MHP için masaya konan iki seçenek

İsrafil K.KUMBASAR

Birinci derecedeki görevi Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nden çok, iktidarı koruyup kollamak gibi gözüken Köşk’teki zat da nihayet ‘kaset’ olayına dokundu.
Skandalın patlak vermesinden tam 28 gün sonraki beyanat oldukça dikkat çekici:
- “Bugün buna, yarın başkasına. Çok çirkin ve tehlikeli!”
Bu sefer ‘kefalet’ yok. Sadece bir endişenin aktarılması var:
- “Bugün buna, yarın başkasına.”
Hükümetin başı da benzer ifadeleri kullanmış ve partisindeki bir takım isimler üzerinden tehdit edildiğini dile getirmişti.
İktidar partisi ve arkasındaki malum güçlerin olaya bakışı ‘dizayn’da odaklaşıyor.
- “MHP dizayn ediliyor.”
Peki nasıl?
- “Tıpkı CHP’ye yapıldığı gibi. Baykal gönderildi, yerine Kılıçdaroğlu getirildi.”
İyi de sizi rahatsız eden ne?
Bakın o da sizin gibi ‘yerel yönetimlere özerklikten’söz ediyor. Sezgin Tanrıkulu, kademeli olarak ‘anadilde eğitime’ kadar uzanacak bir süreci dillendiriyor. Sena Kaleli, Atatürk ilkelerinin bekçisi olmadığından dem vuruyor!..
CHP sizden farklı şeyler söylemiyor ki...

***


Komplonun bizzat ‘devlet içindeki’ bir takım güçler tarafından yapıldığı kuşkusu halk arasında hızla yayılıyor.
Kamuoyunda, her ne pahasına olursa olsun ‘devlete çöreklenmeyi’ vazife edinenlerin, seçim öncesi bu işe giriştikleri görüşü hakim.
İşte bu yüzden, oluşabilecek ‘mağduriyetin’ önünü kesmek ve AKP ve ‘yandaşlarına’ yönelecek öfkeyi dindirmek için ‘dizayn’ formülü atıldı.
Yoksa CHP gibi MHP de kimin umurunda?
Filmin ‘avama’ dönük yönünde,  “Abi biz bu işin içinde yokuz. Bu YGS’ye falan benzemiyor. Bu başka bir iş” havası estiriliyor.
‘Endişeli’kalabalıklar teskin edilmeye,  “Lanet olsun, kim yaptı bu işi? Ne kadar çirkin, ne kadar kötü” söylemleriyle ters köşeye yatırılmak isteniyor.
Peki ‘havasa’ dönük operasyonda ne var?
İşte orada gerçekten  “MHP’nin nasıl devşirilmesi, dönüştürülmesi”  gerektiği yönünde bir takım ipuçları seriliyor kamuoyunun önüne.
Eski bir MİT’çi ipuçlarını şöyle yorumluyor:
- “Bugün Türkiye’nin bölgedeki rolüyle MHP’nin ideolojisi birbiriyle uzlaşmıyor. Çünkü Türkiye’nin rolünün bölgesel olduğu, bütün ırklara, inançlara saygılı olması gerektiği söyleniyor.”

***


Bir başkası, olup biteni şöyle özetliyor:
- “Yazacaklarımın içe sinip sinmeyeceğini bilmem; kanımca MHP 12 Haziran’da barajı ister geçsin, ister geçmesin; önümüzde ‘Yeni MHP’yi inşa’ sorunu var. Milliyetçi düşüncenin kaynağını teşkil eden demokratik milliyetçiliğin ve uluslararası tablonun Türkiye’nin önüne koyduğu imkanları kavrayacak, değişimin kavranmasını gerektiren bir tablo bu.”
Uluslararası toplum Türkiye’nin önüne ‘bir takım imkanlar’ (!) koymuş ve dolayısıyla ‘değişimin’ kavranması gerekiyormuş.
Her iki görüş de, tezgahın kaynağının neresi olduğunu açıkça ortaya koyuyor.
Şimdi peş peşe şu soruları sıralayalım:
1) MHP önüne konulan değişimi gerçekleştirdiğinde, AKP ve Yeni CHP ile aynı çizgiye gelmiş olacak mı? Elbette gelmiş
olacak.
2) O halde hükümetin başı yalan yere  “MHP dizayn ediliyor”  diye niye vâveyla koparıyor? Zaten istediği de bu değil midir?
3) MHP’ye değişim önerenler, AKP’nin ‘uluslararası toplumun dümen suyunda’ olduğunu kabullenmiş olmuyorlar mı?

***


Görünen o ki, tezgah dışarıdan kurgulanıp, içerdeki işbirlikçilerin desteğiyle sahneye konulmuş. ‘Birbirlerine’ düşmelerinin tek sebebi var, seçimin akıbeti.
Aslında, söylenenleri alt alta koyunca, MHP’ye verilen mesaj gayet açık ve net:
- “Ya bîat et, ya da yok ol!”

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş