Milletin parası

A+A-
Muhiddin NALBANTOĞLU

Kahraman Türk ordusunun hemen her subayı kendisini Atatürk’ün yolunda görür ve yine her Türk subayı kendisini -haklı olarak-  Atatürk’ün bir askeri olarak algılar. Güzel bir şey. Amma o büyük adamın, millet ve vatan hassasiyetini de beraberlerinde taşırlarsa daha da güzel bir durum ortaya çıkar. Şimdi burada Atatürk’ün hayatından bir tek örnek vererek konuya açıklık getireyim. Nizamettin Nazif Tepedelenlioğlu’ndan dinlemiştim; Türk Kurtuluş Savaşı için (yoksulların savaşı) deyimi kullanılar. Bunun örnekleri çoktur. Bir tanesini verelim. Bilindiği gibi bu ölüm kalım savaşı sırasında Azerbaycan, Buhara ve Türkistan Türklerinin parasal yardımları olduğu gibi, Hindistan Müslümanlarının da (şimdi Pakistan deriz) parasal yardımları olmuştur. Pakistanlıların camilerde topladıkları yardımların Ankara’ya ulaştığı günlerde Türk ordularının Başkumandanı seçilen Mustafa Kemal Paşa en güvendiği kimselerden olan Hakimiyeti Milliye Gazetesi’nin Başyazarı ve müdürü olan Nizamettin Nazif Beyi yanına çağırır. Der ki “Nizamettin, şimdi sana iki süngülü koruma vereceğim. Bunları odanın kapısına dik. Bu paralar Pakistanlıların Anadolu mücadelesine gönderdikleri paralardır. Yanına iki güvenebileceğin arkadaşını da al. Bu paraları sayarak torbalara doldurup, Maliye Vekili’ne teslim et. Alacağın tesellüm makbuzunu da bana getir. Zira üç aydır mebus maaşlarını veremiyoruz.  Memur maaşlarını -keza- veremiyoruz. Bu para bize bir ilaç gibi tam zamanında yetişti.”
Nizameddin Bey de iki arkadaşıyla beraber Ulus Meydanı’nın ortasındaki Taşhan’ın bir odasında, süngülü nöbetçilerin koruması altında paraları sayarlar. Torbalara koyarlar. Daha sonra Maliye Vekili’ne teslim ederek aldıkları tesellüm makbuzunu istasyondaki Direksiyon binasına götürüp, Başkumandan’a teslim ederler. Bu arada paralar sayılırken basit bir olay geçmiştir. Saydıkları paralardan bir tek altın lira ellerinden kayarak yere düşer. Odanın tabanındaki aralıklardan aşağıdaki atların bağlandığı ahıra düşer. Önemsiz bir olay olarak Başkumandan’a bundan da bahseder. O büyük adamın birden kaşları çatılır. Elini kızgınlıkla masaya vurur. Bir aslan kükremesi gibi muhatabına çıkışır:
-Babanızın parasından mı bahsediyorsunuz? Milletin parası bu! O bir tek lira ile bir vatan parçası kurtulacak. Bir Mehmetçik’in hayatı kurtulacak. Hemen derhal gidin. O parayı arayıp bulun. Torbasına koyup, Maliye Vekili’ne teslim edin. Makbuzu yeniden tanzim edip, getirin. Haydi marş, marş....-
Neye uğradığını şaşıran Nizamettin Bey ve arkadaşları, soluğu Taşhan’ın ahırlarında alırlar. İdare lambasının loş ışığında o bir tek altın lirayı arayıp, bulurlar. Yeniledikleri tesellüm makbuzunu Başkumandan’a verirler. Başkumandan Mustafa Kemal Paşa, sevinç içindedir:
-Hah işte böyle. Aferin. Benim de size bir müjdem var; bugün tabldotta kuru fasulye ile pilav var- der.
Üç gündür medyada “golfçu general” deyimi altında haberler yayınlanmaktadır. Gazetelerimiz konuyla ilgili köşe yazıları yayınlıyorlar. (Aktütün Karakolu’na saldırı sırasında golf oynadığı için eleştirilen Hava Kuvvetleri Komutanı, tam bir golf aşığı çıktı. Konya ve Ankara’daki Ana Jet üslerine golf sahaları yapımını sürdürüyor. Bir golf sahasının maliyeti 500 bin ila 5 milyon YTL arasında değişiyor. Ayrıca, üstüne üstlük yıllık masrafları da 200 bin YTL’yi buluyor.)
Bir zengin sporu ve oyunu olarak bilinen golf Türk askerinin oyunu olur mu? Geçelim. Atatürk’ün izinde olduğunu her zaman vurgulayan Türk Ordusu’nun en güzel tarifini İstiklal Marşı’mız şairi Mehmet Akif Ersoy ifade eder:
Ordu mademaki efradını milletten alır,
Milletin keşmekeşinden nasıl azade kalır?..
Bu karşılaştırmadan ibret alır, varsa alan.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları