MHP’deki herkesi ‘yok’ sayan cunta

İsrafil K.KUMBASAR

İsterseniz ‘vitrinden’, dilerseniz ‘titrinden’başlayın, ‘boşa harcanmış’, ‘heder edilmiş’ yılların adıdır Sayın Dr. Devlet Bahçeli.
Milletin kendisine sunduğu ‘iktidar emanetini ülkücüler için ‘eli kanlı katiller’ yaftasını yapıştıranlara bahşeden de kendisidir, sabah akşam ‘BOP Eşbaşkanı’ diye vurmaya çalıştığı Sultan’a sıkıştıkça ‘koltuk değneği’ olan da.
Nedendir, bilinmez, hep ‘derleme isimler’ (!) ile partinin vitrinini ‘düzeltmeyi’ denerken, etrafını saran ‘kaset kahramanlarını’ fark edememiştir.
Nafile savunmalara girişseler de, “Bu iğrenç bir komplodur” diye isyan etseler de başları öne eğilmiştir ülkücülerin.
Partinin ‘tavanı’adeta ‘tabanın’ üzerine abanmış, ülkücülere son darbeyi ‘içeriden’ indirmeyi başarmıştır.
Gemi artık ‘su’ almıştır vesselam.
Kaptan köşkünün ‘mağrur’ siması ise rotası ‘belirsizlik’ olan gemiyi, bir ‘sola’ bir ‘sağa’ yalpalatarak ‘milli ufuklara’ gözünü kapatmıştır.
Komik gelecek ama, ‘eline tutuşturulan hazır metinlerden’ de olsa ‘haritayı’ çok iyi okuyor, ‘pusula’ bilgisi de fena sayılmaz.
Ama iş ‘fiili icraata’ gelince fiyasko.
Gemi ‘başkalarının’ dümen suyunda, ‘sonu belli olan’ bir girdaba sürükleniyor.

 

***

 

Oturmaktan başka bir iş yapmadıkları loş odalarında kollarını birbirine kenetlemiş, zihinlerini ‘yeniden ceylan derisi koltuklara gömülme’ hayaline kilitlemiş, birbirinden komik ‘ebcet hesapları’ yapıyorlar.
- “Hasan’ı devre dışı bıraksak, Hüseyin’i parti binasına yaklaştırmasak. Ali ile Veli’yi teşkilatlardan uzak tutsak. Cemşit zaten adamımız, onu yalandan genel başkan adayı olmuş gibi gösteririz.”
Olur mu, bal gibi de olur.
Hiçbir olumsuzluğun ‘faturasını’ ödemeye yanaşmayan, ne ‘teşkilata’ ne de ‘seçmene’ hesap verme kaygısı taşıyan bir zihniyet ile karşı karşıyayız.
Kıytırık sol örgütlerin ‘fantezi peşinde koşan’ militanları bile günü geldiğinde ‘hataları için özeleştiri yapıp’ yandaşlarından özür dilerken, koca bir davanın ‘başına buyruk’ cuntası herkesi ‘yok’ sayıyor.
‘Ülkücüler’ yok, ömürlerini davaya adamış ‘aksakallar’ yok, ‘seçmen’ yok, ‘halk’  yok.
Varsa yoksa kendileri.
Burunları Kaf Dağında gerçi, ama ‘bayram çocukları’ gibi tempo tutuyorlar:
- “Türk milleti ben olmadan asla.
Bi’daha, bi’daha.”
Millet artık iyice anladı ki, bu ‘nedeni anlaşılmaz ihtirasın’ artık bir sonu yok.
“Çekilirim, giderim”  türünden mızıkçılık yapmanın, kendini ‘bulunmaz Hintkumaşı’ gibi göstermenin de bir anlamı yok.
Yok işte, anlayın.

 

***

 

Artık bu saatten sonra MHP kongresi yalnızca ‘ülkücüler’ için değil, ‘Türk’ milleti için de bir ‘var oluş mücadelesine’ dönüşmüştür.
Şunu iyi biliniz ki, bu davayı ‘hadım etmeye kalkışanlar’kadar, dışarıda ‘ciğer bekleyen kedilerin’sayısı da az değil.
‘Şahsi ihtiraslarını’, ‘zaaflarını’ perdeleyip yeniden ülkücülük rozetlerini takanlar da en az, ‘başımıza çorabı örenler’ kadar zan altındadır.
‘Bıçak sırtı’ bir süreçten geçiyoruz.
Ya ‘sinsi oyunu’ bozacağız, ya da ‘oyun kurucunun’ restine mağlup olup ‘üç hilalli bayrağı’ mahzun bırakacağız.
Artık ‘boş laflara’, ‘kuru sloganlara’, ‘ardı arkası gelmeyen vaatlere’ karnımız tok.
‘Kuşatmayı’ yarmanın ve ‘milli benliğimize’ yeniden sahip çıkmanın zamanıdır.
‘Soldan’ alkış, ‘sağdan’ bağış alma hevesiyle ülkücü hareketin içine düşürüldüğü ‘kimliksiz’, ‘kişiliksiz’ tavır, bu kongrede nihayet bulmalı.
Bunu sırf  ‘ülkücü camianın’ onuru, geçmişine olan saygısı için değil; ‘Türk milletinin geleceği’ için başarmak zorundayız.
Aksi takdirde, bir dönem daha ‘kayıkçı’ kavgalarına, ‘sözde milli duruş’ yalanlarına ve daha kötüsü ‘bir devletin parçalanışına’ şahit olacağız.

 

***

 

Evet, ‘başkaları’ için bir şey ifade etmeyebilir, ama her ‘Türk’ için devlet kutsaldır.
Ülkenin ‘parçalanma noktasına’ geldiği bir dönemde bu gerçeği kendisine ‘devlet’ süsü verenlerin de kavraması gerektiğine inanıyoruz.
Ama biliyoruz bu ham bir hayal.
Öyle bir ‘kavrayış yeteneğine’ sahip olsalardı bölücü güruhun bile dile getirdiği şu ‘sine-i millet’ lafını bir kez olsun ağızlarına alırlardı.
Yapmadılar, yapamadılar.
Parmaklarını her seferinde ‘iktidarın tekerini çevirmekten’ yana kullandılar.
Şimdi parmakları, ‘onları devre dışı bırakmak’ için kullanma vaktidir.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş