MHP, eyalet sistemi ve bedel

A+A-
Özcan YENİÇERİ

AKP'nin tepe yönetimleri 'MHP'nin hassasiyetlerini dikkate alıyoruz' diyor. Ardından da anayasanın ilk dört maddesi ve üniter yapının korunmasına yönelik teminat verici sözler ediyorlar. Bu şartlar bugün öyle gerektirdiği için böyle söylemek zorunda kaldıkları her hallerinden belli oluyor. Zira samimi olmuş olsalardı MHP'nin hassasiyetinden değil kendi hassasiyetlerinden bahsederlerdi.

AKP kırmızı çizgisi olmayan oportünist bir parti olup postmodern siyasetin gereklerine göre ifrattan tefrite savrulan bir anlayışa sahiptir. Bütün pratikleri bunu göstermektedir. AKP, tepe yönetimi PKK'yla barıştan savaşa, FETÖ'yle ortaklıktan düşmanlığa, Rusya'yla çatışmaktan barışmaya, Suriye ile sınır kaldırmaktan sınıra beton duvar örmeye giden bir strateji izlemekte beis görmüyor!

Böyle bir zihniyetin verdiği sözü ne kadar süreyle tutacağını kimse garanti edemez. AKP, köprüyü geçtikten sonra MHP'ye ve hassasiyetlerine saldırmayacağının da garantisi yoktur.

Üniter devlete bugün evet diyen AKP'nin o zamanki genel başkanı olan Erdoğan'ın eyalet sistemiyle ilgili görüşleri biliniyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'a göre eyalet sisteminin yararları!

Erdoğan'ın eyalet sistemiyle ilgili olarak bir televizyon konuşmasında  'Osmanlı Eyalet Sistemi'ne gönderme yaparken muhalefeti de aşağılayarak şöyle diyor: "Bunlar, tarihi filan bilmiyorlar... Dünyada gelişmiş güçlü ülkelere bakarsanız, bunların hiçbirinde eyalet korkusu diye, eyalet endişesi diye bir şey yoktur. Tam aksine eyalet yapılanmaları o güçlü ülkelerde çok daha süratle kalkınmayı getirir ve demokraside özellikle siyasi rekabeti getirir. Bu, güçlenme alametidir. Gelelim bizim kendi tarihimize. Osmanlı'ya baktığımız zaman, o güçlü Osmanlı'da mesela çok daha enteresan Lazistan eyaleti var, Kürdistan eyaleti var. İniyoruz güneye yine aynı şekilde eyalet sistemleri var. Niye, Osmanlı güçlü ve oralarda hiç çekinmeden rahatlıkla bunları vermiş... MHP bir taraftan 'Osmanlı'nın devamıyız' diyecek veya 'Osmanlı'yız' diyecek. Öbür taraftan Osmanlı'nın bu devlet yapısındaki yaklaşım tarzını görmezlikten gelecek.''

 Türkiye'nin kaderi bütünüyle böyle bir zihniyete teslim ediliyor. Bu ciddi bir risktir göze alınamaz!

"Siyasi Partili Cumhurbaşkanlığı" dışlayıcı bir kavramdır!

Bir devlette cumhurbaşkanı en ulvi ve en üst makamdır. Makamların üstünde olduğu gibi ideolojilerin, etnisitelerin, bölgelerin ve inançların da üstündedir. Her makamdan daha çok ülkenin, devletin ve milletin bütünlüğünü ve birliğini temsil eder.

Dahası Cumhurbaşkanı ülkede var olan bütün unsurların bütünleyici gücüdür.  Cumhurbaşkanı devletin, birliğin, bütünlüğün değerlerin varlığını temsil eder. Cumhurbaşkanı ülkenin bütün aidiyetlerinin hem temsilcisi hem de ortak paydasıdır. 

İmamın, öğretmenin, doktorun, askerin olduğu gibi Cumhurbaşkanının da siyasi partilisi olmaz. 

Bir siyasi partinin kurduğu devlet olursa, onun Siyasi Partili Cumhurbaşkanı olur. Ancak Türkiye Cumhuriyetinin, Cumhurbaşkanı olur.

Diğer yandan devletin başındaki cumhurbaşkanının aynı zamanda siyasi partinin başında olması da devlet-siyaset-demokrasi ilişkilerini doğrudan etkiler.

Böyle bir cumhurbaşkanı aynı zamanda seçim kampanyalarını da yürütmek zorundadır. Bu durum siyaseti asimetrik kılar. Devlet cumhurbaşkanının bağlı bulunduğu partinin yanında resmen ve yasal olarak seçime sokulmuş olur.

Bu nedenle devletin başında siyasi kimliğiyle bir cumhurbaşkanının bulunması sakıncalıdır. Cumhurbaşkanı Türkiye'deki bütün siyasi partilerin ve vatandaşların cumhurbaşkanı olmalıdır.

Diğer yandan yapılan bir seçimde bugün olmasa da yarın siyasi partili cumhurbaşkanının partisi, diğer siyasi bir partiden daha az oy alırsa ne olacaktır? O zaman TBMM ile cumhurbaşkanı arasındaki ilişkiler nasıl düzenlenecektir.

Dahası yargısını atayan, yürütmesini doğrudan kendisine bağlayan, yasamaya karşın KHK çıkarma yetkisi olan bir cumhurbaşkanını kim denetleyebilir?

Bektaşi'nin işaret ettiği anlamda "biz yaptık... oldu" derseniz o da olur ama bedeli ağır olur!

  • Yorumlar 9
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları