Mevlana’dan bir kıssa ve Müslümanlığımız...

A+A-
Ahmet SEVGİ

Hz. Mevlana, baba ocağı Belh’le ilgili şunları söyler: “Bizim ilimizde, bizim toplumumuzda şairlikten daha ayıp bir şey yoktu. O ilde kalsaydık onların yordamına uygun ömür sürer; ders vermek, kitaplar meydana getirmek, öğüt verip vaaz etmek, zahitlikte bulunmak, ibadetlere koyulmak gibi onların istedikleri şeylere sarılırdık.”
İyi ki kader Hz. Mevlana’yı Anadolu’ya çekip getirmiş; sanatın, edebiyatın, özellikle de şiirin el üstünde tutulduğu bir toplumla tanışıp kaynaşmasını sağlayarak ona 26 bin küsur beyitlik “Mesnevî” yi yazma bahtiyarlığı yaşatmıştır. O “Mesnevî”  ki yazılışından bu yana her şairin, her fikir adamının başucu kitabı olmuş; kimi onu okuyup ders almış, kimi de çalıp çırpıp şöhret bulmuştur. Şeyh Galip’in “Hüsn ü Aşk” ta:  “Esrârını Mesnevî’den aldım//Çaldımsa da mîri mâlı çaldım”  demesi boşuna değildir.
Bugün sizlere o meşhur eserden (Mesnevî) bir kıssa naklederek hisse kabilinden Müslümanlığımızı şöyle bir gözden geçirmemiz gerektiğini hatırlatmak arzusundayım.
Bâyezid-i Bistâmî zamanında ateşe tapan (Mecûsî) biri vardı; kutlu bir Müslüman ona dedi ki: Müslüman olsan da yüzlerce kurtuluşa kavuşsan, ululuk elde etsen.
Adam, a mümin dedi, iman varsa âlemin şeyhi Bâyezid’in imanıdır ancak. Benimse buna gücüm yetmez. O, benim canla başla çalışıp çabalamamdan çok üstün. İmana, dine tam inanmış değilim ama onun imanına adamakıllı inanmışım. İnanmışım ki o, herkesten üstün; çok güzel, çok aydın, çok parlak bir er.
Ağzımda sağlam bir mühür var lakin gizlice de onun inancına inanıyorum. Ama iman sizin imanınızsa, ona ne meylim var, ne de iştahım. Birinin imana (İslam’a) yüzlerce meyli olsa sizi gördü mü soğur gider. Çünkü sizin imanınızda yalnız ad (şekil) görür ki anlamı yok; bu, çöle kurtuluş yeri demeye benzer. Birisi sizin imanınızı (Müslümanlığınızı) görünce, inanıp Müslüman olmaya olan aşkı soğur buz keser. (Mesnevî, c. 5, Beyit: 3357-3367)
Şimdi etrafımıza şöyle bir bakalım. Tabii ki genelleme yapmak doğru değil. Fakat yukarıdaki kıssada Mecûsî’nin söylediklerini haklı çıkaracak nice manzara ile karşılaşırız. Bu nasıl Müslüman ki “Allahüekber” diyerek insan kesiyor.
Demem o ki bireyler olarak her birimizin ayrı ayrı sorumluluğumuz var. Daima örnek davranış içinde olmalıyız. Öğretmensek en başarılı öğretmen, öğrenci isek en çalışkan öğrenci, esnafsak en dürüst esnaf olmalıyız ki dışarıdan bakan birisi bu adam hangi fikre yahut hangi inanca sahipse ben de o fikir ve inancı peşinen kabul ediyorum diyebilsin. Davranışlarımıza bakarak o Müslümansa ben değilim deniliyorsa vay halimize!..
Maalesef şair doğru söylüyor:
“Müslümanlık” denilen rûh-ı İlâhî arasak// “Müslümanız” diyen insan yığınından ne uzak.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları