Millet iradesinin önündeki sibop

İsrafil K.KUMBASAR

Mısır’da bir hadise oldu.
Tahrir Meydanı’nda toplanan vatandaşlar, işbaşındaki ‘diktatörlük’ yönetimine karşı isyan bayrağını açtı.
Olaylar yalnızca 4 gün sürdü.
Olaylara dahil olan çeşitli uluslararası mihraklar ve yerel uzantıları, sonuçları ‘kendi lehlerine’ çevirmek için seferber oldular.
Ama, ‘en örgütlü’ hareket olan ‘Müslüman Kardeşler’ ağırlığını koyup kısa zaman içerisinde gelişmeleri kontrol altına aldı, halkın üzerine sürülen ‘polisi’ ve ‘orduyu’ da yanına çekerek ‘vaziyete’ hakim oldu.
Türkiye’de bir olay oldu?
Taksim meydanına yürüyen vatandaşlar, uluslararası mihrakların desteğini de arkasına alarak ülkeyi ‘diktatörlüğe’ götürmek isteyen işbirlikçi iktidara rest çekti.
Ülkenin dört bir yanı “Hükümet istifa” haykırışlarıyla inledi.
Olaylar tam 14 gün devam etti.
Ama gelin görün ki, gelişen toplumsal hareketi ‘kendi lehlerine’ çevirmesi gereken muhalefet partilerinin elleri ayakları birbirine dolandı, ne yapacaklarını şaşırdılar.
“Aman bizi karıştırmayın” deyip olup bitenleri ‘balkondan’ izlemeyi tercih ettiler.

***

Bırakın ‘gündem’ belirlemeyi, yazılan gündemi dahi ‘okumaktan’ aciz olan sözde muhalefet partilerine hükmedenler, kendileri ‘elleri kolları bağlı’ halde yan gelip yatarken, meydanlara inen vatandaşları ‘dış mihraklara’ hizmet etmekle suçlayarak iktidarın eline arayıp da bulamayacağı bir koz verdiler.
İlk önce olup bitenleri ‘üç beş çapulcunun işi’ diye geçiştiren; işin ciddiyetini kavradıktan sonra malum ‘bağlantılı’ örgütleri de devreye sokarak ‘geniş katılımlı’ bir hareketinin önüne geçip ‘vaziyete’ hakim olan iktidar sahipleri, daha sonra ‘dış güçler’ yaygarası ve ‘uydurma haberler’ ile kafaları karıştırarak, olup bitenlerden kendilerine bir ‘güç gösterisi’ payı çıkarmayı başardılar.
Ya o direnişinin arkasında gerçekten ‘dış mihraklar’ olsaydı, ya Soros fonlarından beslenenler ‘geleceklerine’ sahip çıkmak üzere harekete geçen kalabalıkları ‘ters köşeye’ yatırıp, ‘deliğe süpürmeye’ karar verilen teslimiyet iktidarının yerine ‘yeni bir işbirlikçi iktidar’ devşirmeyi başarsalardı?
Bunun sorumlusu kim olacaktı?

***

‘Bağıran adam’ var, ‘susan adam’ var, ‘oturan adam’ var, ‘duran adam’ var, ‘vuran adam’ var, ama ne yazık ki ‘düşünen adam’ yok
Çünkü Türkiye’de ‘düşünce’ ekseninde oluşan ‘gerçek anlamda’ bir muhalefet yok.
Eğer ’adam gibi’ bir muhalefet olsaydı, üzerine düşen vazifeyi yerine getirseydi, vatandaşlar “İş başa düştü” deyip soluğu Taksim’de alma gereği hissederler miydi?
‘Bir söylediği’ ötekisini tutmayan, meşruiyetini ‘iktidara yakın olmakta’ arayan ‘sahte’ bir muhalefet yapısı ile karşı karşıyayız.
Muhalefet partileri, ‘milli iradenin’ önünde adeta bir ‘sibop’ vazifesi icra ediyorlar.
Vatandaşlar, seçimlerde ‘iktidar’ ile mücadele etsin diye gidip bir partiye oy veriyorlar, sonra bir de ne görsünler, oylarını alan parti “Ülke şartları böyle gerektiriyor” bahanesi ile iktidar partisini ‘düştüğü çukurdan’ kurtarmaya çalışıyor.
Vatandaşlar, sandığa gidip muhalefete oy verseler ‘iktidara’ yarıyor, protesto edip oy kullanmamaya kalkışsalar ‘iktidara’ yarıyor.
‘Üçüncü’ yolu seçip ‘yeni bir parti’ kurmaya kalkışsalar, yine ‘iktidara’ yarayacak.

***

Diyelim ki, yarın bir ‘erken seçim’ kararı alındı ve millet ‘iradesini’ kullanmak üzere sandık başına gitti.
‘Hangi partiye’, ‘niçin’ oy verecek?
Ülkenin asıl sorunu ‘iktidar’ değil, bugüne kadar ona karşı ‘ciddi’ ve ‘tutarlı’ bir alternatif ortaya koyamayan ‘sözde’ muhalefet partileridir.
Muhalefet partileri ‘millete heyecan veremeyen’ yönetimlerden kurtarılmadıkça Türkiye’nin ‘teslimiyet iktidarından’ kurtarılması asla mümkün değildir.
Haydi işbaşına...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş