Mezardan çıkmanın vaktidir!

Arslan BULUT

Askerlerimizi, polislerimizi neden şehit veriyoruz? Türkiye’nin başına belâ edilen PKK terör örgütünün Kuzey Irak’ta Kürt devleti kurulana kadar Türkiye’yi oyalamasından sonra, aynı örgütün bu defa Suriye’de Kürt devleti kurulması içim doğrudan ABD tarafından “kara kuvvetlerimiz” denilerek açıktan korunma altına alınması, ardından Türkiye’nin IŞİD’le mücadele bahanesiyle İncirlik, Diyarbakır ve Malatya üslerini Amerikan uçaklarına açması, Kandil’deki PKK kamplarının vurularak Suriye’nin kuzeyine geçmeye mecbur edilmeleri, birbirini takip eden veya iç içe geçmiş olaylar zinciridir.

Türkiye’de ortak hedeften yoksun parçalı siyasi yapı, bu zincirin ayrıntılarında boğulmuş durumdadır. Oysa bu zinciri bir yerden kırmak gerekiyor.

* * * 

1959’da Nazım Hikmet’in yazdığı “Şehitler” şiiri, Türkiye’nin bugünkü durumunu da izah ediyor:

Şehitler, Kuvâyi Milliye şehitleri,

mezardan çıkmanın vaktidir!

Şehitler, Kuvâyi Milliye şehitleri,

Sakarya’da, İnönü’nde, Afyon’dakiler

Dumlupınar’dakiler de elbet

ve de Aydın’da, Antep’te vurulup düşenler,

siz toprak altında ulu köklerimizsiniz

yatarsınız al kanlar içinde.

Şehitler, Kuvâyi Milliye şehitleri,

siz toprak altında derin uykudayken

düşmanı çağırdılar,

satıldık, uyanın!

Biz toprak üstünde derin uykulardayız,

kalkıp uyandırın bizi!

uyandırın bizi!

Şehitler, Kuvâyi Milliye şehitleri,

mezardan çıkmanın vaktidir!

* * * 

“ABD ve İngiltere, Wilson prensiplerinin ve Sevr’in izinde yani Türkiye’den bir Ermenistan ve bir Kürdistan çıkarmak peşinde ama Türkiye’nin siyasi grupları, ortak bir hedefte birleşemiyor! Sebebini herkesin sorgulaması gerekmiyor mu?”  demiştik.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Şırnak ve Sultanbeyli’de şehit düşenlere Allah’tan rahmet diledikten sonra  “Çözümsüzlük değil, çözüm üretmek için halktan oy isteyen siyasiler,

Türkiye’nin en büyük sorunu için derhal bir araya gelmelidir” çağrısında

bulundu.

Nasıl olacak? Çözüm süreci diye bir ayrıştırma süreci başlatan AKP’nin genel başkanlığını bir türlü bırakamayan Tayyip Erdoğan,  “Çözüm süreci yüzünden oylarımız düştü”  diyor! Cumhurbaşkanı ama AKP’nin oylarının derdine düşmüş! Süreç içinde bir taraftan Türkiye’nin Güneydoğusu terör örgütünün alan hâkimiyetine terk edilirken diğer taraftan da uluslararası bir konsorsiyumun eseri olan IŞİD örgütünün Suriye’nin kuzeyine ve ardından Irak’a yerleşmesine seyirci kalındı. Hatta IŞİD’e  “lojistik destek” bile sağlandı. ABD, IŞİD’e karşı mücadele bahanesiyle PKK’yı IŞİD’in boşalttığı Suriye’nin kuzeyinde koridor oluşturmakla görevlendirince Türkiye’nin aklı başına gelir gibi oldu ama Türkiye’yi yönetenler, ilk çözüm olarak, bölgeyi karıştıran ABD uçaklarını çağırdı!

Bazı CHP milletvekilleri ise PKK’nın siyasi temsilcisi HDP’nin Bakırköy mitingine katılarak  “barış”  istedi! Saldırı altında olan Türkiye kiminle barış yapacak? PKK ile mi ABD ile mi?

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli,  “PKK terör örgütünün kanlı saldırıları, artan şehadetler tahammül eşiklerini aşmış, millî infiale yol açmıştır. Ülkemiz kan gölüne dönmüştür”  diyerek  “toplumsal yarılmanın tamir ve onarımı”nın AKP-CHP arasında kurulacak bir koalisyon hükümetini her açıdan zorunlu kıldığını söyledi.

HDP Genel Başkanı Selahattin

Demirtaş ise partisinin adındaki  “halklar” ın AKP’ye savaş yaptırmayacağı

görüşünde!

* * * 

Nereden bakarsanız bakın, bu siyasi yapıların ortak bir hedefte buluşması mümkün değil. Zira hepsinin çıkış noktası farklı. Biri millet diyor, öbürü ümmet! Biri halk diyor, öbürü halklar!

Türker Ertürk, CHP’nin fabrika ayarlarına dönmesi gerektiğini yazıyor. Yeterli

olur mu?

Türkiye’nin siyasi sistemini, hangi kanatta olursa olsun kurucu değerleri esas alan yapılarla yeniden başlatması, fabrika ayarlarına dönmesi gerekiyor.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş