Midas’ın kulakları-Engizisyon

A+A-
Altemur KILIÇ

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, sevgili meslektaşlarımız Mustafa Balbay’ın haklı feryatları sorulduğunda, “Bu haklı itirazlara kulak verilmeli” buyurmuşlar. Bozuk saat bile günde iki defa doğru zamanı gösterir... Arınç’tan, ikinci “doğruyu” bekleriz. Ama galiba,  boşuna! Hazret, aynı programda, balyoz iddialarının doğru olduğu hususunda “ihsası reyde” bulunmuş, peşin hüküm vermiş.
Önce sormak gerek; Sayın Bülent Bey, olayları yakından izler ve sık sık yorumlar yapar... Aylardır gözler önünde cereyan eden, “Ergenekon kapsamına” neden pek kulak vermedi? Sadece Balbay’ın, Özkan’ın değil, Silivri’de, Hasdal’da, “masumiyet” karinesine rağmen aylarca, yıllarca ailelerinden, çocuklarından uzak yatan diğerlerinin, askerlerin, profesörlerin, mesela Mehmet Haberal’ın seslerine neden hiç “kulak” vermedi? Bir hukukçu olarak bu “kapsamdaki” bariz hukuk ihlallerine neden göz yumdu?.. Acaba o da, Başbakan gibi bu davaların,  “fahri savcı” yardımcısı mı? Siyasi sıfatını bir tarafa bırakın, bir avukat olarak, bu davaların nasıl ve ne zaman neticeleneceği hususunda bir fikri var mı? Farzımuhal, o içeridekilerin avukatı olsaydı, bu durumda ne der, ne yapardı? Neden şimdiye kadar hiç konuşmadı?...

Midas’ın kulakları
Konu üzerinde düşünürken, aklıma nedense Güngör Dilmen’in “Midas’ın Kulakları” oyunu geldi. Efsane oyun özetle şöyle; “Kral Midas bir gün Tmolos Dağı’nın yamacında dolaşırken Apollon ile Pan’ın yarıştıklarını ve bu yarışmaya yargıç olarak dağ tanrısı Tmolos’u seçtiklerini görür. Apollon’un lirini de Pan’ın flütünü de dinleyen Midas, flütün sesini çok beğenir. Tmolos, Apollon’a verir ödülü ama yarışmaya tanık olan Midas flütü daha çok beğendiğini söyleyince Apollon Midas’ın kulaklarını uzatıp eşekkulağı haline getirerek intikamını alır. ” Midas’ın kulakları “ eşek kulaklarıdır sesleri yankılanmaya başlar.” Kral Midas, oyunda karşımıza egoist, gururlu biri olarak çıkıyor. İki tanrının yarışına yargıç olarak seçilmiş ve bundan mutluluk duymaktadır. Bu yolla tanrılar katına yükseldiğini düşünmektedir. Zaten oyunun teması ve Kral Midas’ın trajik hatası bu noktadan doğuyor; hem gururlu, erişilmez tanrılar katında bir kral, hem de halktan yana görünmeye çalışan bir kişiliktir Midas ve bu tavrı yüzünden kendisine ve etrafına yabancılaşacaktır, oyun ilerledikçe.

Efsane ve gerçek
“Midas’ın Kulakları” bir efsane, bir oyun... Bir de, gerçek tarihi olay akla geliyor; Orta çağlarda İspanya ve İtalya’daki “Engizisyon Mahkemeleri”. Bu gerçek oyun şimdi Türkiye’de sahnede... Komedi de değil; trajedi... Yılmaz Özdil de bu insanlık trajedisini, ne güzel ifade etmiş: Özetleyeyim dedim ama ne mümkün! Tamamıyla okumak lazım. Gene de özetle, Tuncay Özkan’ın yıllardır ayrı kaldığı kızı Nazlıcan, orgeneralin kızı Pınar, albayın kızı İrem, yarbayın kızı Gökçen, astsubayın kızı Aybüke, rektörün, sendikacının çocukları, başsavcının kızı Sıla ve Balbay’ın yeni doğmuş çocuğu vb... Bu  “mahkûmların”  ve suçları kanıtlanmamış nice tutukluların çocuklarının suçları ne?
Arınç’ın kulakları Mustafa’nın, Tuncay’ın feryatlarını ancak şimdi biraz duymuş olsalar da, diğer nice masum ve mağdur çocukların seslerini duyuyorlar mı? Sağır sultanlar duydu, Çankaya’da mukim problemsiz  “sultan”  duyuyor mu?
Eski Yunan trajedilerinde yazar, oyunu içinden çıkılmaz hale getirince, sahneye  “ilahlı bir makine” indirir, “oyun” biterdi... Şimdi de, oyunu bitirmek Allah’a kaldı?

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları