Oyun Kavramı (1974), Osmanlı Tiyatrosu. Kuruluşu-Gelişimi, Katkısı (1976), Dünyada ve Bizde Gölge Oyunu (1977), Osmanlı Şenliklerinde Türk Sanatları(1982), Cumhuriyet Dönemi Türk Tiyatrosu (1983), Geleneksel Türk Tiyatrosu. Köylü ve Halk Tiyatrosu Gelenekleri (1985), 16. Yüzyılda İstanbul. Kent. Saray. Günlük Yaşam (1994), Minyatürlerle Osmanlı İslam Mitologyası (1998), 40 Gün 40 Gece. Osmanlı Düğünleri-Şenlikleri, Geçit Alayları (2000).

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş