Mevlidimizden elinizi çekin!

A+A-
Afet ILGAZ

Gene Başbakan... Sabah Bayburt’ta konuştu, bitti zannediyordum, akşam da Gümüşhane konuşmasıyla ekranlarda yerini aldı.
Ondan kaçarken, konuşmasından bir iki ayrıntı gözüme çarptı. Mesela Fatih Sultan Mehmet Han’dan bir şey okuyordu. Alandakiler de Fatih’i alkışlıyordu. Semih adlı bir çocuğu çıkardı; çocuğa ambulans uçakla böbrek müdahalesi yapılmış, onu anlattı. Aileyi gösterdi ve onlar da alkışlandı.
Alkışlayanlara baktım. Çok kalabalık görünüyordu alan. Dikkat edilince öndeki iki üç sıranın kadınlar olduğu ve çığlık atanların da bunlar olduğu anlaşılıyordu. Onların arkasında dört, beş yüz bin olduğu söylenen güvenlikçiler görülüyordu. Bunlar, koyu renk giysileriyle hemen anlaşılıyordu. Öndeki 2-3 sıra da AKP Kadın Kolları’ydı herhalde.
Habur’da olduğu gibi, YSK hadisesinden sonra AKP’nin oylarının iyice düşmüş olduğunu sanıyorum. Sokak röportajlarında vatandaşlar lanet ediyordu olanlara.
Başbakan Gümüşhane’de aruz vezniyle ve o garip tebessümüyle konuşur, “nasıl” kelimesini her zamanki gibi yanlış vurgularken başka bir kanalı çevirdim. Haber başlığı şu idi:
 “ATM’leri yaktılar”. Sis, duman, kıyamet... Hemen ardından E5’i kapatan ve yol kesen bir kaç aile. Anneler PKK işareti yapıyor ve baş örtülerini savurarak klakson sesleri arasında polis cipine biniyorlar. O işaretini yaptıkları adam bunların çocuklarını öldürmemiş miydi güneydoğu baskınlarında?.. Yarabbi her şey ne kadar yalan; ne kadar gerçekten de, hakikatten de uzak! Başbakan bu YSK olayını da muhalefete yıktı. Onlar, şöyle şöyle yapmış, kabahati AKP’ye atmışlar...

***

Geleyim mevlide. Şu “kantat” meselesi! Bir salon. Sandalyelere oturmuş insanlar, koro ve orkestra eşliğinde bağıran, çığlık atan opera sanatçılarından “selavat” dinliyorlar. Aklınıza müzik cahili olduğum gelmesin. Ben klasik batı müziği, keman tahsil etmişimdir.
O sırada bir arkadaşım aradı. Bana aynı kanalı izlememi önerdi. Zaten izliyordum. Kendisi klasik batı müziğinde son derece profesyonel zevkleri olan bir öğretmendir. Ben gene “olsun selavat söylüyorlar ya!” falan gibilerden bir tahammül sebebi arıyorken o, isyanını dile getirdi: “Bizim
mevlithanlarımızın okuduğu mevlitlerimize ne oldu” diye adeta ağlamaklı bir sesle yakındı.
O günü Diyanet’in takvimi peygamber efendimizin doğduğu gün ilan ediyordu. (20 nisan) Oysa iki ay önce mevlit kandilini, peygamberimizin doğum gününü kutlamıştık...
Bu “kantat” Türkiye’de on şehirde, dünyada 10 ülkede seslendirilecekmiş ve cumhurbaşkanlığının himayesinde bu organizasyon gerçekleştirilmiş. Üç dilde daha kayıt yapılacakmış. Projenin on milyon dolarlık bir bütçesi var. On üç tane de gizlilik maddesi. Bu gizliliğin, bu bütçenin “denetlenememesinden” kaynaklandığı söyleniyor.
Şimdi söyleyeceğimiz şudur: Ey ılımlı İslam! Her şeyimizden elini çek! Ama önce mevlidimizden çek elini! Mevlidin böyle sekülerleştirilmesi ve geleneğinden koparılmasının, bir küresel proje olduğu anlaşılıyor. Bunun ilk farkına varanların da laikler olması çok dikkat çekici. Mevlide sahip çıkanlar yani, laikler...
İbrahimî dinler falan oyunuyla dinimiz Hıristiyanlaştırılıyor mu? Değilse Bach’ın “kantat” larına benzeyen müzikler düzenlemek ne iştir? Kantat Hıristiyan dini müzik biçimlerinden biridir. Ben de Bach’ı çok severim ama mevlidimizde değil.
Dindarlar, dinimizin ne kadar büyük bir tehlikeye sürüklendiğini görmüyorlar mı?

Yazarın Diğer Yazıları