MHP ve yeni anayasanın şifreleri

Kürşad ZORLU

TUSİAD’ın açıkladığı raporla birlikte yeniden alevlenen Anayasa tartışmalarının demokratik açılım kavramı altında sürdürülen çalışmaların bir parçası olduğu söylenebilir.  Her ne kadar iktidar partisi yeni Anayasa modelini net bir biçimde ortaya koyamamış olsa da, bir takım söylem ve eylemin en azından kullanılacak yöntem hakkında ipuçları verdiğini ifade etmek mümkündür.  Öyle anlaşılıyor ki hükümet önümüzdeki seçimlerde bir kez daha iktidara gelirse oluşturulması muhtemel Anayasa paketini millete götürmeye hazırlanmaktadır. Yani yeterli milletvekili sayısına ulaşılsın ya da ulaşılamasın yeni Anayasa paketi her durumda millete sorulacaktır. Bu ihtimali hem edinilen bir bilgi hem de bir öngörü olarak kabul edebilirsiniz. Çünkü birey algısı bakımından hiçbir yenilik, eskimiş gözükenden daha güçsüz değildir. Yenilenme ve yeniyle daha iyi bir yaşam sürülebileceği kanaati geniş kitlelerde “hayır” diyebilmeyi ihtimaller arasından uzaklaştırmaktadır. Böylelikle görmek ve inanmak istenilen  “iyi şeyler” toplum vicdanında açılacak derin yaraları da hafifletme eğilimi gösterebilmektedir. Bu yaklaşım yaygın bir medya desteği ve bölgesel kırılmışlıktan kaynaklanan bölünme korkusu ile pekiştiğinde  “bir an önce ne olacaksa olsun da bitsin” anlayışının hiç beklemediğimiz çevrelere bile sıçrayabileceğini ileri sürmek mümkündür.


MHP’nin yaklaşımı
Bugün pek çok ulusal paydaşın 1982 Anayasasındaki eksikliklerin bir an önce giderilmesini arzuladığı görülmektedir. Fakat bazı çevrelerin istediği şeyler karşısında özellikle MHP’nin seçim beyannamesinde bulunan ifadelerin milletimizce bilinmesi gerekmektedir. MHP’nin bu konudaki görüşleri temelde şu başlıklar altında toplanmaktadır: Toplumsal uzlaşmanın yeni bir Anayasa ile hazırlanması; Yeni Anayasa’da Cumhuriyet’in temel nitelikleri ve mevcut ilk üç maddenin korunması; Cumhuriyetin temel nitelikleri, Türk millî kimliği, demokratik rejim ve temel insan hakları gibi değerlerin tartışılmasına izin verilmemesi; etnik bölücülüğün önünü açacak düzenlemelere ve üniter yapının bozulmasına izin verilmemesi; farklı etnik kimliklere siyasî ve hukukî statü tanınmaması; Türkçe dışındaki dillere ve farklı kültürlere resmî statü kazandırılmaması; Türk milleti yerine “Türkiyelilik” tanımı konulmaması ve Türkiye’de özerk bölgeler oluşturulmaması. Görüldüğü gibi bu ifadeler TUSİAD raporuyla taban tabana zıtlık taşımakta ve MHP’nin yeni Anayasa tartışmalarında nerede duracağını açıkça ortaya koymaktadır. Hiç şüphesiz MHP, Anayasanın değiştirilmesi sürecinde bölücülüğün korkulu rüyası olacaktır.


Asıl mesele
Anayasalar ülkenin genel çatısını, birlik ve beraberliği simgeleyen en önemli kurallar bütünüdür. Devletin bütün yaşam olanağı bu metnin işlevi ve etkinliği ile alâkalıdır. Eğer çatı çöker ve işlevlerini yerine getiremezse ülkenin de geleceği tehlike altında demektir. Hele ki bölgemizde esen devrim rüzgârlarıyla başlayan işgal girişimlerinin, bu tartışmalarla birlikte ülkemizde bir tahrik ortamı yaratabilmesi mümkündür. Böyle bir ihtimal sağduyu sahibi bütün vatandaşlarımızın düşünmek bile istemeyeceği bir durumdur. Üstelik yeni Anayasa’nın ayırıcı, bölücü ve ötekileştirici olmak yerine birleştirici, uzlaştırıcı ve çağdaş hedeflere yönelmesi ülkemizin hayrınadır. Bu sebeple gelecekte yaşayacağımız çatıyı iyi niyetle ve hep birlikte kurabilmenin yolunu aramaktan başka çaremiz yoktur.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş