MHP referandum kampanyası yap(a)mayacak!..

A+A-
Ahmet TAKAN

Başbakan Binali Yıldırım ile MHP Genel Başkanı Doktor Devlet Bahçeli'nin açıklamalarına göre "pürüzsüz giden" Anayasa değişiklik paketinin açılmasına az bir süre kaldı. Pazarlık tiyatrosunda son küçük rötuşların ardından tıkır tıkır yürüyen planın eserini göreceğiz!.. Cumhurbaşkanı görünümlü başkanlık paketi çerçevesinde siyasi kulislerde toto oynanıyor; "Paket 330'u bulur mu bulmaz mı?", "AKP fire verir mi, verirse sayı kaç olur?", "MHP'de Devlet Bahçeli'nin talimatlarının dışına çıkıp Meclis'te 'hayır' diyebilecek kaç babayiğit var?," "CHP'deki Kürtçü milletvekillerinden gizli destek gelir mi?", "Evet oyu karşılığında tutuklu HDP'li milletvekilleri serbest bırakılır mı?"..

Lehte, aleyhte her siyasi uzmanın durduğu yer ve kendine göre haklı gerekçelerini dinliyoruz her gün!.. Anlatılanları sabırla not ettikten sonra tek soru soruyorum; "R. Erdoğan, bu işlerin en ince hesabını yapmadan, 330 ve hatta daha yukarısını garanti görmeden kendi ayağına sıkmaya kalkar mı?"..

Doktor Devlet Bahçeli ve yönettiği Genel Merkez binası ve de TBMM grubu, bu anayasa değişikliğinin en önemli emniyet supabı. Saraydan verilen talimat üzerine, sadece olası fireci AKP milletvekilleri üzerinde değil bazı MHP milletvekilleri üzerinde de çok sıkı markaj uygulanıyor. Her türlü hatır gönül ilişkileri çerçevesinde!.. Anayasa değişikliklerinin gizli oyla yapıldığı ise -bugüne kadar yaşanan tecrübelerle- sadece kağıt üzerinde kaldığı da bir gerçek!..  Saray, şimdiden, referandum öncesinde nasıl bir kampanya yürüteceğini de ince ince planlıyor.

Bu yazının flaşı;

Hani paket Meclis'ten geçerse MHP "evet" mi "hayır" mı kampanyası düzenleyecek sorusu var ya?.. Ha işte!.. Onu tartışmaya pek gerek kalmadı... Saray kaynaklarından duymuştum, MHP'de çok önemli bir üst düzey kurmay da doğruladı. Referandumda MHP sahaya inip kampanya düzenlemeyecek. Gazeteci ihtiyat payı ile bunu biraz yumuşatayım; MHP, olası referandum kampanyasına katılmayı düşünmüyor. Daha ayrıntılarına geçeceğim ama önce bir tabloya işaret edeyim.

Doktor Devlet Bahçeli, partisinin teşkilat mensupları ile ara sıra toplanıyor. Ancak adet olduğu üzere sıkıntıları olan derdini anlatma imkânını malum sebeplerden dolayı bulamıyor. Sonra da Genel Başkan yardımcılarının (odalarında) gaz alma seansları başlıyor. Tabandan gelen yoğun tepki de var. Başta il başkanları olmak üzere Bahçeli'ye açıktan sorulamayan soruya cevap aranıyor; "Bu paketi biz tabanımıza nasıl anlatacağız?".. Genel Başkan yardımcıları arasında da tafsilatlı bilgiye sahip olan yok ki!.. Laflar yuvarlanıyor da yuvarlanıyor.. En sıkışılan yerde söz yine "Devlet Bey'in mutlaka bir bildiği vardır"da noktalanıyor. Taban tepkileri arttıkça arada olan teşkilat yöneticilerine oluyor!.. Tavanla taban arasında tost olmuş durumdalar.

Balgat yardımcıları ne yapsın!.. Başkanlık paketi için onların görüşünü alan olmadı ki!.. Bilgi kırıntısına bile vakıf değiller. Geçmişte söyledikleri de ortada duruyor. Arşivleri silmenin imkânı yok.

MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın'ın Meclis Genel Kurulu'nda Cumhurbaşkanlığı bütçesi görüşülürken anayasa paketi ile ilgili konuşması dikkatimi çekti. Gazetemizin dünkü nüshasında ayrıntılarını okudunuz. Semih Yalçın, "Milliyetçi Hareket Partisi'nin amacı bağcıyı dövmek değil üzüm yemektir" diyor. Fakat, tabanın sıkıntılı sorularına cevap olabilecek tek bir cümle yok konuşmasının içerisinde. Şimdi, Semih Yalçın ve diğer genel başkan yardımcıları nasıl sahaya insin?.. Bakın, Semih Yalçın'ın tivıtır üzerinden paylaştığı bazı mesajlara;

Tarih; 20 Şubat 2013. "Tayyip Erdoğan Başkanlık sistemini anayasaya yerleştirmek için aradığı partneri gökte ararken İmralı'da bulmuştur."

"Başkanlık modelini hayata geçirip 'şef' ve 'tek adam' olabilmek için çiğnemeyeceği değer bulunmamaktadır."

Tarih; 7 Nisan 2013; "Yarın Başkanlık modeli hayata geçtiği ve kendisi de başkan seçildiği takdirde, tam bir diktatör kesilecektir."

Kurultay kaçkını Balgat Lordlarına bunlar sorulmaz mı?.. Elbette sorulur...

Haydi!.. Makul ve mantıklı bir cevap bulun da görelim!.. Bırakın o havuz medyasında çarşaf çarşaf yayınlanan anketleri. Saray, MHP tabanının gerçeklerini çok yakından ilmi şekilde takip ediyor!.. O yüzden; yapılan özel mutabakatın bir maddesi de referandum öncesinde MHP'nin kampanya düzenlememesi oldu. "Siz referandum kampanyasını bize bırakın biz hallederiz" denildi.

Gelişmeleri konuştuğum MHP'li kurmay, "Paket Meclis'ten geçerse, MHP  vatandaşa evet mi hayır mı verin diyecek. Ne diyecek" sorumu şöyle yanıtladı;

"Karar milletindir diyeceğiz"...

MHP'li kurmay, referandum için bir kampanya hazırlıkları olmadığını da doğruladı. Bunu siyasi bir kurnazlık veya eşsiz bir strateji olarak yorumlayabilirsiniz. Neden?.. Millet "evet" derse de MHP haklı çıkar, "hayır" derse de haklı çıkar!..

Aklıma, MHP'nin 1 Kasım genel seçimlerinde kullandığı "Sen bilirsin Türkiye" sloganı ile hazırlanan kısa reklam filmleri geldi. Soruluyordu; "Eee kime oy vereceğiz" Cevap; "Sen bilirsin Türkiye"!..

Edilgen ve iddiasız propaganda yöntemi ile alınan sonuçlarda ortada. 7 Haziran ile 1 Kasım arasında MHP 2 milyon oy ve milletvekillerinin yarısını kaybetti. HDP'nin gerisine düştü. Yine aynı metot!..

Yukarıdaki satırlara aşırı alınganlık göstermeye hazırlananlara;

1 Kasım genel seçim öncesi gerçekleşen Erdoğan-Bahçeli gizli görüşmesi, 1-2 cılız TV programı, tek tük meydan mitingi ile birlikte bugüne kadar yaşanan belge niteliğindeki tüm somut gelişmeleri itina ile hatırlatırım!..

MHP meydanlara inmez de, televizyon programlarına çıkmaz mı?.. O kadar da değil!.. Doktor Devlet Bahçeli, Nazlı Nazlı çıkar. Sandığa gidene kadar da "Siyah çantasının içinde ne vardı"yı tartışır durursunuz.

Sonra da!..

Yazarın Diğer Yazıları