MHP'nin üzerindeki 'TSK uzantısı' gölgesi ve sivil milliyetçilik (2)

İsrafil K.KUMBASAR

Milliyetçi Hareket Partisi’ni kamuoyunda bir ‘uzantı’ imiş gibi algılanma noktasına ne yazık ki Dr. Devlet Bahçeli getirdi.
Bahçeli’nin genel başkanlık koltuğuna oturmasının ardından MHP içerisinde ‘kimlik erozyonu’ belirtileri baş göstermeye, ‘değişim’, ‘dönüşüm’, ‘başkalaşım’ sancıları yaşanmaya başlandı.
57’nci Cumhuriyet Hükümeti döneminde izlenen politikalar, MHP ile Türk milletinin arasına kalın bir duvar ördü.
Ömürlerini harcadıkları partilerinin, ‘Türk-İslam Ülküsü’ çizgisinden hızla uzaklaşmasından rahatsız olup “Ne oluyor, nereye gidiyoruz?” diye eleştirmeye, sorgulamaya kalkışan dava adamları, alınlarına ‘hain’ damgası vurularak birer birer kapı önüne konuldular.
Öyle ki, ‘hangi davanın’ mücadelesinin verildiğini unutan yeni nesiller, MHP’yi sanki ‘CHP’nin bir türevi’ gibi imiş gibi algılar hale geldiler.
Süreçten memnun olanlar bir tek ‘küresel sermayenin’ acentaları ile onların medyadaki tetikçileriydi.
Ertuğrul Özkök liderliğindeki İkinci Cumhuriyetçi liboş takımı ve AKP ile dirsek teması içerisinde olan ihanet çeteleri, “Helal olsun Bahçeli’ye, dar kafalı ırkçıları, kaba milliyetçileri tırpanlıyor” diye alkış tutuyorlardı.

* * *

Bir zamanlar, ‘kapitalist’ TÜSİAD patronlarının ‘insan yerine’ koymadığı fakir-fukara ailelerden gelen ülkücüleri, ‘komünizm’ karşısında ‘üçüncü yol’ adı ile yeni bir tercih arayışına iten en önemli sebeplerden biri de ‘dinin afyon diye takdim edilmesi’ değil miydi?
Ülkücülerin ezici çoğunluğu, kendilerini TSK ile bağlantılı imiş gibi gösteren “bazı emekli zevatın” zihniyetinin, İslamiyeti ‘afyon’ yerine koyanlar ile hiç de farklı olmadığını gayet iyi biliyor.
Bu zevatın, görev yaptıkları dönemlerde ülkücülere ‘hangi gözle’ baktıklarını asla unutmadılar, öyle ‘oyunlara’ ve ‘dolduruşlara’ da kolay kolay gelmezler.
Oyunlara ve dolduruşlara gelenler var ise, mutlaka, Bahçeli’nin  ‘ideolojik planda’ bıraktığı boşluğun eseridirler.
Siz eğer, izlediğiniz politikalar ve yaptığınız icraatlar ile ‘kendi ilkelerinize’ uygun bağımsız bir duruş ortaya koymaz, kamuoyuna ‘uzantı’ gibi bir görüntü verirseniz, ‘durumdan’ vazife çıkaran ‘Evren’in askerleri’ de buldukları ilk fırsatta MHP’nin önüne siyah çelenk bırakmaya cüret ederler.

* * *


Türk milliyetçilerinin/ülkücülerin, artık Türk milletinden kopuk, Türk milletinin manevi değerlerini içine sindirememiş, her konuda azman, sözde milliyetçi, özde primat, ‘şartların olgunlaşması’ için karanlık odaklara ‘beslemelik’ yapan ‘sicili karanlık’ devşirmelerden kurtulmalarının zamanı gelmedi mi?
Türk milliyetçilerinin/ülkücülerin, artık ‘jakoben dayatmalara’ çanak tutan ‘muvazzaf’ milliyetçilik anlayışını terk edip, ‘millet iradesini’ esas alan ‘sivil’ milliyetçilik anlayışına dönüş yapmalarının zamanı gelmedi mi?
Türk milliyetçilerinin/ülkücülerin artık, ‘Tanrı dağı’ kadar Türk oldukları gibi, en azından ‘Hira dağı’ kadar da Müslüman olduklarını hatırlamalarının zamanı gelmedi mi?
Türk milliyetçilerinin/ülkücülerin, artık kendi ideolojik kimlikleri olan ‘Türk İslam Ülküsü’ ile yeniden buluşmalarının zamanı gelmedi mi?
MHP’nin artık titreyip kendisine dönmesinin, ‘asli tabanı’ ile kucaklaşmasının zamanı gelmedi mi?

* * *


Sanki ‘40 yıllık dava adamı’ imişlermiş gibi kendi kafalarına göre ‘MHP’ye misyon biçmeye kalkışan’ tetikçi devşirmeler ne kadar hırlarlarsa hırlasınlar.
Dr. Devlet Bahçeli, baş örtüsü meselesine çözüm üzerinden yeniden ‘sivil milliyetçiliğe’ geçiş doğrultusunda çok önemli bir adım attı.
Bahçeli, geçmişteki hatalarından ‘ders’ almış ve de ‘samimi’ ise eğer, önce ‘milliyetçiliği’ kökü dışarıda mahfillerin soytarılarının elinden kurtarıp, işbirlikçi iktidara karşı yürütülen ‘toplumsal muhalefeti’ hedefe ulaştırmak için ‘inisiyatifi’ ele almalıdır..
Ardından, parti içerisinde ‘ideolojik endişelerden’ dolayı ortaya çıkan ‘kırgınlıkları’, ‘küskünlükleri’, ‘kızgınlıkları’ ortadan kaldıracak ‘ilkelere’ ve ‘parti içi demokrasiye’ dayalı bir ‘gönül seferberliği’ hamlesi başlatmalıdır.
Nihayet, daha fazla ‘kırıp’ dökmeden, daha fazla ‘güven bunalımı’ yaratmadan, önümüzdeki ilk kongrede emaneti, ‘hareketin içerisinde’ yetişmiş, ‘ideolojik formasyona’ sahip, ‘liyakatini’ ve ‘ehliyetini’ ispat etmiş olan ‘ehil’ kadrolara teslim etmelidir.

* * *


Milliyetçi Hareket Partisi’ni ‘tek başına’ iktidara taşımak, ‘Türk-İslam Ülküsü’ ideolojini temsil eden ‘üç hilalli’ bayrağı devletin zirvesine dikmek için çok fazla şey mi istiyoruz?
Ne dersiniz?

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş