Mide orkestrasından yankılanan cazırtılar

İsrafil K.KUMBASAR

Sövgü korosunda bir kakafonidir aldı başını gidiyor. Her kafadan ayrı ses çıkıyor.
Şefin kontrolü kaybetme ihtimali sıfıra yakın olduğuna göre, vatandaşa dinletilen ‘potpurideki’ seçkiler neden giderek şiddet ve kaos içermeye başladı.
Kemancı yayını ‘bağlamacının’ gözüne sokuyor, o ise mızrabıyla ‘davulcunun’yüzüne çizikler atıyor.
Tokmağı arada bir ‘piyanistin’omzuna indiren davulcu, kulağının dibinden gürleyen ‘zurnadan’ muzdarip.
‘Yaylı’çalgılara sahip olanlar, ‘vurmalılara’oranla nispeten zayıf durumda. ‘Üflemelilerin’ hali ise zaten insanda acıma duygusu uyandırıyor.
Koro birbirine girmiş. Ahenk içinde dillendirilen “Haydi bi daha, bi daha, bi daha” dizelerinin yerini, “Lanet ola, lanet ola” mırıldanmaları aldı.
Olacağı, olması gereken de buydu
zaten.
‘Marksist’, ‘muhafazakar’, ‘liberal’ ve daha bilmem kaç ‘farklı inanç/ideoloji’ temsilcisinin, Soros zorlaması, ABD dayatmasıyla bir araya getirilerek oluşturduğu ‘yapay koalisyonu’ böyle bir finalin beklemesi şaşırtıcı değil.

***


“Vur şu davula bi daha, bi daha
Hem coşup hem söyleyelim...”
İyi de tokmak başkasının elinde olunca ‘coşkunun’ süresine ve tonuna da onlar karar veriyor.
Korodaki derin çatlak, boyunlarında davul asılanların aslında ‘fikren’ ortada olmadıklarını, sadece ufak tefek ‘teselli ikramiyeleri’ ile pazara sürüldüklerini gösteriyor.
İcracıların şikayetleri, sinirden ‘sazlarını’ dişlemeye başlamaları gösteriyor ki herkes ‘birbirini’ idare etmiş ve bugüne kadar gelinmiş.
‘Milletin parası’ ile alınan enstrümanlar, ‘şatafatla’ donatılan konser salonları, ‘ışıltılı’ kıyafetler, ‘modern’ ses sistemleri ve bu ‘toplama’ koroyla yapılmak istenen milleti bir süre ‘koyun sürüsü’ yerine koyup, uyutmaktan ibaretmiş.
Kim olsa o cümbüşten yükselen nağmelere kulak kabartıp “Ne oluyor yahu” diyecek. Haliyle bir 5-10 yıl geçecek.
Nitekim öyle de oldu. Şimdi koro elemanları ‘yan çizmeye’ başladı.
Birinin çaldığı şarkıya öbürü itiraz
ediyor.
Kakafoni yeri göğü inletiyor.

***


Her şarkının mutlaka bir sonu vardır.
“Şenlik dağıldı, bir acı yel kaldı bahçede yalnız” denilecek noktadayız.
Vatandaşa meçhul ama ‘sövgü korosunun’ elemanlarına malum garabet koalisyonunun ‘gizli sözleşmesinden’ parçalar ufak ufak kamuoyuna yansıyor.
Elbette tam bir netlik, anlaşılırlık içinde değil.
Şimdilik sadece koro mensuplarının anlayabileceği ‘üstü kapalı’ sözler, ‘imalı’ ifadelerle birbirlerini ‘köşeye sıkıştırma’ derdindeler.
“Sen bu gücün kendinden olduğunu mu vehmediyorsun” dokundurmaları, “Ben elinden tutmasaydım, esamen okunmazdı” efelenmeleri almış başını gidiyor.
Sabır ve titizlikle takip etmek gerekiyor.
Türkiye’nin tarihindeki bu 10 yıllık süreç, bir gün tüm çıplaklığıyla ortaya dökülecektir.
Koro şefi daha şimdiden ‘ihanet mukavelesinin’ bir kaç yaprağını (kim bilir hangi hesap adına) sızdırdıysa, bunun arkası gelecektir.
Bundan hiç kimsenin kuşkusu olmasın.

***


Ortada aslında ‘ortak bir şarkı’ falan yok.
Farklı düşünceler, inançlar, etnik kimliklere sahip ama ‘midelerinden’ esir alınarak ‘ortak bir paydaları’ varmış gibi gösterilen garip bir güruh var.
Elbette fikir, inanç, siyasi kanaatler farklı olacaktır. Ama bu farklılıkları bir potada eritecek olan ‘yetim malı’ değil, ‘vicdan’ olmalıydı.
Vicdanı devre dışı bırakıp, mide üzerinden koalisyon kuranları ne hazin bir son beklemektedir, farkında mısınız?

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş