MHP ve ülkücüleri çatışmanın içerisine çekme operasyonu

İsrafil K.KUMBASAR

Provokatör yeniden sahnede.
Daha önce ‘darp’, ‘tehdit’, ‘ateşli silahlara muhalefet’, ‘sarkıntılık’ ve ‘uyuşturucu bulundurma’ iddialarından dolayı tam beş defa gözaltına alındığı ortaya çıkan provokatör, bu kez oldukça dikkat çekici bir takım özelliklere sahip.
‘İri kıyım’ vücut yapısı, ‘kendine has’ hareketleri, ‘mafyavari’ bakışları anlaşılan kafi gelmemiş.
Daha da ilgi çekebilmek için kafatasını ‘usturaya’ vurdurmuş, ‘çok acayip’ bir sakal bırakmış.
Yetmemiş, alnına bir de ‘kılıç dövmesi’ yaptırmış.
Yüzüne baktığınızda, ‘psikolojik dengesinin’ yerinde olmadığını çok rahatlıkla anlayabilirsiniz.
Milyonlarca kişiden müteşekkil bir kalabalığın içerisine dahi koysanız, yüzlerce metre uzaktan bakıp anında tanıyabilirsiniz.
Adeta “Ben buyum, buradayım” diyor.
Önüne konulan ‘yol haritası’ gereği, MHP ve Ülkü Ocakları teşkilatlarına girip çıkmaya başlıyor, ülkücülerin katıldığı her toplantıda ‘ön planda’ gözükmeye gayret ediyor, bazı isimler ile ‘aynı fotoğraf karesinde’ yer almaya çalışıyor.
‘35 yıllık’ geçmişe sahip bir hareketin içerisinde, alnına ‘kılıç dövmesi’ yaptırıp, ‘garip hareketler’ içerisine giren bu kişiye, ne yazık ki hiç kimse çıkıp ta, “Kimsin sen?” diye sormuyor?
“Öğrenciler neden harekete geçmiyor?” komutlarının verildiği müsait ilk ortamda, ‘laik/antilaik’ gerginliğine öncülek eden bir zatın rektörlük yaptığı üniversitenin kampüsüne dalıp, kameraların karşısında ‘şarjör’ değiştirme gösterisi yapıyor.
Anlaşılan o ki, birileri ülkücüleri ‘olayların’ tam merkezine çekmek istiyor.

* * *

Türkiye’deki ‘milli direnç’ kalelerini tamamen çökertmeyi amaçlayan operasyon, ‘Ergenekon’ ismi üzerinden başladı.
‘ABD/AB/İsrail’ üçgenindeki emperyalist dayatmalara karşı ‘bilgiler’ ve ‘belgelere’ dayalı ‘etkin bir muhalefet’ ortaya ortaya koyup kamuoyu oluşturmaya çalışanlara gözdağı vermek için, bir takım insanlar gözaltına alınması, ihanet çevrelerinin eline büyük bir fırsat verdi.
Hakkında açılan kapatma davası yüzünden, tamamen ‘teslimiyet’ bayrağını çeken iktidar partisi, önüne konulan ‘yeni AB uyum yasalarını’ çıkarmanın hazırlığını yapıyor.
Ancak, ortada hala ‘milli devlete’ sahip çıkıp ‘milli direnç’ ortaya koyabilecek iki kurum var:
MHP ve Ülkü Ocakları.
İhanet odakları, ‘MHP’yi ve ‘Ülkü Ocakları’nı da ‘gözetim’ kapsamına alıp, ‘etkisiz’ hale getirebilmek için, ‘medya destekli’ yeni bir ‘psikolojik operasyon’ başlattılar.
Tam da MHP’nin toplumsal muhalefet ekseninde ‘inisiyatifi’ ele almaya hazırlandığı bir ortamda, Türk milleti tarafından hiç de hoş karşılanmayacak bir görüntü veren malum ‘provokatörü’ tedavüle soktular.
Belli ki bir taşla üç kuş birden vurmak istiyorlar:
1-) Ülkücüleri, planlanmış çatışmanın tarafı haline getirmek.
2-) Toplumda ‘ülkücü’ imajının farklı algılanmasını sağlamak.
2-) Gençlerin Ülkü Ocaklarına yönelmesininin önünü kesmek.

* * *

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, hedefi açıkça belli olan psikolojik harekatın ardından kameraların karşısına geçerek şöyle dedi:
- “Milliyetçi, ülkücü hareket, başka başkentlerde yazılmış parçalanma senaryolarının figuranı olmayacaktır. Hiç kimse, Türkiye’de ülkücülük-Kürtçülük kavgasının başladığını söyleyemeyecektir.”
Bahçeli’nin, provokatör ve arkasındakilerin ortaya çıkarılması için net bir tavır ortaya koyması takdire şayan bir harekettir.
Peki, bu fotoğrafın asıl sorumlusu kimlerdir?
Toplumda sevilen, sayılan, hareketi her noktada en iyi şekilde temsil edebilecek olan, ideolojik yeterliliğe sahip ‘gerçek’ ülkücüler bir kenarda dururken, psikolojik vakıa olduklarını ‘alınlarına kılıç dövmesi’ yaparak ortaya koyan kişileri, teşkilatlara ‘üye’ olarak kaydetmek hangi aklın ve mantığın ürünüdür?
Eğer, ‘gerçek’ ülkücüler, teşkilatlara hakim olmuş olsalardı, bu tip insanların içeriye ‘sızmaları’ zaten mümkün olmayacaktı.
Çünkü ‘gerçek’ ülkücüler, ‘okuyan’, ‘düşünen’, ‘sorgulayan, ‘araştıran’, gördükleri her ‘tuzun’ arkasından koşmayan, ‘fikri’ hür, ‘vicdanı’ hür bir kişilik yapısına sahiptirler.
Ama ne yazık ki “Küçük olsun benim olsun” zihniyeti ile hareket edenler, ‘davalarının’ adamı olan ‘gerçek’ ülkücülerden asla hoşlanmazlar.
Onların partiye üye yapmak için esas aldıkları tek ölçüt, ‘mutlak’ biat ve ‘verdikleri talimatların’ gözü kapalı bir şekilde yerine getirilmesidir.
Ki, bu kişileri yeri geldiğinde, kendilerine eleştiri yönelten ‘dava’ adamlarına karşı da ‘kurşun asker’ olarak kullanmaktan çekinmezler.

* * *


MHP’de ‘gerçek’ ülkücüleri dışlayıp, ‘provatörlere’ kucak açan daha kaç tane teşkilat vardır?
Belki ‘alnında kılıç’ olmayan, ama ‘kullanılmak’ üzere zamanını bekleyen daha kaç üye vardır?
Kurtuşulun yolu, ‘baştan aşağıya’ kadar köklü bir ‘hijyenik’ temizten geçiyor.
Teşkilatlar, ‘Türk-İslam Ülküsü’ ideolojisi esas alınarak yeniden yapılandırılmalı, ülkücülüğü ‘şekilcilik’ ile karıştıran ‘sorunlu’ tipler ayıklanmalı, bayrağı devralmak üzere ‘gerçek ülkücüler’ göreve davet edilmelidir.
Zaman yeniden ‘gönül seferberliği’ zamanıdır.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş